Ik at. | Yedim. |
Je ging. | Sen gittin. |
Hij kwam aan. | O geldi. |
Ze vertrok. | O ayrıldı. |
Wij zagen. | Gördük. |
Je deed het. | Yaptın. |
Ze kwamen. | Geldiler. |
Ik ging niet. | Gitmedim. |
Je at niet. | Sen yemedin. |
Ik werd wakker. | Uyandım. |
Ze kleedde zich aan. | O giyindi. |
We gingen naar bed. | Yatağa gittik. |
Ik ging gisteren. | Dün gittim. |
Ze arriveerde vorige week. | Geçen hafta geldi. |
We ontmoetten elkaar twee dagen geleden. | İki gün önce tanıştık. |
Ik maakte mijn werk af. | İşimi bitirdim. |
Je kocht een auto. | Sen bir araba aldın. |
Hij verloor zijn sleutels. | O anahtarlarını kaybetti. |
Ze vond haar telefoon. | O telefonunu buldu. |
We bezochten Parijs. | Paris'i ziyaret ettik. |
Ik had al gegeten toen je aankwam. | Sen geldiğinde ben zaten yemiştim. |
Ze hadden het afgemaakt voordat wij begonnen. | Biz başlamadan önce onlar bitirmişlerdi. |
Ik was aan het lezen toen de telefoon ging. | Telefon çaldığında okuyordum. |
Ze had de hele dag gewerkt. | Bütün gün boyunca çalışmıştı. |
We hadden nog nooit zo'n mooie zonsondergang gezien. | Böyle güzel bir gün batımını hiç görmemiştik. |
Het sneeuwt. | Kar yağıyor. |
Ik was net vertrokken toen het begon te regenen. | Daha yeni ayrılmıştım ki yağmur yağmaya başladı. |
Hij was vergeten me te bellen. | Beni aramayı unutmuştu. |
Ze hadden daar vijf jaar gewoond. | Beş yıl boyunca orada yaşamışlardı. |
Ik had een uur gewacht. | Bir saattir bekliyordum. |
Ze had Frans gestudeerd voordat ze naar Parijs verhuisde. | Paris'e taşınmadan önce Fransızca çalışmıştı. |
We waren nog nooit in dat restaurant geweest. | O restorana daha önce hiç gitmemiştik. |
Ik zal gaan | Gideceğim. |
Jij zult eten | Sen yiyeceksin. |
Hij zal komen | O gelecek. |
Zij zal vertrekken | O ayrılacak. |
Wij zullen zien | Göreceğiz. |
U zult doen | Yapacaksın. |
Zij zullen aankomen | Varacaklar. |
Ik ga vertrekken | Gideceğim. |
Jij gaat eten | Sen yiyeceksin. |
Wij gaan reizen | Seyahat edeceğiz. |
Ik zal morgen gaan | Yarın gideceğim. |
Zij zal volgende week aankomen | O önümüzdeki hafta gelecek. |
Wij zullen elkaar volgende maand ontmoeten | Gelecek ay buluşacağız. |
Ik zal mijn werk afmaken | İşimi bitireceğim. |
Jij zult een huis kopen | Bir ev alacaksın. |
Hij zal Frans leren. | O Fransızca öğrenecek. |
Zij zal geneeskunde studeren | O tıp okuyacak. |
Wij zullen het museum bezoeken | Müzeyi ziyaret edeceğiz. |
Ik zal je bellen | Seni arayacağım. |
Zij zullen volgend jaar terugkeren | Onlar gelecek yıl dönecekler. |
Ik zal het tegen die tijd af hebben. | O zamana kadar bitirmiş olacağım. |
Ze zal vertrokken zijn voordat je aankomt. | Sen gelmeden önce o gitmiş olacak. |
We zullen hier al een jaar hebben gewoond. | Burada bir yıldır yaşıyor olacağız. |
Ik sta op het punt te vertrekken. | Gitmek üzereyim. |
Ze zullen zo aankomen. | Varmak üzereler. |
Ik zal op dat moment aan het werk zijn. | O zaman çalışıyor olacağım. |
Ze zal aan het studeren zijn wanneer je belt. | Sen aradığında o ders çalışıyor olacak. |
We zullen het project tegen vrijdag hebben afgerond. | Cuma'ya kadar projeyi tamamlamış olacağız. |
Ik denk dat het morgen zal regenen. | Yarın yağmur yağacak, sanırım. |
Ik weet zeker dat ze zal slagen. | Eminim o başaracak. |
Ik betwijfel dat ze zullen komen. | Geleceklerinden şüpheliyim. |
Ik at. | Yiyordum. |
Je ging. | Gidiyordun. |
Hij sliep. | O uyuyordu. |
Zij las. | O okuyordu. |
Wij speelden. | Oynuyorduk. |
Je werkte. | Çalışıyordun. |
Zij studeerden. | Onlar ders çalışıyorlardı. |
Ik ging naar school. | Okula giderdim. |
We woonden in Parijs. | Eskiden Paris'te yaşardık. |
Ze speelde piano. | O piyano çalardı. |
Het regende. | Yağmur yağıyordu. |
De zon scheen. | Güneş parlıyordu. |
Ik was gelukkig. | Mutlu oluyordum. |
We waren vrienden. | Biz arkadaş oluyorduk. |
Ze waren moe. | Onlar yorgunlardı. |
Ik bezocht mijn grootmoeder elke zondag. | Her pazar büyükannemi ziyaret ederdim. |
Hij kwam altijd te laat. | Her zaman geç kalırdı. |
Ze las vaak 's avonds. | O akşamları sık sık kitap okurdu. |
We woonden in Londen op dat moment. | O zaman Londra'da yaşıyorduk. |
Het werd donker. | Hava kararıyordu. |
De kinderen speelden in de tuin. | Çocuklar bahçede oynuyorlardı. |
Ik dacht aan je. | Seni düşünüyordum. |
Zij wachtten op de bus. | Otobüsü bekliyorlardı. |
Ze droeg een blauwe jurk. | O mavi bir elbise giyiyordu. |
We waren aan het eten toen de telefoon ging. | Telefon çaldığında yemek yiyorduk. |
Ik stond op het punt te vertrekken. | Gitmek üzereydim. |
Ik zou gaan | Giderdim. |
Jij zou eten | Yerdin. |
Hij zou komen | O gelirdi. |
Zij zou vertrekken | O giderdi. |
Wij zouden zien | Görürdük. |
je zou doen | Yapardın. |
Zou u mij kunnen helpen? | Bana yardımcı olabilir misiniz? |
Zou u wat koffie willen? | Biraz kahve ister misiniz? |
Ik zou graag willen gaan | Gitmek isterim. |
Ik zou liever blijven | Kalmayı tercih ederdim. |
Als ik tijd had, zou ik reizen | Eğer zamanım olsaydı, seyahat ederdim. |
Als jij studeerde, zou je slagen | Eğer çalışsaydın, geçerdin. |
Ik zou een auto kopen als ik geld had | Eğer param olsaydı, bir araba alırdım. |
We zouden Frankrijk bezoeken als we konden. | Gidebilseydik Fransa'yı ziyaret ederdik. |
Zij zou blij zijn als zij won | O kazansa mutlu olurdu. |
Als ik jou was, zou ik het accepteren. | Senin yerinde olsaydım, kabul ederdim. |
Ik zou zijn gegaan als ik het had geweten. | Eğer bilseydim, gitmiş olurdum. |
Ze zou gebeld hebben als ze tijd had. | Zamanı olsaydı aramış olurdu. |
We zouden eerder zijn aangekomen als er geen verkeer was geweest. | Trafik olmasaydı daha erken varırdık. |
