Yedim. | Ik at. |
Sen gittin. | Je ging. |
O geldi. | Hij kwam aan. |
O ayrıldı. | Ze vertrok. |
Gördük. | Wij zagen. |
Yaptın. | Je deed het. |
Geldiler. | Ze kwamen. |
Gitmedim. | Ik ging niet. |
Bilgi bana verildi. | De informatie werd mij gegeven. |
Davet kabul edildi. | De uitnodiging werd geaccepteerd. |
Sorunun ele alınması gerekiyor. | Het probleem moet worden aangepakt. |
Belge gözden geçirilmiştir. | Het document is beoordeeld. |
Etkinlik gönüllüler tarafından düzenlendi. | Het evenement werd door vrijwilligers georganiseerd. |
Kek annem tarafından yapıldı. | De taart werd door mijn moeder gemaakt. |
Mesaj alındı. | Het bericht werd ontvangen. |
İş uzmanlar tarafından yapılacak. | De taak zal door experts worden gedaan. |
Yorgun olduğunu söyledi. | Hij zei dat hij moe was. |
Bana geleceğini söyledi. | Ze vertelde me dat ze zou komen. |
Bitirdiklerini söylediler. | Ze zeiden dat ze klaar waren. |
Ona gideceğimi söyledim. | Ik vertelde hem dat ik wegging. |
Filmi gördüğünü söyledi. | Ze zei dat ze de film had gezien. |
Bana daha sonra arayacağını söyledi. | Hij vertelde me dat hij later zou bellen. |
Seyahat edeceklerini söylediler. | Ze zeiden dat ze zouden gaan reizen. |
Hazır olup olmadığını sordum. | Ik vroeg of ze klaar was. |
Nereye gittiğimi sordu. | Hij vroeg waar ik naartoe ging. |
Saat kaç olduğunu sordu. | Ze vroeg hoe laat het was. |
Bize ne zaman varacağımızı sordular. | Ze vroegen wanneer we zouden aankomen. |
Ona neden geç kaldığını sordum. | Ik vroeg hem waarom hij te laat was. |
Bana beklememi söyledi. | Ze zei tegen mij dat ik moest wachten. |
Benden ayrılmamamı istedi. | Hij vroeg me om niet weg te gaan. |
Bize sessiz olmamızı söylediler. | Ze zeiden tegen ons dat we stil moesten zijn. |
Bütün gün çalıştığımı söyledim. | Ik zei dat ik de hele dag had gewerkt. |
Bana oraya hiç gitmediğini söyledi. | Ze vertelde me dat ze daar nog nooit geweest was. |
O, o zamana kadar bitirmiş olacağını söyledi. | Hij zei dat hij tegen die tijd klaar zou zijn geweest. |
Bize beklediklerini söylediler. | Ze vertelden ons dat ze aan het wachten waren geweest. |
E-postayı görüp görmediğini sordum. | Ik vroeg of hij de e-mail had gezien. |
Gelemek isteyip istemediğimizi sordu. | Ze vroeg of we wilden komen. |
Bana yardım edemeyeceğini söyledi. | Hij vertelde me dat hij niet kon helpen. |
Daha sonra gelebileceklerini söylediler. | Ze zeiden dat ze misschien later zouden komen. |
Ona gitmem gerektiğini söyledim. | Ik vertelde haar dat ik moest vertrekken. |
Araması gerektiğini söyledi. | Ze zei dat ze had moeten bellen. |
O benden ona yardım etmemi istedi. | Hij vroeg me om hem te helpen. |
Bize endişelenmememizi söylediler. | Ze zeiden tegen ons dat we ons geen zorgen moesten maken. |
Orada olacağımı söyledim. | Ik zei dat ik daar zou zijn. |
Vardığımda seni arayacağım. | Ik zal je bellen wanneer ik aankom. |
O gitti çünkü yorgundu. | Ze vertrok omdat ze moe was. |
Yağmur yağdığı için evde kaldık. | We bleven thuis omdat het regende. |
