Tez. | Tese. |
Tez. | Dissertação. |
Araştırma makalesi. | Artigo científico. |
Tezimi yazıyorum. | Estou a redigir a minha tese. |
Tez kapsamlıdır. | A dissertação é abrangente. |
Araştırma makalesi yayımlandı. | O artigo científico foi publicado. |
Metodoloji titizdir. | A metodologia é rigorosa. |
Hipotez test edildi. | A hipótese foi testada. |
Bulgular önemlidir. | Os resultados são significativos. |
Sonuç, araştırmayı özetler. | A conclusão resume a pesquisa. |
Literatür taraması kapsamlıdır. | A revisão da literatura é extensa. |
Özet, genel bir bakış sağlar. | O resumo fornece uma visão geral. |
Atıf standarda uygundur. | A citação segue a norma. |
Kaynakça tamamlandı. | A bibliografia está completa. |
Hakem değerlendirmesi olumluydu. | A revisão por pares foi positiva. |
Akademik dergi bunu yayımladı. | A revista acadêmica o publicou. |
Teorik çerçeve çalışmayı yönlendirir. | O referencial teórico orienta o estudo. |
Ampirik bulgular iddiayı destekliyor. | A evidência empírica sustenta a alegação. |
Nicel analiz kalıpları ortaya koyar. | A análise quantitativa revela padrões. |
Nitel araştırma bakış açılarını inceler. | A pesquisa qualitativa explora perspectivas. |
Akademik makale bilgiye katkıda bulunur. | O artigo acadêmico contribui para o conhecimento. |
Akademik söylem resmidir. | O discurso acadêmico é formal. |
Araştırma sorusu açıktır. | A questão de pesquisa está clara. |
Veri analizi kapsamlıdır. | A análise dos dados é minuciosa. |
Akademik yazım geleneklere uygundur. | A escrita acadêmica segue convenções. |
Bu bilimsel çalışma hakem değerlendirmesinden geçirilmiştir. | O trabalho acadêmico é revisado por pares. |
Bu araştırma alana katkıda bulunur. | A pesquisa contribui para a área. |
Akademik argüman iyi yapılandırılmış. | O argumento acadêmico está bem estruturado. |
Teorik perspektif analizi yönlendirir. | A perspectiva teórica informa a análise. |
Akademik yayın, anlayışın ilerlemesini sağlar. | A publicação acadêmica contribui para o avanço do conhecimento. |
Epistemolojik çerçeve araştırmanın temelini oluşturur. | O referencial epistemológico fundamenta a pesquisa. |
Ontolojik varsayımlar metodolojiyi belirler. | As pressuposições ontológicas informam a metodologia. |
Hermeneutik yaklaşım verileri yorumlar. | A abordagem hermenêutica interpreta os dados. |
Paradigmatik değişim alanda meydana geldi. | A mudança de paradigma ocorreu na área. |
Teorik temeller sağlamdır. | Os fundamentos teóricos são sólidos. |
Kavramsal çerçeve analizi yönlendirir. | O quadro conceitual orienta a análise. |
Tasarım süreci iteratifti. | O processo de projeto foi iterativo. |
Teknik gereksinimler analiz edildi. | Os requisitos técnicos foram analisados. |
Mühendislik yeniliği patentlendi. | A inovação de engenharia foi patenteada. |
Teknik uygulanabilirlik değerlendirildi. | A viabilidade técnica foi avaliada. |
Mühendislik standartlarına uyuldu. | As normas de engenharia foram seguidas. |
Tasarım optimizasyonu performansı iyileştirdi. | A otimização do projeto melhorou o desempenho. |
Metodolojik titizlik geçerliliği sağlar. | O rigor metodológico garante a validade. |
Epistemolojik pozisyon açıktır. | A posição epistemológica é explícita. |
Ontolojik bağlılık, sorgulamayı şekillendirir. | O compromisso ontológico molda a investigação. |
Aksiolojik değerlendirmeler ele alınmaktadır. | As considerações axiológicas são abordadas. |
Araştırma paradigması yorumlamayı etkiler. | O paradigma de pesquisa influencia a interpretação. |
Epistemolojik duruş tutarlıdır. | A posição epistemológica é coerente. |
Teorik çerçeve içgörü sağlar. | O enquadramento teórico proporciona compreensão. |
Metodolojik triangülasyon güvenilirliği artırır. | A triangulação metodológica aumenta a credibilidade. |
Epistemolojik varsayımlar açıktır. | As pressuposições epistemológicas são transparentes. |
Ontolojik perspektif çalışmayı çerçeveler. | A perspectiva ontológica enquadra o estudo. |