Ik zou liever thuis blijven. | Evde kalmayı tercih ederdim. |
Zou u het raam willen sluiten? | Pencereyi kapatmanızın bir sakıncası olur mu? |
Ik zou uw hulp op prijs stellen. | Yardımınızı takdir ederdim. |
Als het mogelijk was, zou ik het doen. | Eğer mümkün olsaydı, bunu yapardım. |
Ik zou dat nooit doen. | Bunu asla yapmazdım. |
Ze zou altijd helpen als haar gevraagd werd. | Sorulsa her zaman yardım ederdi. |
Het boek werd door hem geschreven. | Kitap onun tarafından yazıldı. |
Het huis wordt gebouwd. | Ev inşa ediliyor. |
De brief werd gisteren verstuurd. | Mektup dün gönderildi. |
De auto zal worden gerepareerd. | Araba tamir edilecek. |
Het probleem is opgelost. | Sorun çözüldü. |
De deur werd geopend. | Kapı açıldı. |
Het raam werd gebroken. | Pencere kırıldı. |
De maaltijd wordt bereid. | Yemek hazırlanıyor. |
Het rapport werd vorige week afgerond. | Rapor geçen hafta bitirildi. |
De vergadering zal morgen worden gehouden. | Toplantı yarın yapılacak. |
De beslissing werd door de commissie genomen. | Karar komite tarafından verildi. |
Het gebouw werd door de brand verwoest. | Bina yangında yıkıldı. |
Het werk wordt door professionals gedaan. | İş profesyoneller tarafından yapılıyor. |
De vraag werd correct beantwoord. | Soru doğru cevaplandı. |
Het pakket is bezorgd. | Paket teslim edildi. |
De film werd geregisseerd door een beroemde regisseur. | Film ünlü bir yönetmen tarafından yönetildi. |
Het lied wordt door kinderen gezongen. | Şarkı çocuklar tarafından söyleniyor. |
De regels moeten worden gevolgd. | Kurallara uyulmalıdır. |
De fout had moeten worden vermeden. | Hata önlenmeliydi. |
Het project wordt naar verwachting binnenkort voltooid. | Projenin yakında tamamlanması bekleniyor. |
De informatie werd mij gegeven. | Bilgi bana verildi. |
De uitnodiging werd geaccepteerd. | Davet kabul edildi. |
Het probleem moet worden aangepakt. | Sorunun ele alınması gerekiyor. |
Het document is beoordeeld. | Belge gözden geçirilmiştir. |
Het evenement werd door vrijwilligers georganiseerd. | Etkinlik gönüllüler tarafından düzenlendi. |
De taart werd door mijn moeder gemaakt. | Kek annem tarafından yapıldı. |
Het bericht werd ontvangen. | Mesaj alındı. |
De taak zal door experts worden gedaan. | İş uzmanlar tarafından yapılacak. |
Hij zei dat hij moe was. | Yorgun olduğunu söyledi. |
Ze vertelde me dat ze zou komen. | Bana geleceğini söyledi. |
Ze zeiden dat ze klaar waren. | Bitirdiklerini söylediler. |
Ik vertelde hem dat ik wegging. | Ona gideceğimi söyledim. |
Ze zei dat ze de film had gezien. | Filmi gördüğünü söyledi. |
Hij vertelde me dat hij later zou bellen. | Bana daha sonra arayacağını söyledi. |
Ze zeiden dat ze zouden gaan reizen. | Seyahat edeceklerini söylediler. |
Ik vroeg of ze klaar was. | Hazır olup olmadığını sordum. |
Hij vroeg waar ik naartoe ging. | Nereye gittiğimi sordu. |
Ze vroeg hoe laat het was. | Saat kaç olduğunu sordu. |
Ze vroegen wanneer we zouden aankomen. | Bize ne zaman varacağımızı sordular. |
Ik vroeg hem waarom hij te laat was. | Ona neden geç kaldığını sordum. |
Ze zei tegen mij dat ik moest wachten. | Bana beklememi söyledi. |
Hij vroeg me om niet weg te gaan. | Benden ayrılmamamı istedi. |
Ze zeiden tegen ons dat we stil moesten zijn. | Bize sessiz olmamızı söylediler. |
Ik zei dat ik de hele dag had gewerkt. | Bütün gün çalıştığımı söyledim. |
Ze vertelde me dat ze daar nog nooit geweest was. | Bana oraya hiç gitmediğini söyledi. |
Hij zei dat hij tegen die tijd klaar zou zijn geweest. | O, o zamana kadar bitirmiş olacağını söyledi. |
Ze vertelden ons dat ze aan het wachten waren geweest. | Bize beklediklerini söylediler. |
Ik vroeg of hij de e-mail had gezien. | E-postayı görüp görmediğini sordum. |
Ze vroeg of we wilden komen. | Gelemek isteyip istemediğimizi sordu. |
Hij vertelde me dat hij niet kon helpen. | Bana yardım edemeyeceğini söyledi. |
Ze zeiden dat ze misschien later zouden komen. | Daha sonra gelebileceklerini söylediler. |
Ik vertelde haar dat ik moest vertrekken. | Ona gitmem gerektiğini söyledim. |
Ze zei dat ze had moeten bellen. | Araması gerektiğini söyledi. |
Hij vroeg me om hem te helpen. | O benden ona yardım etmemi istedi. |
Ze zeiden tegen ons dat we ons geen zorgen moesten maken. | Bize endişelenmememizi söylediler. |
Ik zei dat ik daar zou zijn. | Orada olacağımı söyledim. |
Ik zal je bellen wanneer ik aankom. | Vardığımda seni arayacağım. |
Ze vertrok omdat ze moe was. | O gitti çünkü yorgundu. |
We bleven thuis omdat het regende. | Yağmur yağdığı için evde kaldık. |
Ik studeer zodat ik het examen kan halen. | Sınavı geçebilmek için ders çalışıyorum. |
Hij werkt hard om te slagen. | Başarılı olmak için çok çalışıyor. |
Als het regent, blijven we binnen. | Yağmur yağarsa, içeride kalacağız. |
Hoewel het laat was, gingen we door. | Geç olmasına rağmen devam ettik. |
Hoewel ze het druk had, hielp ze. | Meşgul olmasına rağmen yardım etti. |
Terwijl ik aan het koken was, ging de telefoon. | Ben yemek yaparken telefon çaldı. |
Voordat je vertrekt, sluit alsjeblieft het raam. | Lütfen gitmeden önce pencereyi kapat. |
Nadat ik klaar ben met werken, ga ik naar huis. | İşi bitirdikten sonra eve gideceğim. |
Totdat je aankomt, zal ik hier wachten. | Sen gelene kadar burada bekleyeceğim. |
Zodra ik het nieuws hoorde, belde ik. | Haberi duyar duymaz, aradım. |
Ik zal je helpen, op voorwaarde dat je het vraagt. | Sana yardım edeceğim, eğer sorarsan. |
Als je je niet haast, kom je te laat. | Acele etmezsen, geç kalırsın. |
Ik vind het leuk omdat het interessant is. | İlginç olduğu için onu seviyorum. |