Sınavı geçebilmek için ders çalışıyorum. | Ik studeer zodat ik het examen kan halen. |
Başarılı olmak için çok çalışıyor. | Hij werkt hard om te slagen. |
Yağmur yağarsa, içeride kalacağız. | Als het regent, blijven we binnen. |
Geç olmasına rağmen devam ettik. | Hoewel het laat was, gingen we door. |
Meşgul olmasına rağmen yardım etti. | Hoewel ze het druk had, hielp ze. |
Ben yemek yaparken telefon çaldı. | Terwijl ik aan het koken was, ging de telefoon. |
Lütfen gitmeden önce pencereyi kapat. | Voordat je vertrekt, sluit alsjeblieft het raam. |
İşi bitirdikten sonra eve gideceğim. | Nadat ik klaar ben met werken, ga ik naar huis. |
Sen gelene kadar burada bekleyeceğim. | Totdat je aankomt, zal ik hier wachten. |
Haberi duyar duymaz, aradım. | Zodra ik het nieuws hoorde, belde ik. |
Sana yardım edeceğim, eğer sorarsan. | Ik zal je helpen, op voorwaarde dat je het vraagt. |
Acele etmezsen, geç kalırsın. | Als je je niet haast, kom je te laat. |
İlginç olduğu için onu seviyorum. | Ik vind het leuk omdat het interessant is. |
Burada olduğuna göre, başlayalım. | Nu je hier bent, laten we beginnen. |
Yiyecek alabilmek için mağazaya gittim. | Ik ging naar de winkel zodat ik eten kon kopen. |
İyi notlar almak için çok çalıştı. | Ze studeerde hard om goede cijfers te krijgen. |
Beni davet edersen gelirim. | Ik zal komen als je me uitnodigt. |
Pahalı olmasına rağmen, onu aldım. | Hoewel het duur was, heb ik het gekocht. |
Denediği halde başarısız oldu. | Hoewel hij het probeerde, faalde hij. |
O okurken, o yemek pişiriyordu. | Terwijl zij aan het lezen was, was hij aan het koken. |
Başlamadan önce, izin ver açıklayayım. | Voordat we beginnen, laat me het uitleggen. |
O ayrıldıktan sonra hatamı fark ettim. | Nadat ze vertrok, realiseerde ik me mijn fout. |
O gelene kadar bekledim. | Ik wachtte tot hij aankwam. |
Onu görür görmez gülümsedim. | Zodra ik haar zag, glimlachte ik. |
Hava iyi olduğu takdirde gideceğim. | Ik zal gaan, mits het weer goed is. |
Çalışmazsan geçemezsin. | Tenzij je studeert, zul je niet slagen. |
Ne kadar çok öğrenirsem, o kadar çok bilmediğimi fark ediyorum. | Hoe meer ik leer, hoe meer ik besef dat ik niets weet. |
Sadece geç kalmadı, aynı zamanda belgeleri de unuttu. | Niet alleen kwam ze te laat, maar ze vergat ook de documenten. |
Ya sen benimle gelirsin, ya da ben yalnız giderim. | Of je gaat met me mee, of ik ga alleen. |
Ne o ne de o orada vardı. | Noch hij noch zij waren aanwezig. |
Hem öğretmen hem de öğrenciler mutluydu. | Zowel de leraar als de leerlingen waren blij. |
Onu görüyorum. | Ik zie hem. |
Onu görüyorum. | Ik zie haar. |
Onları görüyorum. | Ik zie hen. |
Seni seviyorum. | Ik houd van u. |
Seni seviyorum. | Ik houd van u. |
Onu sana veriyorum. | Ik geef het u. |
Onu sana veriyorum. | Ik geef het u. |
O bana yazıyor. | Zij schrijft mij. |
O bize konuşuyor. | Hij spreekt tegen ons. |
Onlara söylüyoruz. | We vertellen hen. |
Seni arıyorum. | Ik bel u. |
Seni arıyorum. | Ik bel u. |
Seni bekliyorum. | Ik wacht op u. |
Seni bekliyorum. | Ik wacht op u. |