Teorik katkı bilgi birikimini ilerletir. | A contribuição teórica avança o conhecimento. |
Metodolojik yenilik yeni araştırma alanları açmaktadır. | A inovação metodológica abre novos caminhos. |
Epistemolojik titizlik akademik dürüstlüğü sağlar. | O rigor epistemológico assegura a integridade acadêmica. |
Altın kalpli olmak. | Ter um coração de ouro. |
Sevinçten havalara uçmak. | Estar nas nuvens. |
Bir taşla iki kuş vurmak. | Matar dois coelhos com uma cajadada só. |
Top sende. | A bola está com você. |
Birinin yerinde olmak. | Estar no lugar de alguém. |
Tam on ikiden vurmak | Acertar na mosca. |
Geç olsun, güç olmasın. | Antes tarde do que nunca. |
Dış görünüşe aldanma. | Não julgue um livro pela capa. |
Her şerde bir hayır vardır. | Há males que vêm para bem. |
Eylemler sözlerden daha etkilidir. | Atos valem mais do que palavras. |
buzları kırmak | Quebrar o gelo. |
Çocuk oyuncağı olmak. | Ser mamão com açúcar. |
Çok pahalıya mal olmak. | Custar os olhos da cara. |
Kulak kesilmek | Estar todo ouvidos. |
Kırk yılda bir. | uma vez na vida, outra na morte |
Ağzından kaçırmak. | Dar com a língua nos dentes. |
Arı gibi çalışmak. | Ser tão atarefado quanto uma abelha. |
Bitkilerle arası iyi olmak. | Ter o dedo verde. |
Aynı gemide olmak. | Estar no mesmo barco. |
Görmezden gelmek. | Fazer vista grossa. |
Gece geç saatlere kadar çalışmak. | Virar a noite. |
Koyun postuna bürünmüş kurt olmak. | Ser um lobo em pele de cordeiro. |
Dökülen süte ağlamak. | Chorar sobre o leite derramado. |
Birinin gözbebeği olmak. | Ser a menina dos olhos de alguém. |
Lafı dolandırmak. | Fazer rodeios. |
Samanlıkta iğne aramak. | Ser uma agulha num palheiro. |
Bardağı taşıran son damla olmak. | Ser a gota d'água. |
İki arada bir derede kalmak. | Estar entre a cruz e a espada. |
Olayı daha da güzelleştirmek | Ser a cereja do bolo. |
Okyanusta bir damla olmak | Ser uma gota no oceano. |
Dünyanın tuzu olmak. | Ser o sal da terra. |
İşinin ehli olmak | merecer o salário que recebe |
Yalancı iz olmak. | Ser uma pista falsa. |
Beyaz fil olmak. | Ser um elefante branco. |
Beklenmedik bir kişi olmak | Ser um azarão. |
kırmızı harflerle yazılacak bir gün olmak | Ser um dia memorável. |
suçüstü yakalanmak | Ser apanhado com a mão na massa. |
Kıskançlıktan çatlamak. | Morrer de inveja. |
zararda olmak. | estar no vermelho. |
kârda olmak | Estar no azul. |
Boşa kürek çekmek. | Argumentar até ficar rouco. |
Kırk yılda bir olmak. | Raramente |
beklenmedik bir şekilde olmak | Surgir do nada. |
Sadık olmak. | Ser leal. |
Ödlek olmak. | Ser covarde. |
Altın bir fırsat olmak. | Ser uma oportunidade de ouro. |
altın değerinde olmak | Valer o seu peso em ouro |
Altın kural olmak. | Ser a regra de ouro. |
Bir umut ışığı olmak. | Ser o lado positivo. |
Altın kaşıkla doğmak. | Nascer em berço de ouro. |
Tatlı dilli olmak. | Ter lábia |
belirsiz olmak | Ser uma zona cinzenta. |
İşten çıkarılmak. | Ser um aviso de demissão. |
sağlığı yerinde olmak. | estar em plena forma |
Ağdalı, süslü bir üslup olmak. | Ser prosa pomposa. |
Düşüncelere dalmak. | estar absorto em pensamentos |
Apaçık olmak | Ser preto e branco. |
Kara listeye alınmak. | Ser colocado na lista negra. |
Sosyal medya. | Redes sociais. |
Sosyal medyada kaydırıyorum. | Estou rolando pelas redes sociais. |
Gönderi viral oldu. | A postagem viralizou. |
Trendleri takip ediyorum. | Estou seguindo as tendências. |
Meme paylaşıldı. | O meme foi compartilhado. |
İçerik yayınlıyorum. | Estou transmitindo conteúdo. |
Influencer ürünü tanıttı. | O influenciador promoveu o produto. |
İçerik üretiyorum. | Estou criando conteúdo. |
Hashtag trendteydi. | A hashtag estava em alta. |
Toplulukla etkileşimde bulunuyorum. | Estou me engajando com a comunidade. |
Dijital kültür evriliyor. | A cultura digital evolui. |
Modern ifadeler kullanıyorum. | Estou usando expressões modernas. |
Pop kültür göndermesi yapıldı. | A referência à cultura pop foi feita. |
Güncel gelişmelerden haberdarım. | Estou ciente dos acontecimentos atuais. |