Nu je hier bent, laten we beginnen. | Burada olduğuna göre, başlayalım. |
Ik ging naar de winkel zodat ik eten kon kopen. | Yiyecek alabilmek için mağazaya gittim. |
Ze studeerde hard om goede cijfers te krijgen. | İyi notlar almak için çok çalıştı. |
Ik zal komen als je me uitnodigt. | Beni davet edersen gelirim. |
Hoewel het duur was, heb ik het gekocht. | Pahalı olmasına rağmen, onu aldım. |
Hoewel hij het probeerde, faalde hij. | Denediği halde başarısız oldu. |
Terwijl zij aan het lezen was, was hij aan het koken. | O okurken, o yemek pişiriyordu. |
Voordat we beginnen, laat me het uitleggen. | Başlamadan önce, izin ver açıklayayım. |
Nadat ze vertrok, realiseerde ik me mijn fout. | O ayrıldıktan sonra hatamı fark ettim. |
Ik wachtte tot hij aankwam. | O gelene kadar bekledim. |
Zodra ik haar zag, glimlachte ik. | Onu görür görmez gülümsedim. |
Ik zal gaan, mits het weer goed is. | Hava iyi olduğu takdirde gideceğim. |
Tenzij je studeert, zul je niet slagen. | Çalışmazsan geçemezsin. |
Hoe meer ik leer, hoe meer ik besef dat ik niets weet. | Ne kadar çok öğrenirsem, o kadar çok bilmediğimi fark ediyorum. |
Niet alleen kwam ze te laat, maar ze vergat ook de documenten. | Sadece geç kalmadı, aynı zamanda belgeleri de unuttu. |
Of je gaat met me mee, of ik ga alleen. | Ya sen benimle gelirsin, ya da ben yalnız giderim. |
Noch hij noch zij waren aanwezig. | Ne o ne de o orada vardı. |
Zowel de leraar als de leerlingen waren blij. | Hem öğretmen hem de öğrenciler mutluydu. |
Ik zie hem. | Onu görüyorum. |
Ik zie haar. | Onu görüyorum. |
Ik zie hen. | Onları görüyorum. |
Ik hou van jou. | Sizi seviyorum. |
Ik hou van jou. | Sizi seviyorum. |
Ik geef het je. | Onu size veriyorum. |
Ik geef het je. | Onu size veriyorum. |
Zij schrijft mij. | O bana yazıyor. |
Hij spreekt tegen ons. | O bize konuşuyor. |
We vertellen hen. | Onlara söylüyoruz. |
Ik bel je. | Sizi arıyorum. |
Ik bel je. | Sizi arıyorum. |
Ik wacht op jou. | Sizi bekliyorum. |
Ik wacht op jou. | Sizi bekliyorum. |
Ik heb het nodig. | Buna ihtiyacım var. |
Ik gaf hem het boek. | Ona kitabı verdim. |
Ze liet mij de foto zien. | O bana fotoğrafı gösterdi. |
We vertelden hen het nieuws. | Onlara haberi söyledik. |
Ik heb het voor haar gekocht. | Onu ona aldım. |
Hij stuurde ons een bericht. | Bize bir mesaj gönderdi. |
Ik kan ze niet vinden. | Onları bulamıyorum. |
Ze vindt het niet leuk. | O onu sevmiyor. |
We hebben hem niet gezien. | Onu görmedik. |
Ik zal je helpen. | Sana yardım edeceğim. |
Ze hebben ons uitgenodigd. | Bizi davet ettiler. |
De man die hier is. | Burada olan adam. |
Het boek dat ik heb gelezen. | Okuduğum kitap. |
De vriend wiens auto ik geleend heb. | Arabasını ödünç aldığım arkadaş. |
De stad waar ik woon. | Benim yaşadığım şehir. |
De persoon die ik ontmoette. | Tanıştığım kişi. |
Het huis dat te koop is. | Satılık olan ev. |
De film die ik heb gezien. | Benim izlediğim film. |
De leraar die Frans geeft. | Fransızca öğreten öğretmen. |
Het restaurant waar we aten. | Yediğimiz restoran. |
De vriend wiens verjaardag het is. | Doğum günü olan arkadaş. |
De auto die ik wil. | Benim istediğim araba. |
De dag waarop we elkaar ontmoetten. | Tanıştığımız gün. |
De reden waarom ik kwam. | Geldiğim sebep. |
Het boek waarvan ik sprak. | Bahsettiğim kitap. |
De mensen die hier werken. | Burada çalışan insanlar. |
De vrouw wier zoon dokter is. | Oğlu doktor olan kadın. |
De plaats waar ik geboren ben. | Benim doğduğum yer. |
De tijd waarin alles veranderde. | Her şeyin değiştiği zaman. |
De reden waarom ik hier ben. | Burada olmamın sebebi. |
De persoon aan wie ik schreef. | Yazdığım kişi. |
Het bedrijf waarvoor ik werk. | Çalıştığım şirket. |
De studenten van wie de examens moeilijk waren. | Sınavları zor olan öğrenciler. |
Het moment waarop ik me realiseerde. | Fark ettiğim an. |
De manier waarop ze het oploste. | Onu çözdüğü yol. |
Het ding dat het meest telt. | En çok önem taşıyan şey. |
Ik wil dat je komt. | Gelmeni istiyorum. |
Het is belangrijk dat je studeert. | Çalışman önemli. |
Ik ben blij dat je hier bent. | Burada olduğun için mutluyum. |
Ik betwijfel of hij zal komen. | Onun gelip gelmeyeceğinden şüpheliyim. |
Het is nodig dat we vertrekken. | Gerek ki gidelim. |
Ik heb liever dat je blijft. | Kalmanı tercih ederim. |
Het is beter dat ze het weet. | Onun bilmesi daha iyi olur. |
Ik ben bang dat het gaat regenen. | Yağmur yağacak diye korkuyorum. |
Het is mogelijk dat hij gelijk heeft. | Onun haklı olması mümkün. |
Het spijt me dat je ziek bent. | Hasta olduğun için üzgünüm. |
Het is essentieel dat we op tijd aankomen. | Zamanında gelmemiz çok önemli. |
Ik denk niet dat hij zal komen. | Sanmıyorum ki o gelsin. |
Het is vreemd dat ze vertrokken is. | Onun gitmiş olması garip. |
Ik hoop dat je slaagt. | Dilerim ki başarsın. |
Het is noodzakelijk dat ik ga. | Gerek ki gideyim. |
Ik stel voor dat je ruste. | Dinlenmeni öneriyorum. |
Het is cruciaal dat we het vandaag afmaken. | Bugün bitirmemiz çok önemli. |
Ik eis dat je kome. | Israr ediyorum ki gelesin. |
Het wordt aanbevolen dat je vroeg aankomt. | Erken gelmeniz tavsiye edilir. |
Ik eis dat je het uitlegt. | Senden açıklama yapmanı talep ediyorum. |
Het is van vitaal belang dat we nu handelen. | Şimdi harekete geçmeliyiz. |
Ik eis dat je dit voltooit. | Bunu tamamlamanı talep ediyorum. |
Het is noodzakelijk dat we slagen. | Başarmamız şart. |
Ik wou dat je hier was. | Keşke burada olsan. |
Het is onwaarschijnlijk dat ze zal instemmen. | Onun kabul etmesi muhtemel değil. |
Groter | Daha büyük. |
Kleiner | Daha küçük. |