Buna ihtiyacım var. | Ik heb het nodig. |
Ona kitabı verdim. | Ik gaf hem het boek. |
O bana fotoğrafı gösterdi. | Ze liet mij de foto zien. |
Onlara haberi söyledik. | We vertelden hen het nieuws. |
Onu ona aldım. | Ik heb het voor haar gekocht. |
Bize bir mesaj gönderdi. | Hij stuurde ons een bericht. |
Onları bulamıyorum. | Ik kan ze niet vinden. |
O onu sevmiyor. | Ze vindt het niet leuk. |
Onu görmedik. | We hebben hem niet gezien. |
Sana yardım edeceğim. | Ik zal je helpen. |
Bizi davet ettiler. | Ze hebben ons uitgenodigd. |
Burada olan adam. | De man die hier is. |
Okuduğum kitap. | Het boek dat ik heb gelezen. |
Arabasını ödünç aldığım arkadaş. | De vriend wiens auto ik geleend heb. |
Benim yaşadığım şehir. | De stad waar ik woon. |
Tanıştığım kişi. | De persoon die ik ontmoette. |
Satılık olan ev. | Het huis dat te koop is. |
Benim izlediğim film. | De film die ik heb gezien. |
Fransızca öğreten öğretmen. | De leraar die Frans geeft. |
Yediğimiz restoran. | Het restaurant waar we aten. |
Doğum günü olan arkadaş. | De vriend wiens verjaardag het is. |
Benim istediğim araba. | De auto die ik wil. |
Tanıştığımız gün. | De dag waarop we elkaar ontmoetten. |
Geldiğim sebep. | De reden waarom ik kwam. |
Bahsettiğim kitap. | Het boek waarvan ik sprak. |
Burada çalışan insanlar. | De mensen die hier werken. |
Oğlu doktor olan kadın. | De vrouw wier zoon dokter is. |
Benim doğduğum yer. | De plaats waar ik geboren ben. |
Her şeyin değiştiği zaman. | De tijd waarin alles veranderde. |
Burada olmamın sebebi. | De reden waarom ik hier ben. |
Yazdığım kişi. | De persoon aan wie ik schreef. |
Çalıştığım şirket. | Het bedrijf waarvoor ik werk. |
Sınavları zor olan öğrenciler. | De studenten van wie de examens moeilijk waren. |
Fark ettiğim an. | Het moment waarop ik me realiseerde. |
Onu çözdüğü yol. | De manier waarop ze het oploste. |
En çok önem taşıyan şey. | Het ding dat het meest telt. |
Gelmeni istiyorum. | Ik wil dat je komt. |
Çalışman önemli. | Het is belangrijk dat je studeert. |
Burada olduğun için mutluyum. | Ik ben blij dat je hier bent. |
Onun gelip gelmeyeceğinden şüpheliyim. | Ik betwijfel of hij zal komen. |
Gerek ki gidelim. | Het is nodig dat we vertrekken. |
Kalmanı tercih ederim. | Ik heb liever dat je blijft. |
Onun bilmesi daha iyi olur. | Het is beter dat ze het weet. |
Yağmur yağacak diye korkuyorum. | Ik ben bang dat het gaat regenen. |
Onun haklı olması mümkün. | Het is mogelijk dat hij gelijk heeft. |
Hasta olduğun için üzgünüm. | Het spijt me dat je ziek bent. |
Zamanında gelmemiz çok önemli. | Het is essentieel dat we op tijd aankomen. |
Sanmıyorum ki o gelsin. | Ik denk niet dat hij zal komen. |
Onun gitmiş olması garip. | Het is vreemd dat ze vertrokken is. |
Dilerim ki başarsın. | Ik hoop dat je slaagt. |
Gerek ki gideyim. | Het is noodzakelijk dat ik ga. |
Dinlenmeni öneriyorum. | Ik stel voor dat je ruste. |
Bugün bitirmemiz çok önemli. | Het is cruciaal dat we het vandaag afmaken. |
Israr ediyorum ki gelesin. | Ik eis dat je kome. |