Güncel argo kullanılıyor. | A gíria contemporânea é usada. |
Günümüz diline uyum sağlıyorum. | Estou me adaptando à linguagem moderna. |
Kültürel fenomen ortaya çıktı. | O fenômeno cultural surgiu. |
Pop kültürünü takip ediyorum. | Estou acompanhando a cultura pop. |
Modern ifade popüler oldu. | A expressão moderna pegou. |
Çağdaş kelime dağarcığı kullanıyorum. | Estou usando vocabulário contemporâneo. |
Kültürel değişim gerçekleşti. | A mudança cultural ocorreu. |
Çağdaş kültürle ilgileniyorum. | Estou me envolvendo com a cultura contemporânea. |
Trend kısa ömürlüydü. | A tendência foi efêmera. |
Kültürel değişikliklerin farkındayım. | Estou ciente das mudanças culturais. |
Çağdaş referans anlaşıldı. | A referência contemporânea foi entendida. |
Mühendislik | Engenharia. |
Tasarım. | Projeto. |
Prototip | Protótipo |
Mühendislik projesi tamamlandı. | O projeto de engenharia foi concluído. |
Tasarım yenilikçiydi. | O design foi inovador. |
Prototip test edildi. | O protótipo foi testado. |
Teknik şartnameler karşılandı. | As especificações técnicas foram atendidas. |
Mühendislik çözümü verimliydi. | A solução de engenharia foi eficiente. |
Teknik dokümantasyon kapsamlıydı. | A documentação técnica foi abrangente. |
Mühendislik ekibi işbirliği yaptı. | A equipe de engenharia colaborou. |
Bu vesileyle. | Nesta ocasião. |
Memnuniyet duyarım. | Tenho o prazer de. |
Memnuniyet duyarım. | Tenho o prazer de. |
Bu fırsatı değerlendirmek isterim. | Gostaria de aproveitar esta oportunidade. |
İzninizle ifade edeyim. | Permita-me que eu me expresse. |
Müteşekkirim. | Tenho gratidão por. |
Derin bir şükranla | É com profunda gratidão que. |
İletmek isterim. | Gostaria de transmitir. |
Devrim. | Revolução. |
Fransız Devrimi. | A Revolução Francesa. |
Bastille. | A Bastilha. |
Aydınlanma. | O Iluminismo. |
Orta Çağ. | A Idade Média. |
Rönesans. | O Renascimento. |
Monarşi devrildi. | A monarquia foi derrubada. |
Cumhuriyet kuruldu. | A república foi estabelecida. |
Tarihsel dönem kültürü etkiledi. | O período histórico influenciou a cultura. |
Tarihi olay toplumu şekillendirdi. | O evento histórico moldou a sociedade. |
Kültürel miras korundu. | O patrimônio cultural foi preservado. |
Tarihi şahsiyet etkiliydi. | A figura histórica foi influente. |
Döneme özgü dil kullanıldı. | A linguagem específica do período foi usada. |
Tarihsel bağlam önemlidir. | O contexto histórico importa. |
Kültür tarihi incelendi. | A história cultural foi estudada. |
Tarihsel referans yapıldı. | A referência histórica foi feita. |
Dönem ... ile karakterize edildi. | O período foi caracterizado por. |
Tarihi önemi tanındı. | A importância histórica foi reconhecida. |
Kültürel hareket ortaya çıktı. | O movimento cultural surgiu. |
Tarihi miras devam ediyor. | O legado histórico perdura. |
Bu dönem bir dönüm noktasını işaret etti. | O período marcou um ponto de inflexão. |
Tarihsel anlatı yazıldı. | A narrativa histórica foi escrita. |
Kültürel gelenek kuşaktan kuşağa aktarıldı. | A tradição cultural foi transmitida. |
Tarihsel bakış açısı analiz edildi. | A perspectiva histórica foi analisada. |
Dönem modern düşünceyi etkiledi. | O período influenciou o pensamento moderno. |
Mahkeme. | Tribunal |
Hakim. | Juiz |
Avukat | Advogado. |
Mahkeme davayı dinledi. | O tribunal ouviu o caso. |
Hakim kararını verdi. | O juiz proferiu uma decisão. |
Avukat argümanını sundu. | O advogado apresentou o argumento. |
Hukuk sistemi adaleti sağlar. | O sistema jurídico garante a justiça. |
Dava adil bir şekilde yürütüldü. | O julgamento foi conduzido de forma justa. |
Deliller sunuldu. | A prova foi apresentada. |
Tanık ifade verdi. | A testemunha prestou depoimento. |
Jüri müzakere etti. | O júri deliberou. |
Karar açıklandı. | O veredicto foi proferido. |
Hüküm açıklandı. | A sentença foi proferida. |
Temyiz başvurusu yapıldı. | O recurso foi interposto. |
Hukuki emsal oluşturuldu. | O precedente jurídico foi estabelecido. |