Beter | Daha iyi. |
Slechter | Daha kötü. |
Mooier. | Daha güzel. |
Goedkoper | Daha az pahalı. |
zo groot als. | kadar büyük |
De grootste | En büyük. |
De kleinste | En küçük. |
De beste | En iyi. |
De slechtste | En kötü. |
De mooiste. | En güzel. |
Het minst duur. | En ucuz. |
Ze is langer dan ik. | O benden daha uzun. |
Dit is het beste restaurant. | Burası en iyi restoran. |
Hij is net zo slim als zijn broer. | O kardeşi kadar zeki. |
Dit is moeilijker. | Bu daha zor. |
Het is de mooiste stad. | En güzel şehir. |
Ik heb meer geld dan jij. | Senden daha fazla param var. |
Ze is de jongste. | O en genç. |
Dit is minder ingewikkeld dan ik dacht. | Bu düşündüğümden daha az karmaşık. |
Hij is het meest ervaren. | O en deneyimli. |
Het is beter dan niets. | Hiç yoktan iyidir. |
Ze is net zo getalenteerd als haar zus. | O kız kardeşi kadar yetenekli. |
Dit is de minst dure optie. | Bu en ucuz seçenek. |
Hij is intelligenter dan zijn klasgenoten. | O, sınıf arkadaşlarından daha zeki. |
Het is het interessantste boek dat ik gelezen heb. | Bu, okuduğum en ilginç kitap. |
Ze is minder zelfverzekerd dan vroeger. | O, öncekinden daha az kendinden emin. |
Dit is veel beter dan de vorige versie. | Bu, önceki sürümden çok daha iyi. |
Hij is veel langer dan zijn vader. | O babasından çok daha uzun. |
Ik denk dat dat een goed idee is. | Bence bu iyi bir fikir. |
Naar mijn mening zouden we moeten wachten. | Bence beklemeliyiz. |
Ik geloof dat het belangrijk is. | Önemli olduğuna inanıyorum. |
Ik ben het met je eens. | Sana katılıyorum. |
Ik ben het er niet mee eens. | Katılmıyorum. |
Ik ben het er gedeeltelijk mee eens. | Kısmen katılıyorum. |
Ik ben het er helemaal mee oneens. | Kesinlikle katılmıyorum. |
Dat is een goed punt. | İyi bir nokta. |
Ik begrijp wat je bedoelt. | Ne demek istediğini anlıyorum. |
Dat denk ik niet. | Sanmıyorum. |
Ik geef de voorkeur aan deze optie. | Bu seçeneği tercih ederim. |
Ik zou liever naar huis gaan. | Eve gitmeyi tercih ederim. |
Ik stel voor dat we een andere aanpak proberen. | Farklı bir yaklaşım denemeyi öneriyorum. |
Ik raad dit restaurant aan. | Bu restoranı tavsiye ederim. |
Ik denk dat we het moeten heroverwegen. | Bence yeniden değerlendirmeliyiz. |
Naar mijn mening is dat logisch. | Bana göre mantıklı. |
Ik ben ervan overtuigd dat dit klopt. | Bunun doğru olduğuna ikna oldum. |
Daar ben ik niet zeker van. | Bundan emin değilim. |
Ik heb mijn twijfels. | Şüphelerim var. |
Ik ben voor dit plan. | Bu planı destekliyorum. |
Ik ben tegen dit voorstel. | Bu öneriye karşıyım. |
Ik denk dat het de moeite waard is om het te proberen. | Bence denemeye değer. |
Ik denk niet dat het nodig is. | Bence gerekli değil. |
Ik heb hier een sterke mening over. | Bu konuda güçlü duygularım var. |
Ik heb gemengde gevoelens. | Karışık duygularım var. |
Ik sta open voor suggesties. | Önerilere açığım. |
Ik hoor graag jouw mening. | Fikrini duymak isterim. |
Wat vind je? | Ne düşünüyorsun? |
Ben je het ermee eens? | Katılıyor musunuz? |
Dokter | Doktor. |
Lerares | Öğretmen. |
Ingenieur | Mühendis |
Advocaat | Avukat. |
Verpleegkundige | Hemşire. |
Kok | aşçı |
Architect | Mimar |
Accountant | Muhasebeci |
Manager | Yönetici |
Secretaresse | Sekreter. |
Ik werk op een kantoor | Bir ofiste çalışıyorum. |
Zij is dokter | O bir doktor. |
Hij werkt als leraar | O öğretmen olarak çalışıyor. |
Ik heb een vergadering | Toplantım var. |
Wij werken samen | Birlikte çalışıyoruz. |
Ik moet dit project afmaken | Bu projeyi bitirmem gerekiyor. |
Zij zoekt een baan | O iş arıyor. |
Hij is gepromoveerd | O terfi etti. |
Ik begin om negen uur te werken | İşe dokuzda başlıyorum. |
Wij zijn om vijf uur klaar | Beşte bitiriyoruz. |
Ik ben op vakantie | Tatildeyim. |
Zij is met pensioen | O emekli. |
Hij is werkloos | O işsiz. |
Ik verdien een goed salaris | İyi bir maaş kazanıyorum. |
Wij hebben een deadline | Son teslim tarihimiz var. |
Ik heb morgen een sollicitatiegesprek. | Yarın iş görüşmem var. |
Ze diende haar cv in. | O özgeçmişini teslim etti. |
We moeten een vergadering plannen. | Bir toplantı planlamamız gerekiyor. |
Ik heb mijn collega een e-mail gestuurd. | Meslektaşıma bir e-posta gönderdim. |
Hij gaf een presentatie. | Bir sunum yaptı. |
We bespraken het project. | Projeyi tartıştık. |
Ik moet een rapport voorbereiden. | Bir rapor hazırlamam gerekiyor. |
Ze werkt thuis. | O evden çalışıyor. |
Hij is op zakenreis. | O iş seyahatinde. |
Ik heb een conference call. | Bir telekonferansım var. |
Ik zou graag een vergadering willen plannen. | Bir toplantı ayarlamak istiyorum. |
Zouden we een telefoongesprek kunnen plannen? | Bir telefon görüşmesi ayarlayabilir miyiz? |
Ik schrijf u om ons gesprek op te volgen. | Görüşmemizi takip etmek için yazıyorum. |
Dank u voor uw e-mail. | E-postanız için teşekkür ederim. |
Ik zie ernaar uit om van u te horen. | Cevabınızı bekliyorum. |
In de bijlage vindt u. | Ekte bulabilirsiniz. |
Ik zou uw feedback op prijs stellen. | Geri bildiriminizi memnuniyetle beklerim. |
Laat het mij weten als u vragen heeft. | Herhangi bir sorunuz olursa bana bildirin. |
Ik ben volgende week beschikbaar. | Gelecek hafta müsaitim. |
Zouden we dit verder kunnen bespreken? | Bunu daha ayrıntılı olarak görüşebilir miyiz? |
Ik stel voor dat we aanstaande maandag afspreken. | Gelecek Pazartesi buluşmamızı öneriyorum. |
De agenda voor de vergadering is bijgevoegd. | Toplantı gündemi ektedir. |
Ik zou graag mijn ideeën willen presenteren. | Fikirlerimi sunmak isterim. |
We moeten over de voorwaarden onderhandelen. | Şartları müzakere etmemiz gerekiyor. |