Erken gelmeniz tavsiye edilir. | Het wordt aanbevolen dat je vroeg aankomt. |
Senden açıklama yapmanı talep ediyorum. | Ik eis dat je het uitlegt. |
Şimdi harekete geçmeliyiz. | Het is van vitaal belang dat we nu handelen. |
Bunu tamamlamanı talep ediyorum. | Ik eis dat je dit voltooit. |
Başarmamız şart. | Het is noodzakelijk dat we slagen. |
Keşke burada olsan. | Ik wou dat je hier was. |
Onun kabul etmesi muhtemel değil. | Het is onwaarschijnlijk dat ze zal instemmen. |
Daha büyük | Groter. |
Daha küçük | Kleiner. |
Daha iyi | Beter. |
Daha kötü | Slechter. |
Daha güzel. | Mooier. |
Daha az pahalı. | Minder duur. |
kadar büyük | zo groot als. |
En büyük | De grootste. |
En küçük | De kleinste. |
En iyi | De beste. |
En kötü | De slechtste. |
En güzel. | De mooiste. |
En ucuz. | Het minst duur. |
O benden daha uzun. | Ze is langer dan ik. |
Burası en iyi restoran. | Dit is het beste restaurant. |
O kardeşi kadar zeki. | Hij is net zo slim als zijn broer. |
Bu daha zor. | Dit is moeilijker. |
En güzel şehir. | Het is de mooiste stad. |
Senden daha fazla param var. | Ik heb meer geld dan jij. |
O en genç. | Ze is de jongste. |
Bu düşündüğümden daha az karmaşık. | Dit is minder ingewikkeld dan ik dacht. |
O en deneyimli. | Hij is het meest ervaren. |
Hiç yoktan iyidir. | Het is beter dan niets. |
O kız kardeşi kadar yetenekli. | Ze is net zo getalenteerd als haar zus. |
Bu en ucuz seçenek. | Dit is de minst dure optie. |
O, sınıf arkadaşlarından daha zeki. | Hij is intelligenter dan zijn klasgenoten. |
Bu, okuduğum en ilginç kitap. | Het is het interessantste boek dat ik gelezen heb. |
O, öncekinden daha az kendinden emin. | Ze is minder zelfverzekerd dan vroeger. |
Bu, önceki sürümden çok daha iyi. | Dit is veel beter dan de vorige versie. |
O babasından çok daha uzun. | Hij is veel langer dan zijn vader. |
Bence bu iyi bir fikir. | Ik denk dat dat een goed idee is. |
Bence beklemeliyiz. | Naar mijn mening zouden we moeten wachten. |
Önemli olduğuna inanıyorum. | Ik geloof dat het belangrijk is. |
Sana katılıyorum. | Ik ben het met je eens. |
Katılmıyorum. | Ik ben het er niet mee eens. |
Kısmen katılıyorum. | Ik ben het er gedeeltelijk mee eens. |
Kesinlikle katılmıyorum. | Ik ben het er helemaal mee oneens. |
İyi bir nokta. | Dat is een goed punt. |
Ne demek istediğini anlıyorum. | Ik begrijp wat je bedoelt. |
Sanmıyorum. | Dat denk ik niet. |
Bu seçeneği tercih ederim. | Ik geef de voorkeur aan deze optie. |
Eve gitmeyi tercih ederim. | Ik zou liever naar huis gaan. |
Farklı bir yaklaşım denemeyi öneriyorum. | Ik stel voor dat we een andere aanpak proberen. |
Bu restoranı tavsiye ederim. | Ik raad dit restaurant aan. |
Bence yeniden değerlendirmeliyiz. | Ik denk dat we het moeten heroverwegen. |
Bana göre mantıklı. | Naar mijn mening is dat logisch. |
Bunun doğru olduğuna ikna oldum. | Ik ben ervan overtuigd dat dit klopt. |
Bundan emin değilim. | Daar ben ik niet zeker van. |
Şüphelerim var. | Ik heb mijn twijfels. |
Bu planı destekliyorum. | Ik ben voor dit plan. |