Anayasal hak korundu. | O direito constitucional foi protegido. |
Yasal prosedüre uyuldu. | O procedimento legal foi seguido. |
Adalet sistemi bağımsız olarak işler. | O sistema judicial opera de forma independente. |
Hukuki çerçeve hakları korur. | O marco legal protege os direitos. |
Mahkeme emri verildi. | A ordem judicial foi emitida. |
Hukuki temsil sağlandı. | A representação jurídica foi prestada. |
Dava reddedildi. | O caso foi arquivado. |
Hukuki çareye başvuruldu. | O remédio jurídico foi buscado. |
Adalet yerini buldu. | A justiça foi feita. |
Hukuki uyuşmazlık çözüldü. | A disputa legal foi resolvida. |
Mahkeme süreci şeffaftı. | Os procedimentos judiciais foram transparentes. |
Hukuki ilke uygulandı. | O princípio jurídico foi aplicado. |
Yargı denetimi yapıldı. | A revisão judicial foi conduzida. |
Hukuki koruma verildi. | A proteção legal foi concedida. |
Adalet sistemi hakkaniyeti sağlar. | O sistema de justiça garante a equidade. |
Yasal yükümlülük yerine getirildi. | A obrigação legal foi cumprida. |
Mahkemenin yargı yetkisi tesis edildi. | A jurisdição do tribunal foi estabelecida. |
Hukuki argüman ikna ediciydi. | O argumento jurídico foi persuasivo. |
Adalet tarafsızdı. | A justiça foi imparcial. |
Hukuk sistemi evrildi. | O sistema jurídico evoluiu. |
Mahkemenin kararı nihaiydi. | A decisão do tribunal foi definitiva. |
Yasal haklar uygulandı. | Os direitos legais foram aplicados. |
Adalet süreci kapsamlıydı. | O processo judicial foi minucioso. |
Hukuki çerçeve kapsamlıydı. | O marco legal era abrangente. |
Kanun. | Lei. |
Yasal. | Legal. |
Sözleşme | Contrato. |
Sözleşmeyi imzaladım. | Assinei o contrato. |
Kanun yürürlüğe konuldu. | A lei foi promulgada. |
Hukuki belge incelenmiştir. | O documento jurídico foi revisado. |
Sözleşme bağlayıcıdır. | O acordo é vinculante. |
Hüküm şartları belirler. | A cláusula especifica os termos. |
Hukuki işlem başlatıldı. | O processo judicial foi instaurado. |
İmgeler canlıdır. | As imagens são vívidas. |
Simgesellik derindir. | O simbolismo é profundo. |
Üslubu inceliklidir. | O estilo é refinado. |
Eser zamansızdır. | A obra é atemporal. |
Yazar ironi kullanır. | O autor emprega ironia. |
Tema evrenseldir. | O tema é universal. |
Diyalog gerçekçi. | O diálogo é autêntico. |
Betimleme çağrıştırıcı. | A descrição é evocativa. |
Anlatıcının sesi kendine özgüdür. | A voz narrativa é distintiva. |
Edebi araç anlamı güçlendirir. | O recurso literário realça o significado. |
Teknik uygulama başarıyla gerçekleştirildi. | A implementação técnica foi bem-sucedida. |
Mühendislik metodolojisi sistematikti. | A metodologia de engenharia era sistemática. |
Teknik analiz ayrıntılıydı. | A análise técnica foi detalhada. |
Mühendislik çözümü sürdürülebilirdi. | A solução de engenharia foi sustentável. |
Teknik ilerleme önemliydi. | O avanço tecnológico foi significativo. |
Mühendislik tasarımı doğrulandı. | O projeto de engenharia foi validado. |
Teknik uzmanlık gösterildi. | A competência técnica foi demonstrada. |
Mühendislik projesi etkili bir şekilde yönetildi. | O projeto de engenharia foi gerenciado de forma eficaz. |
Teknik yenilik çığır açıcıydı. | A inovação técnica foi revolucionária. |
Mühendislik yaklaşımı çok disiplinliydi. | A abordagem de engenharia foi multidisciplinar. |
Teknik çözüm ölçeklenebilirdi. | A solução técnica era escalável. |
Mühendislik kalitesi güvence altına alındı. | A qualidade da engenharia foi assegurada. |
Teknik gelişme hızlandırıldı. | O desenvolvimento técnico foi acelerado. |
Mühendislik mükemmeliyeti tanındı. | A excelência em engenharia foi reconhecida. |
Hanımefendiler ve beyefendiler. | Senhoras e senhores. |
Onur duyarım. | Tenho a honra de. |
Büyük bir memnuniyetle. | É com grande prazer que. |
İfade etmek isterim. | Gostaria de expressar. |
namına | Em nome de. |
Burada bulunmaktan onur duyuyorum. | É uma honra estar aqui. |
…mek bir ayrıcalıktır. | É um privilégio poder. |
Bunu belirtmek isterim. | Gostaria de reconhecer. |