Ik stel voor dat we het contract doornemen. | Sözleşmeyi gözden geçirmemizi öneriyorum. |
Laten we het budget bespreken. | Bütçeyi görüşelim. |
Ik moet enkele punten verduidelijken. | Birkaç noktayı netleştirmem gerekiyor. |
We zouden de alternatieven moeten overwegen. | Alternatifleri değerlendirmeliyiz. |
Ik ben ervan overtuigd dat we tot een overeenkomst kunnen komen. | Anlaşmaya varabileceğimizden eminim. |
We moeten een beslissing nemen. | Bir karar almamız gerekiyor. |
Ik zou graag een oplossing voorstellen. | Bir çözüm önermek istiyorum. |
Laat me de belangrijkste punten samenvatten. | Ana noktaları özetleyeyim. |
We moeten deze kwestie aanpakken. | Bu sorunu ele almamız gerekiyor. |
Ik zou graag een vergadering willen inplannen. | Bir toplantı ayarlamak istiyorum. |
Kunt u mij de details sturen? | Detayları bana gönderebilir misiniz? |
Ik neem contact op naar aanleiding van ons gesprek. | Görüşmemizi takip ediyorum. |
We moeten de details afronden. | Detayları kesinleştirmemiz gerekiyor. |
Ik zou graag de afspraak bevestigen. | Randevuyu teyit etmek istiyorum. |
Laat mij alstublieft weten wanneer u beschikbaar bent. | Lütfen müsaitlik durumunuzu bildirir misiniz? |
Ik schrijf u om u te informeren. | Sizi bilgilendirmek için yazıyorum. |
We moeten onze inspanningen coördineren. | Çabalarımızı koordine etmemiz gerekiyor. |
Ik zou een snelle reactie op prijs stellen. | Hızlı bir yanıt verirseniz memnun olurum. |
Laten we een vervolgbijeenkomst inplannen. | Takip toplantısı planlayalım. |
Ik moet u bijpraten over de voortgang. | İlerleme hakkında sizi bilgilendirmem gerekiyor. |
We zouden dit persoonlijk moeten bespreken. | Bunu yüz yüze görüşmeliyiz. |
Ben je morgen vrij? | Yarın müsait misin? |
Zou je willen afspreken voor een kop koffie? | Kahve için buluşmak ister misiniz? |
Hoe laat komt het je uit? | Sizin için saat kaçta uygun? |
Ik ben 's middags beschikbaar. | Öğleden sonra müsaitim. |
Laten we bij het restaurant afspreken. | Restoranda buluşalım. |
Ik kan het vrijdag niet. | Cuma gelemem. |
Wat dacht je van volgende week? | Gelecek hafta ne dersin? |
Ik moet mijn agenda controleren. | Programımı kontrol etmem gerekiyor. |
Laat me de tijd bevestigen. | Saati teyit edeyim. |
Ik zal je bellen om een afspraak te maken. | Bir toplantı ayarlamak için seni arayacağım. |
We zouden een datum moeten vastleggen. | Bir tarih belirlemeliyiz. |
Ik zou graag een afspraak willen maken. | Randevu almak istiyorum. |
Heb je nog ruimte in je agenda? | Müsait misiniz? |
Ik heb het deze week druk. | Bu hafta meşgulüm. |
Laten we het verplaatsen naar volgende maand. | Gelecek aya erteleyelim. |
Ik moet onze afspraak afzeggen. | Toplantımızı iptal etmem gerekiyor. |
Kunnen we het uitstellen? | Bunu erteleyebilir miyiz? |
Ik laat het je weten als er iets verandert. | Bir şey değişirse haber veririm. |
Hoe ziet je agenda eruit? | Programın nasıl? |
Ik heb een opening op dinsdag. | Salı günü için bir boşluğum var. |
Laten we iets plannen voor het weekend. | Hafta sonu için bir şeyler planlayalım. |
Ik moet met mijn team afstemmen. | Ekibimle koordinasyon sağlamam gerekiyor. |
We zouden van tevoren moeten boeken. | Önceden rezervasyon yapmalıyız. |
Ik stuur je een agenda-uitnodiging. | Sana bir takvim daveti göndereceğim. |
Laten we de details bevestigen. | Detayları doğrulayalım. |
Ik kijk uit naar onze afspraak. | Toplantımızı dört gözle bekliyorum. |
We moeten een tijd vinden die voor iedereen uitkomt. | Herkes için uygun bir zaman bulmamız gerekiyor. |
Ik laat je weten hoe laat. | Saat konusunda sana döneceğim. |
Laten we halverwege afspreken. | Orta noktada buluşalım. |
Ik zal het per e-mail bevestigen. | E-posta ile teyit edeceğim. |
Ik lees graag | Okumayı seviyorum. |
Zij speelt tennis | O tenis oynar. |
Hij speelt gitaar | O gitar çalıyor. |
Wij gaan zwemmen | Yüzmeye gideriz. |
Ik kook graag | Yemek yapmaktan hoşlanıyorum. |
Zij danst graag | O dans etmeyi çok seviyor. |
Hij doet yoga | O yoga yapıyor. |
Wij wandelen | Yürüyüşe gidiyoruz. |
Ik speel schaak | Satranç oynarım. |
Zij schildert | O resim yapar. |
Hij fotografeert | O fotoğraf çeker. |
Wij kijken naar films | Biz filmler izleriz. |
Ik luister naar muziek | Müzik dinliyorum. |
Zij gaat naar het theater | O tiyatroya gider. |
Hij verzamelt postzegels | O pul toplar. |
Wij spelen bordspellen | Masa oyunları oynarız. |
Ik ga naar de sportschool | Spor salonuna gidiyorum. |
Zij tuiniert | O bahçecilik yapıyor. |
Hij gaat vissen | O balık tutmaya gider. |
Wij spelen voetbal | Biz futbol oynuyoruz. |
Ik fiets | Bisiklet sürüyorum. |
Zij gaat hardlopen | O koşuya çıkar. |
Hij speelt videogames | O video oyunları oynar. |
Wij gaan kamperen | Kampa gidiyoruz. |
Ik schrijf gedichten | Şiir yazarım. |
Ik ben gepassioneerd door fotografie. | Fotoğrafçılığa tutkuluyum. |
Ze houdt van rotsklimmen. | O kaya tırmanışından hoşlanıyor. |
Hij houdt van houtbewerking. | O marangozluk yapmaktan hoşlanır. |
We gaan graag naar concerten. | Konserlere gitmeyi çok seviyoruz. |
In mijn vrije tijd lees ik. | Boş zamanlarımı okumaya ayırıyorum. |
Ze vindt schilderen ontspannend. | O resim yapmayı rahatlatıcı buluyor. |
Hij is geïnteresseerd in astronomie. | Astronomiye ilgi duyuyor. |
We vinden het leuk om nieuwe restaurants te proberen. | Yeni restoranları denemekten hoşlanıyoruz. |
Ik geef de voorkeur aan buitenactiviteiten. | Açık hava etkinliklerini tercih ederim. |
Ze houdt ervan om nieuwe hobby's uit te proberen. | Yeni hobiler denemeyi sever. |
Luchthaven | Havalimanı |
Vlucht | Uçuş |
Ticket | Bilet. |
Paspoort | Pasaport |