Tanıştırmama izin veriniz. | Permita-me apresentar. |
Duyurmaktan memnuniyet duyarım. | Tenho o prazer de anunciar. |
Bana büyük bir memnuniyet vermektedir. | É com grande prazer que. |
Uzatma talebinde bulunmak istiyorum. | Gostaria de estender. |
Mahkeme bir hüküm verdi. | O tribunal proferiu o veredicto. |
Hukuk müşaviri tavsiyede bulundu. | O assessor jurídico aconselhou. |
Kanun değiştirildi. | O estatuto foi alterado. |
Düzenleme yürürlüğe konuldu. | O regulamento foi aplicado. |
Hukuki çerçeve düzenler. | O quadro jurídico rege. |
Resmi belge noter tarafından tasdik edildi. | O documento oficial foi autenticado por um notário público. |
Bürokratik prosedür karmaşıktır. | O procedimento burocrático é complexo. |
İdari form sunuldu. | O formulário administrativo foi submetido. |
Resmi tebligat yapılmıştır. | A notificação oficial foi emitida. |
Tüzel kişi kuruldu. | A pessoa jurídica foi constituída. |
Uyumluluk gerekliliği karşılanmıştır. | O requisito de conformidade foi cumprido. |
Hukuki emsal gösterildi. | O precedente jurídico foi citado. |
Mahkeme kararı temyiz edildi. | A decisão judicial foi apelada. |
Hukuki yükümlülük yerine getirilmelidir. | A obrigação legal deve ser cumprida. |
Resmi kayıt arşivlendi. | O registro oficial foi arquivado. |
Düzenleyici kurum gözetler. | O órgão regulador supervisiona. |
Yasal hüküm uygulanır. | A disposição legal aplica-se. |
Resmi yetki verildi. | A autorização oficial foi concedida. |
Bürokratik süreç uzundur. | O processo burocrático é moroso. |
Hukuki yorum farklılık gösterir. | A interpretação jurídica varia. |
Resmi protokole uyuldu. | O protocolo oficial foi seguido. |
Roman. | Romance |
Şiir. | Poesia. |
Düzyazı. | Prosa. |
Mecaz | Metáfora. |
Alegori | Alegoria |
Yazar bir başyapıt yazdı. | O autor escreveu uma obra-prima. |
Şiir metaforlar kullanır. | O poema usa metáforas. |
Anlatı etkileyici. | A narrativa é envolvente. |
Nesir zariftir. | A prosa é elegante. |
Alegori özgürlüğü temsil eder. | A alegoria representa a liberdade. |
Karakter iyi işlenmiş. | O personagem é bem desenvolvido. |
Olay örgüsü yavaş yavaş ortaya çıkar. | A trama se desenrola gradualmente. |
Reçete dolduruldu. | A receita foi dispensada. |
Belirtiler analiz edildi. | Os sintomas foram analisados. |
Hastalık teşhis edildi. | A doença foi diagnosticada. |
İlaç verildi. | O medicamento foi administrado. |
Tıbbi işlem gerçekleştirildi. | O procedimento médico foi realizado. |
Hastanın hayati bulguları izlendi. | Os sinais vitais do paciente foram monitorados. |
Anatomi incelendi. | A anatomia foi estudada. |
Fizyoloji açıklandı. | A fisiologia foi explicada. |
Patoloji tespit edildi. | A patologia foi identificada. |
Tıbbi durum dikkat gerektirir. | A condição médica requer atenção. |
Klinik deneme gerçekleştirildi. | O ensaio clínico foi realizado. |
Tıbbi araştırma bilgiyi ilerletti. | A pesquisa médica avançou o conhecimento. |
Sağlık sistemi bakım sağlar. | O sistema de saúde oferece cuidados. |
Tıbbi uzmanlık alanı odaklanır. | A especialidade médica concentra-se em. |
Tanı ayırıcıydı. | O diagnóstico foi diferencial. |
Prognoz iyi. | O prognóstico é favorável. |
Tıbbi müdahale gerekliydi. | A intervenção médica foi necessária. |
Hastanın tıbbi geçmişi incelendi. | O histórico médico do paciente foi revisado. |
Tıbbi terminoloji nettir. | A terminologia médica é precisa. |
Danışılan sağlık hizmeti sağlayıcısı. | O profissional de saúde consultou. |
Tıbbi protokole uyuldu. | O protocolo médico foi seguido. |
Hastanın iyileşmesi izlendi. | A recuperação do paciente foi monitorada. |
Tıbbi ekipman sterilize edildi. | O equipamento médico foi esterilizado. |
Cerrahi işlem planlandı. | O procedimento cirúrgico foi planejado. |
Anestezi uygulandı. | A anestesia foi administrada. |
Tıbbi ekip işbirliği yaptı. | A equipe médica colaborou. |
Hastanın rızası alındı. | O consentimento do paciente foi obtido. |
Tıbbi etik kurallarına uyuldu. | A ética médica foi respeitada. |
Sağlık politikası uygulandı. | A política de saúde foi implementada. |
Epilog hikâyeyi sonlandırır. | O epílogo conclui a história. |
Prolog sahneyi hazırlar. | O prólogo estabelece o cenário. |
Mısra ritmiktir. | O verso é rítmico. |
Kıta dört mısradan oluşur. | A estrofe contém quatro versos. |
Sone katı bir biçimi izler. | O soneto segue uma forma rígida. |
Edebi akım yazarları etkiledi. | O movimento literário influenciou escritores. |
Klasik eser baki kalır. | A obra clássica perdura. |
Çağdaş roman toplumu yansıtır. | O romance contemporâneo reflete a sociedade. |
Edebi eleştiri temaları analiz eder. | A crítica literária analisa temas. |
Antoloji şiirleri toplar. | A antologia reúne poemas. |
El yazması keşfedildi. | O manuscrito foi descoberto. |
Baskı dipnotludur. | A edição é anotada. |
Çeviri özünü yakalıyor. | A tradução captura a essência. |
Edebi gelenek devam ediyor. | A tradição literária continua. |
Yazarın külliyatı geniştir. | A obra do autor é extensa. |
Edebi kanon klasikleri içerir. | O cânone literário inclui clássicos. |
Anlatı yapısı karmaşıktır. | A estrutura narrativa é complexa. |
Edebi analiz derinliği ortaya koyar. | A análise literária revela profundidade. |
Teşhis | Diagnóstico. |
Tedavi | Tratamento. |
Ameliyat. | Cirurgia. |
Tanı doğrulandı. | O diagnóstico foi confirmado. |
Tedavi etkilidir. | O tratamento é eficaz. |
Ameliyat başarılı geçti. | A cirurgia foi bem-sucedida. |
Hastanın durumu düzeldi. | A condição do paciente melhorou. |
Tıbbi muayene gösterdi. | O exame médico revelou. |
Tıbbi yenilik tedavi sonuçlarını iyileştirdi. | A inovação médica melhorou os resultados. |
Hastanın yaşam kalitesi iyileşti. | A qualidade de vida do paciente melhorou. |
Tıp alanı sürekli ilerlemektedir. | O campo da medicina avança continuamente. |
Sağlık hizmeti sunumu optimize edildi. | A prestação de cuidados de saúde foi otimizada. |
Tıp eğitimi zorludur. | A formação médica é rigorosa. |
Hastanın hakları korundu. | Os direitos do paciente foram protegidos. |
Tıbbi gizlilik korundu. | O sigilo médico foi mantido. |
Sağlık reformu tartışıldı. | A reforma da saúde foi debatida. |
Tıbbi uygulama kanıta dayalıydı. | A prática médica era baseada em evidências. |
Hastanın özerkliğine saygı gösterildi. | A autonomia do paciente foi respeitada. |
Tıbbi karar bilgilendirildi. | A decisão médica foi informada. |
Sağlık hizmetlerine erişim iyileştirildi. | O acesso aos cuidados de saúde foi melhorado. |
Tıbbi araştırma çığır açıcıydı. | A pesquisa médica foi inovadora. |
Felsefe. | Filosofia. |
Etik | Ética |
Ahlak. | Moralidade. |
Felsefe okuyorum. | Eu estudo filosofia. |
Etik davranışı yönlendirir. | A ética guia o comportamento. |
Ahlak karmaşıktır. | A moralidade é complexa. |
Felsefi soru derindi. | A questão filosófica foi profunda. |
Ahlaki ikilem tartışıldı. | O dilema ético foi discutido. |
Ahlaki ilke uygulandı. | O princípio moral foi aplicado. |
Felsefi argüman ikna ediciydi. | O argumento filosófico foi convincente. |
Etik çerçeve oluşturuldu. | A estrutura ética foi estabelecida. |
Ahlaki muhakeme sağlamdı. | O raciocínio moral foi sólido. |
Felsefi gelenek düşünceyi etkiledi. | A tradição filosófica influenciou o pensamento. |
Etik değerlendirme önemliydi. | A consideração ética foi importante. |
Ahlaki yargı verildi. | O julgamento moral foi feito. |
Felsefi sorgulama anlamı inceledi. | A investigação filosófica explorou o significado. |
Etik standart korundu. | O padrão ético foi mantido. |
Sezmek | Perceber. |
Algılamak. | Perceber. |
Tespit etmek. | detectar. |
Anlamak. | Entender. |
kavramak | Compreender |
Kavramak. | Compreender. |
fark etmek. | Perceber. |
bilmek. | Saber. |
Farkında olmak. | estar ciente. |
Tanımak | Reconhecer. |
Bir şeye aşina olmak. | Estar familiarizado com. |
Hipotez. | Hipótese. |
Deney. | Experimento. |
Teori. | Teoria. |
Hipotez formüle edildi. | A hipótese foi formulada. |
Deney tasarlandı. | O experimento foi projetado. |