Bagage | Bagaj |
Hotel | otel |
Reservering | Rezervasyon |
Kamer | Oda. |
Ik heb een ticket nodig | Bir bilete ihtiyacım var. |
Waar is de luchthaven? | Havalimanı nerede? |
Ik heb een reservering | Rezervasyonum var. |
Inchecken, alstublieft | Check-in lütfen. |
Hoe laat is de vlucht? | Uçuş saat kaçta? |
Ik heb mijn bagage verloren | Bagajımı kaybettim. |
Waar is het treinstation? | Tren istasyonu nerede? |
Hoe kom ik bij het centrum? | Şehir merkezine nasıl giderim? |
Ik wil een auto huren | Araba kiralamak istiyorum. |
Hoeveel kost het? | Bu ne kadar? |
Ik zoek een hotel | Bir otel arıyorum. |
Heeft u een kamer beschikbaar? | Boş bir odanız var mı? |
Ik zou graag willen uitchecken. | Çıkış yapmak istiyorum. |
Waar kan ik een metrokaartje kopen? | Metro bileti nereden alabilirim? |
Welk perron? | Hangi peron? |
Is deze stoel bezet? | Bu koltuk dolu mu? |
Ik ga naar Parijs. | Paris'e gidiyorum. |
We zijn veilig aangekomen. | Güvenli bir şekilde vardık. |
Ik reis voor zaken. | İş için seyahat ediyorum. |
Ze is op vakantie. | O tatilde. |
We zijn toeristen. | Biz turistiz. |
Ik heb aanwijzingen nodig. | Yol tarifi lazım. |
Ik moet geld wisselen. | Döviz bozdurmam gerekiyor. |
Waar is het toeristenbureau? | Turist bilgi merkezi nerede? |
Ik wil graag een kamer boeken. | Bir oda ayırtmak istiyorum. |
Wat is de inchecktijd? | Check-in saati kaçta? |
Is het ontbijt inbegrepen? | Kahvaltı dahil mi? |
Ik moet mijn reservering annuleren. | Rezervasyonumu iptal etmem gerekiyor. |
De vlucht is vertraagd. | Uçuş gecikmiştir. |
Ik heb een aansluitende vlucht. | Aktarmalı uçuşum var. |
Winkel. | Mağaza. |
kopen | Satın almak. |
verkopen | satmak |
Prijs. | Fiyat. |
Geld. | Para. |
creditcard | Kredi kartı. |
Contant. | Nakit. |
bon | Fiş |
Ik wil dit kopen. | Bunu satın almak istiyorum. |
Hoeveel kost het? | Bu ne kadar? |
Het is te duur. | Bu çok pahalı. |
Heeft u korting? | İndiriminiz var mı? |
Kan ik met kaart betalen? | Kartla ödeyebilir miyim? |
Ik neem het. | Bunu alacağım. |
Heeft u dit in een andere maat? | Bunun başka bir bedeni var mı? |
Ik kijk alleen even. | Sadece bakıyorum. |
Waar is de paskamer? | Deneme kabini nerede? |
Ik moet dit ruilen. | Bunu değiştirmem gerekiyor. |
Kan ik mijn geld terugkrijgen? | Para iadesi alabilir miyim? |
Ik ben op zoek naar een cadeau. | Bir hediye arıyorum. |
Wat is je budget? | Bütçeniz ne kadar? |
Dat is een goede deal. | Bu iyi bir anlaşma. |
Ik zal erover nadenken. | Bunu düşüneceğim. |
We zijn gesloten. | Kapalıyız. |
De winkel gaat om negen uur open. | Mağaza saat dokuzda açılıyor. |
Kunt u me een betere prijs geven? | Bana daha iyi bir fiyat verebilir misiniz? |
Ik zou graag afdingen. | Pazarlık yapmak istiyorum. |
Dit past niet. | Bu uymuyor. |
Ik wil dit graag retourneren. | Bunu iade etmek istiyorum. |
Heeft u garantie? | Garanti var mı? |
Ik wil een klacht indienen over dit product. | Bu ürün hakkında şikayet etmek istiyorum. |
De kwaliteit is niet wat ik had verwacht. | Kalite beklediğim gibi değil. |
Ik zou graag met de manager spreken. | Müdürle konuşmak istiyorum. |
Kan ik in termijnen betalen? | Taksitli ödeyebilir miyim? |
Is er een uitverkoop? | İndirim var mı? |
Dokter | Doktor. |
Ziekenhuis | Hastane |
Apotheek | Eczane. |
Medicijn | İlaç |
Ik ben ziek. | Hastayım. |
Ik heb hoofdpijn | Başım ağrıyor. |
Ik heb koorts. | Ateşim var. |
Ik heb keelpijn. | Boğazım ağrıyor. |
Ik voel me misselijk. | Mide bulantısı hissediyorum. |
Ik heb pijn. | Ağrım var. |
Ik moet naar de dokter | Bir doktora görünmem gerekiyor. |
Heeft u een afspraak? | Randevunuz var mı? |
Wat zijn uw symptomen? | Belirtileriniz neler? |
Ik heb een recept nodig. | Reçeteye ihtiyacım var. |
Waar is de apotheek? | Eczane nerede? |
Ik heb medicijnen nodig | İlaç lazım. |
Neem dit drie keer per dag. | Bunu günde üç kez alın. |
Ik ben allergisch voor penicilline. | Penisiline alerjim. |
Ik heb mijn arm gebroken. | Kolumu kırdım. |
Ze is verkouden. | Onun soğuk algınlığı var. |
Hij heeft griep. | Onun gribi var. |
Ik moet rusten. | Dinlenmem gerekiyor. |
Ik voel me beter | Daha iyi hissediyorum. |
Bel een ambulance. | Ambulans çağırın. |
Het is een noodgeval. | Acil bir durum. |
Ik heb een afspraak bij de dokter. | Doktorla randevum var. |
Ik moet een afspraak maken. | Randevu almam gerekiyor. |
Ik heb pijn op mijn borst. | Göğsümde ağrı var. |
Ik voel me duizelig. | Başım dönüyor. |
Ik heb moeite met ademhalen. | Nefes almakta zorlanıyorum. |
De pijn begon gisteren. | Ağrı dün başladı. |
Ik heb een bloedonderzoek nodig. | Bir kan testine ihtiyacım var. |
Ik moet me laten vaccineren. | Aşı olmam gerekiyor. |
Ik neem medicijnen. | İlaç kullanıyorum. |
Ik moet een specialist zien. | Bir uzmana görünmem gerekiyor. |
Restaurant | Restoran |
menukaart | Menü |
ober | Garson. |
Tafel. | Masa. |
Ik zou graag een tafel willen. | Bir masa istiyorum. |
Heeft u een reservering? | Rezervasyonunuz var mı? |
Mag ik de menukaart zien? | Menüyü görebilir miyim? |
Ik neem de kip. | Tavuğu alacağım. |
Ik ben vegetariër. | Ben vejetaryenim. |
Ik ben allergisch voor noten. | Kuruyemişlere alerjim var. |
Wat raadt u aan? | Ne önerirsiniz? |
Ik neem hetzelfde. | Ben de aynı şeyi alacağım. |
De rekening, alstublieft. | Hesap lütfen. |
Is de fooi inbegrepen? | Bahşiş dahil mi? |
Het eten is heerlijk. | Yemek lezzetli. |
Ik neem een glas wijn. | Bir kadeh şarap alayım. |
Ik ben het avondeten aan het koken. | Akşam yemeği pişiriyorum. |
Ze is een taart aan het bakken. | O bir kek pişiriyor. |
We hebben ingrediënten nodig. | Malzemelere ihtiyacımız var. |
Voeg zout en peper toe. | Tuz ve karabiber ekleyin. |