Teori doğrulandı. | A teoria foi validada. |
Bilimsel yöntem uygulandı. | O método científico foi aplicado. |
Araştırma titizlikle yürütüldü. | A pesquisa foi conduzida rigorosamente. |
Veriler sistematik olarak toplandı. | Os dados foram coletados sistematicamente. |
Analiz kapsamlıydı. | A análise foi minuciosa. |
Laboratuvar ekipmanları kalibre edildi. | O equipamento de laboratório foi calibrado. |
Bilimsel keşif önemliydi. | A descoberta científica foi significativa. |
Araştırma bulguları yayımlandı. | Os resultados da pesquisa foram publicados. |
Hakem değerlendirme süreci tamamlandı. | O processo de revisão por pares foi concluído. |
Bilim camiası yanıt verdi. | A comunidade científica respondeu. |
Metodoloji sağlamdı. | A metodologia era sólida. |
Araştırma sorusu ele alındı. | A questão de pesquisa foi abordada. |
Bilimsel makale hakem değerlendirmesinden geçti. | O artigo científico foi revisado por pares. |
Akademik araştırma bilgiye katkıda bulundu. | A pesquisa acadêmica contribuiu para o conhecimento. |
Deneysel tasarım kontrollüydü. | O desenho experimental foi controlado. |
Değişkenler doğru bir şekilde ölçüldü. | As variáveis foram medidas com precisão. |
İstatistiksel analiz yapıldı. | A análise estatística foi realizada. |
Araştırma protokolüne uyuldu. | O protocolo de pesquisa foi seguido. |
Bilimsel araştırma sistematikti. | A investigação científica foi sistemática. |
Okuduktan sonra anladım. | Tendo lido, compreendi. |
Gitsem, seni bilgilendirirdim. | Se eu fosse, eu lhe informaria. |
Bunu bilmiş olsaydım, farklı davranırdım. | Se eu tivesse sabido, teria agido de forma diferente. |
Yardıma ihtiyaç duymanız halinde, lütfen bizimle iletişime geçin. | Caso necessite de assistência, por favor entre em contato conosco. |
Yardımın olmasaydı başarısız olurdum. | Se não fosse pela sua ajuda, eu teria falhado. |
Eğer mümkün olsaydı, katılırdık. | Se tivesse sido possível, teríamos comparecido. |
Koşullar farklı olsaydı, sonuç değişirdi. | Se as circunstâncias fossem diferentes, o resultado variaria. |
Gerekirse yanıt vereceğiz. | Caso surja a necessidade, responderemos. |
Keşke bilseydik, hazırlık yapardık. | Se ao menos tivéssemos sabido, teríamos nos preparado. |
Birisi sonuçları düşünse. | Se alguém considerasse as implicações. |
Senin sessiz kalman daha iyi olurdu. | Seria melhor que você permanecesse em silêncio. |
Keşke durum farklı olsaydı. | Eu queria que fosse diferente. |
Senin yerinde olsam, tekrar düşünürdüm. | Se eu fosse você, eu reconsideraria. |
Tabiri caizse, durum karmaşık. | Por assim dizer, a situação é complexa. |
Durum böyle olsa da, ilerlemeliyiz. | Mesmo que assim seja, devemos prosseguir. |
Ne olursa olsun, sebat edeceğiz. | Venha o que vier, perseveraremos. |
Her ne kadar mütevazı olsa da, ev gibisi yok. | Por mais humilde que seja, não há lugar como o lar. |
Şunu söylemek yeterli: mesele çözüldü. | Basta dizer que o assunto está resolvido. |
Eleştirmek bana düşmez. | Longe de mim criticar. |
Öyle olsun. | Que assim seja. |
Laboratuvar çalışması hassastı. | O trabalho de laboratório foi preciso. |
Araştırma metodolojisi titizdi. | A metodologia de pesquisa foi rigorosa. |
Bilimsel kanıtlar ikna ediciydi. | As evidências científicas eram convincentes. |
Akademik araştırma kapsamlıydı. | A pesquisa acadêmica foi abrangente. |
Araştırmadaki yenilik, alanı ilerletti. | A inovação em pesquisa avançou o campo. |
Bilimsel bilgi genişletildi. | O conhecimento científico foi ampliado. |
Araştırma işbirliği verimliydi. | A colaboração na pesquisa foi frutífera. |
Laboratuvar bulguları yeniden üretilebilirdi. | Os resultados laboratoriais foram reproduzíveis. |
Bilimsel araştırma kapsamlıydı. | A investigação científica foi minuciosa. |
Araştırma katkısı özgündü. | A contribuição da pesquisa foi original. |
Akademik yayın etkiliydi. | A publicação acadêmica foi influente. |
Bilimsel paradigmada değişiklik oldu. | O paradigma científico mudou. |
Araştırma metodolojisi doğrulandı. | A metodologia de pesquisa foi validada. |
Laboratuvardaki araştırma çığır açıcıydı. | A pesquisa de laboratório foi inovadora. |
Bilimsel ilerleme önemliydi. | O avanço científico foi significativo. |
Araştırma mükemmelliği tanındı. | A excelência da pesquisa foi reconhecida. |
Akademik araştırma finanse edildi. | A pesquisa acadêmica foi financiada. |
Bilimsel bütünlük korundu. | A integridade científica foi mantida. |
Araştırma etiğine uyuldu. | A ética da pesquisa foi respeitada. |
Laboratuvar güvenliği sağlandı. | A segurança no laboratório foi garantida. |
Bilimsel doğruluk doğrulandı. | A precisão científica foi verificada. |
Araştırma şeffaflığı teşvik edildi. | A transparência na pesquisa foi promovida. |
Akademik araştırma titizdi. | A bolsa de estudos acadêmica foi rigorosa. |
Bilim camiası işbirliği yaptı. | A comunidade científica colaborou. |
Araştırmanın etkisi ölçüldü. | O impacto da pesquisa foi medido. |
Gitmiştim. | Eu tinha ido. |
Sen yemiştin. | Você tinha comido. |
O gelmişti. | Ele chegara. |
O gitmişti. | Ela havia partido. |
Görmüştük. | Nós tínhamos visto. |
Bitirmiş olacağım. | Eu terei terminado. |
Varmış olacaksın. | Você terá chegado. |
O gitmiş olacak. | Ele terá partido. |
O tamamlamış olacak. | Ela terá completado. |
Başarmış olacağız. | Teremos alcançado. |
Gitmiş olurdum. | Eu teria ido. |
Ahlaki değer tanındı. | O valor moral foi reconhecido. |
Felsefi bakış açısı benzersizdi. | A perspectiva filosófica era única. |
Etik karar zordu. | A decisão ética foi difícil. |
Ahlaki yükümlülük yerine getirildi. | A obrigação moral foi cumprida. |
Felsefi söylem ilgi çekiciydi. | O discurso filosófico foi envolvente. |
Etik kurallara uyuldu. | O código de ética foi seguido. |
Ahlak felsefesi incelendi. | A filosofia moral foi estudada. |
Felsefi kavram soyuttu. | O conceito filosófico era abstrato. |
Etik teori geliştirildi. | A teoria ética foi desenvolvida. |
Ahlak felsefesi eylemi yönlendirir. | A filosofia moral orienta a ação. |
Felsefi yansıma derindi. | A reflexão filosófica foi profunda. |
Etik ilke evrenseldi. | O princípio ético era universal. |
Ahlaki muhakeme mantıklıydı. | O raciocínio moral foi lógico. |
Bakmak. | olhar |
Göz atmak. | lançar um olhar. |
dik dik bakmak | Olhar fixamente. |
dik dik bakmak | olhar fixamente |
Söylemek. | Dizer. |
Fısıldamak. | sussurrar |
bağırmak. | Gritar. |
Mırıldanmak. | murmurar |
yürümek | Caminhar. |
rahatça yürümek | Passear. |
Uzun adımlarla yürümek. | andar a passos largos |
rahatça yürümek | caminhar sem pressa |
Koşmak. | Correr. |
Süratle koşmak. | Correr em alta velocidade. |
yavaş tempoda koşmak | trotar |
hızla koşmak | Correr em disparada. |
düşünmek. | Pensar. |
Düşünüp taşınmak. | ponderar |
derinlemesine düşünmek | contemplar |
dikkatlice düşünmek | Deliberar. |
Hissetmek. | sentir |
Yemiş olurdun. | Você teria comido. |
O gelmiş olurdu. | Ele teria chegado. |
O gitmiş olurdu. | Ela teria partido. |
Görmüş olurduk. | Nós teríamos visto. |
Gidiyordum. | Eu vinha indo. |
Yiyordun. | Você tinha estado comendo. |
O çalışıyordu. | Ele tinha estado trabalhando. |
O çalışıyordu. | Ela tinha estado estudando. |
Bekliyor olmuştuk. | Nós tínhamos estado esperando. |
Çalışıyor olacağım | Eu terei estado trabalhando. |
Çalışıyor olacaksın. | Você terá estado estudando. |
Bekliyor olacak. | Ele terá estado esperando. |
O okuyor olacak. | Ela terá estado lendo. |
Seyahat ediyor olacağız. | Nós teremos estado viajando. |
Gidiyor olurdum. | Eu teria estado indo. |
Yiyor olurdun. | Você teria estado comendo. |
Çalışıyor olacaktı. | Ele teria estado trabalhando. |
O ders çalışıyor olurdu. | Ela teria estado estudando. |
Bekliyor olacaktık. | Teríamos estado esperando. |
Bitirdikten sonra ayrıldım. | Tendo terminado, saí. |
Vardıktan sonra dinlendik. | Tendo chegado, descansamos. |
Çalıştığı için geçti. | Tendo estudado, ela passou. |
Çalıştıktan sonra dinlendi. | Tendo trabalhado, ele relaxou. |