Verwarm de oven voor. | Fırını önceden ısıtın. |
Snijd de groenten. | Sebzeleri doğra. |
Roer de saus. | Sosu karıştır. |
Het eten is klaar. | Yemek hazır. |
Dek de tafel. | Masayı kur. |
Geef me het zout. | Tuzu uzatır mısın? |
Wilt u nog wat? | Biraz daha ister misiniz? |
Ik zit vol. | Doydum. |
Het smaakt goed. | Tadı güzel. |
Ik vind dit niet lekker. | Bunu sevmiyorum. |
Ik zou graag willen bestellen. | Sipariş vermek istiyorum. |
Mag ik de rekening? | Hesabı alabilir miyim? |
De bediening was uitstekend. | Servis mükemmeldi. |
Ik neem de dagschotel. | Günün spesiyalini alacağım. |
Is dit gerecht pittig? | Bu yemek acı mı? |
Ik wil het graag goed doorbakken. | İyi pişmiş istiyorum. |
Mag ik wat water? | Biraz su alabilir miyim? |
Ik volg een speciaal dieet. | Özel bir diyet uyguluyorum. |
Blij. | Mutlu. |
Verdrietig. | Üzgün. |
Boos. | Kızgın. |
Opgewonden. | Heyecanlı. |
zenuwachtig | Gergin. |
Kalm. | Sakin. |
Moe. | Yorgun. |
Ik ben blij. | Mutluyum. |
Ze is verdrietig. | O üzgün. |
Hij is boos. | O sinirli. |
We zijn enthousiast. | Heyecanlıyız. |
Ik voel me zenuwachtig. | Gergin hissediyorum. |
Ze lijkt rustig. | Sakin görünüyor. |
Ik maak me zorgen. | Endişeliyim. |
Hij is teleurgesteld. | O hayal kırıklığına uğramış. |
Wij zijn trots. | Gururluyuz. |
Ik ben verrast. | Şaşkınım. |
Ze schaamt zich. | O utanıyor. |
Hij is jaloers. | O kıskanç. |
Ik ben verliefd. | Aşık oldum. |
Ik voel me overweldigd. | Bunalmış hissediyorum. |
Ze is gefrustreerd. | O hayal kırıklığına uğramış. |
Hij voelt zich opgelucht. | Kendini rahatlamış hissediyor. |
Ik ben nerveus voor het examen. | Sınav hakkında endişeliyim. |
Ze is tevreden. | O memnun. |
Hij voelt zich dankbaar. | O minnettar hissediyor. |
Ik voel me optimistisch. | İyimser hissediyorum. |
Ze is pessimistisch. | O karamsar. |
Hij voelt zich verward. | Kafası karışık hissediyor. |
Ik voel me nostalgisch. | Nostaljik hissediyorum. |
berg | Dağ |
rivier | Nehir |
Bos | Orman |
Oceaan. | Okyanus |
Strand | kumsal |
Meer | Göl |
Boom | Ağaç |
Bloem | Çiçek |
Lente. | İlkbahar. |
Zomer. | Yaz. |
Herfst. | Sonbahar. |
Winter. | Kış. |
Het is zonnig. | Güneşli. |
Het waait. | Rüzgarlı. |
Er is een storm. | Fırtına var. |
Het weer is mooi. | Hava güzel. |
Het is heet buiten. | Dışarıda hava sıcak. |
Het is koud vandaag. | Bugün soğuk. |
We moeten het milieu beschermen. | Çevreyi korumamız gerekiyor. |
Klimaatverandering is een ernstig probleem. | İklim değişikliği ciddi bir sorundur. |
We moeten de vervuiling verminderen. | Kirliliği azaltmalıyız. |
Recycling is belangrijk. | Geri dönüşüm önemlidir. |
We moeten water besparen. | Suyu korumamız gerekiyor. |
De luchtkwaliteit is vandaag slecht. | Bugün hava kalitesi kötü. |
We moeten hernieuwbare energie gebruiken. | Yenilenebilir enerji kullanmalıyız. |
Ontbossing is een probleem. | Ormansızlaşma bir sorundur. |
We moeten wilde dieren beschermen. | Yaban hayatını korumamız gerekiyor. |
De temperatuur stijgt. | Sıcaklık artıyor. |
We zouden meer bomen moeten planten. | Daha fazla ağaç dikmeliyiz. |
Computer. | bilgisayar |
internet | İnternet. |
E-mail. | E-posta. |
website | web sitesi |
Wachtwoord | Şifre |
Ik moet mijn e-mail controleren. | E-postamı kontrol etmem gerekiyor. |
Kun je me het bestand sturen? | Dosyayı bana gönderebilir misiniz? |
Ik stuur je een link. | Sana bir bağlantı göndereceğim. |
Het internet is traag. | İnternet yavaş. |
Mijn computer is vastgelopen. | Bilgisayarım çöktü. |
Ik moet mijn software bijwerken. | Yazılımımı güncellemem gerekiyor. |
Ik ben mijn wachtwoord vergeten. | Şifremi unuttum. |
Ik moet dit bestand downloaden. | Bu dosyayı indirmem gerekiyor. |
Kun je me helpen met deze app? | Bu uygulamada bana yardımcı olabilir misin? |
Ik post op sociale media. | Sosyal medyada paylaşım yapıyorum. |
Ik zal dit met je delen. | Bunu seninle paylaşacağım. |
De verbinding is instabiel. | Bağlantı kararsız. |
Ik moet een back-up van mijn gegevens maken. | Verilerimi yedeklemem gerekiyor. |
De batterij van mijn telefoon is leeg. | Telefonumun şarjı bitti. |
Ik moet mijn apparaat opladen. | Cihazımı şarj etmem gerekiyor. |
Kun je me helpen mijn account op te zetten? | Hesabımı kurmama yardım edebilir misiniz? |
Ik heb problemen met inloggen. | Giriş yaparken sorun yaşıyorum. |
De website laadt niet. | Web sitesi yüklenmiyor. |
Ik moet een update installeren. | Bir güncelleme yüklemem gerekiyor. |
Ik voeg je als vriend toe. | Seni arkadaş olarak ekleyeceğim. |
Ik moet mijn wachtwoord opnieuw instellen. | Şifremi sıfırlamam gerekiyor. |
Kun je me videobellen? | Beni görüntülü arayabilir misin? |
Ik ben foto's aan het uploaden. | Fotoğrafları yüklüyorum. |
Het bestand is te groot. | Dosya çok büyük. |
film | Film |
Televisie. | Televizyon |
Boek. | Kitap. |
Muziek. | Müzik. |
Ik heb een geweldige film gezien. | Harika bir film izledim. |
Heb je deze show gezien? | Bu programı izledin mi? |
Ik lees een interessant boek. | İlginç bir kitap okuyorum. |
Wat voor muziek vind je leuk? | Ne tür müzik seversin? |
Ik hou van dit nummer. | Bu şarkıyı çok seviyorum. |
De film was saai. | Film sıkıcıydı. |
Ik raad dit boek aan. | Bu kitabı tavsiye ederim. |
Het concert was geweldig. | Konser harikaydı. |
Ik luister naar een podcast. | Bir podcast dinliyorum. |
Heb je vandaag het nieuws gelezen? | Bugün haberleri okudun mu? |
Ik volg verschillende nieuwsbronnen. | Birkaç haber kaynağını takip ediyorum. |
Het artikel was goed geschreven. | Makale iyi yazılmıştı. |
Ik kijk naar een documentaire. | Belgesel izliyorum. |
Het toneelstuk was fantastisch. | Tiyatro oyunu muhteşemdi. |
Ik ga graag naar de bioscoop. | Sinemaya gitmeyi seviyorum. |
Wat is je favoriete genre? | En sevdiğin tür nedir? |
Ik geef de voorkeur aan actiefilms. | Aksiyon filmlerini tercih ederim. |
Het plot was verwarrend. | Kurgusu karışıktı. |
Ik ben fan van deze auteur. | Bu yazarın hayranıyım. |
De recensie was positief. | İnceleme olumluydu. |
Ik ben geabonneerd op dit kanaal. | Bu kanala aboneyim. |
De voorstelling was uitstekend. | Performans olağanüstüydü. |
Ik ga volgende week naar een concert. | Gelecek hafta bir konsere gidiyorum. |
De tentoonstelling was indrukwekkend. | Sergi etkileyiciydi. |
Ik ben op zoek naar een goed boek om te lezen. | Okumak için iyi bir kitap arıyorum. |
De critici gaven het goede recensies. | Eleştirmenler ona iyi eleştiriler verdi. |
vriend | Arkadaş |
Familie. | Aile. |
Ik heb een nieuwe vriend leren kennen. | Yeni bir arkadaş edindim. |
We zijn al jaren vrienden. | Yıllardır arkadaşız. |
Ik heb een hechte band met mijn familie. | Aileme yakınım. |
Ik date iemand. | Biriyle çıkıyorum. |
We hebben een relatie. | İlişkimiz var. |
Ik ben vrijgezel. | Bekarım. |
We zijn uit elkaar gegaan. | Biz ayrıldık. |
Ik ga trouwen. | Evleniyorum. |
We zijn verloofd. | Nişanlıyız. |
Ik spreek iemand af voor koffie. | Kahve içmek için biriyle buluşuyorum. |
Zullen we dit weekend afspreken? | Bu hafta sonu takılalım. |
Ik moet meer socializen. | Daha fazla sosyalleşmem gerekiyor. |
We kunnen goed met elkaar opschieten. | İyi anlaşıyoruz. |
Ik heb een goede relatie met mijn collega's. | İş arkadaşlarımla iyi bir ilişkim var. |
We geven een feestje. | Parti veriyoruz. |
Ik nodig vrienden uit. | Arkadaşlarımı eve davet ediyorum. |
Ik moet vriendschappen onderhouden. | Arkadaşlıklarımı sürdürmem gerekiyor. |
We hebben veel gemeen. | Çok ortak yönümüz var. |
Ik zoek een huisgenoot. | Bir oda arkadaşı arıyorum. |
We zijn buren. | Biz komşuyuz. |
Ik ga mijn schoonfamilie ontmoeten. | Kayınvalidem ve kayınpederimle buluşuyorum. |
We vieren ons jubileum. | Yıldönümümüzü kutluyoruz. |
Ik zit midden in een scheiding. | Boşanma sürecinden geçiyorum. |
We proberen het uit te praten. | İlişkimizdeki sorunları çözmeye çalışıyoruz. |
Ik waardeer onze vriendschap. | Arkadaşlığımızı önemsiyorum. |
We vertrouwen elkaar. | Birbirimize güveniyoruz. |
Ik kijk ernaar uit je te zien. | Seni görmek için sabırsızlanıyorum. |
We moeten contact houden. | İletişimde kalmalıyız. |
Ik heb je advies nodig. | Tavsiyene ihtiyacım var. |
Wat moet ik doen? | Ne yapmalıyım? |
Kun je me helpen? | Bana yardım edebilir misin? |
Ik heb een probleem. | Bir sorunum var. |
Ik raad je aan dit te proberen. | Bunu denemenizi öneririm. |
Je zou kunnen overwegen. | Göz önünde bulundurmalısınız. |
Ik raad je aan. | Sana tavsiye ederim. |
Waarom probeer je het niet? | Denemeye ne dersin? |
Heb je eraan gedacht. | Düşündün mü? |
Misschien zou je kunnen. | Belki yapabilirsin. |
Ik denk dat de beste oplossing is. | Bence en iyi çözüm şu. |
Je zou dat misschien willen. | İsteyebilirsin. |
Ik zou je aanraden om. | Sana ... yapmanı tavsiye ederim. |
Als ik jou was, zou ik dat doen. | Yerinde olsam, yapardım. |
Wat zou je doen in mijn situatie?. | Benim yerimde olsan ne yapardın? |
Ik weet niet zeker hoe ik dit moet oplossen. | Bunu nasıl çözeceğimden emin değilim. |
Laat me er even over nadenken. | Bunu bir düşüneyim. |
We moeten een oplossing vinden. | Bir çözüm bulmamız gerekiyor. |
Er moet een manier zijn. | Bir yol olmalı. |
Laten we hier samen aan werken. | Bunun üzerinde birlikte çalışalım. |
Ik heb alles geprobeerd. | Her şeyi denedim. |
Misschien moeten we om hulp vragen. | Belki yardım istemeliyiz. |
Ik denk dat we dit kunnen uitzoeken. | Bence bunu çözebiliriz. |
Laat me je wat advies geven. | Size birkaç tavsiye vereyim. |
Je hebt gelijk, dat is een goed idee. | Haklısın, bu iyi bir fikir. |
Bedankt voor de suggestie. | Öneri için teşekkürler. |
Ik zal je advies opvolgen. | Tavsiyeni dikkate alacağım. |
Dat zou kunnen werken. | Bu işe yarayabilir. |
Laat me die aanpak proberen. | O yaklaşımı deneyeyim. |
Het is een fluitje van een cent. | Çocuk oyuncağı. |
Hals- en beenbreuk. | Bol şans! |
Het regent pijpenstelen. | Bardaktan boşanırcasına yağıyor. |
Ik ben blut. | Beş parasızım. |
Het kost een rib uit mijn lijf. | Kolu bacağına mal olur. |
Ik hang aan je lippen. | Seni dinliyorum. |
Dat is niet mijn ding. | Benim tarzım değil. |
Eens in de honderd jaar. | Kırk yılda bir. |
Twee vliegen in één klap slaan. | Bir taşla iki kuş vurmak. |
De bal ligt bij jou. | Top sende. |
In iemands plaats zijn | Birinin yerinde olmak. |
de spijker op zijn kop slaan | Tam on ikiden vurmak. |
Beter laat dan nooit. | Geç olsun güç olmasın. |
Beoordeel een boek niet op zijn omslag. | Dış görünüşe aldanma. |
Aan elke wolk zit een zilveren randje. | Her şerde bir hayır vardır. |
Daden zeggen meer dan woorden. | Eylemler sözlerden daha etkilidir. |
In de zevende hemel zijn. | Yedinci gökte olmak. |
Een hart van goud hebben. | Altın kalpli olmak. |
Zo druk als een bij zijn. | Arı gibi çalışmak. |
een geheim verklappen | Ağzından kaçırmak |
de bittere pil slikken | dişini sıkmak |
er een punt achter zetten | Bugünlük bu kadar. |
aan de kantjes lopen | Kestirmeden gitmek. |
De bal aan het rollen brengen. | İşi başlatmak |
de boeken induiken | Kitaplara gömülmek. |
in de gaten houden | göz kulak olmak |
iemand in de maling nemen. | Birisiyle dalga geçmek. |
Het eens zijn. | Aynı fikirde olmak. |
de handdoek in de ring gooien | Havlu atmak |
zich niet lekker voelen | keyifsiz hissetmek |