Bu öneriye karşıyım. | Ik ben tegen dit voorstel. |
Bence denemeye değer. | Ik denk dat het de moeite waard is om het te proberen. |
Bence gerekli değil. | Ik denk niet dat het nodig is. |
Bu konuda güçlü duygularım var. | Ik heb hier een sterke mening over. |
Karışık duygularım var. | Ik heb gemengde gevoelens. |
Önerilere açığım. | Ik sta open voor suggesties. |
Fikrini duymak isterim. | Ik hoor graag jouw mening. |
Ne düşünüyorsun? | Wat vind je? |
Katılıyor musunuz? | Ben je het ermee eens? |
Doktor. | dokter |
Öğretmen. | Leraar |
Mühendis | ingenieur |
Avukat. | Advocaat |
Hemşire. | verpleegkundige |
aşçı | kok |
Mimar | architect |
Muhasebeci | accountant |
Yönetici | Manager. |
Sekreter. | Secretaresse |
Bir ofiste çalışıyorum. | Ik werk op een kantoor. |
O bir doktor. | Zij is arts. |
O öğretmen olarak çalışıyor. | Hij werkt als leraar. |
Toplantım var. | Ik heb een vergadering. |
Birlikte çalışıyoruz. | We werken samen. |
Bu projeyi bitirmem gerekiyor. | Ik moet dit project afmaken. |
O iş arıyor. | Ze is op zoek naar een baan. |
O terfi etti. | Hij is gepromoveerd. |
İşe dokuzda başlıyorum. | Ik begin om negen met werken. |
Beşte bitiriyoruz. | We zijn om vijf uur klaar. |
Tatildeyim. | Ik ben op vakantie. |
O emekli. | Ze is met pensioen. |
O işsiz. | Hij is werkloos. |
İyi bir maaş kazanıyorum. | Ik verdien een goed salaris. |
Son teslim tarihimiz var. | We hebben een deadline. |
Yarın iş görüşmem var. | Ik heb morgen een sollicitatiegesprek. |
O özgeçmişini teslim etti. | Ze diende haar cv in. |
Bir toplantı planlamamız gerekiyor. | We moeten een vergadering plannen. |
Meslektaşıma bir e-posta gönderdim. | Ik heb mijn collega een e-mail gestuurd. |
Bir sunum yaptı. | Hij gaf een presentatie. |
Projeyi tartıştık. | We bespraken het project. |
Bir rapor hazırlamam gerekiyor. | Ik moet een rapport voorbereiden. |
O evden çalışıyor. | Ze werkt thuis. |
O iş seyahatinde. | Hij is op zakenreis. |
Bir telekonferansım var. | Ik heb een conference call. |
Bir toplantı ayarlamak istiyorum. | Ik zou graag een vergadering willen plannen. |
Bir telefon görüşmesi ayarlayabilir miyiz? | Zouden we een telefoongesprek kunnen plannen? |
Görüşmemizi takip etmek için yazıyorum. | Ik schrijf u om ons gesprek op te volgen. |
E-postanız için teşekkür ederim. | Dank u voor uw e-mail. |
Cevabınızı bekliyorum. | Ik zie ernaar uit om van u te horen. |
Ekte bulabilirsiniz. | In de bijlage vindt u. |
Geri bildiriminizi memnuniyetle beklerim. | Ik zou uw feedback op prijs stellen. |
Herhangi bir sorunuz olursa bana bildirin. | Laat het mij weten als u vragen heeft. |
Gelecek hafta müsaitim. | Ik ben volgende week beschikbaar. |
Bunu daha ayrıntılı olarak görüşebilir miyiz? | Zouden we dit verder kunnen bespreken? |
Gelecek Pazartesi buluşmamızı öneriyorum. | Ik stel voor dat we aanstaande maandag afspreken. |
Toplantı gündemi ektedir. | De agenda voor de vergadering is bijgevoegd. |
Fikirlerimi sunmak isterim. | Ik zou graag mijn ideeën willen presenteren. |
Şartları müzakere etmemiz gerekiyor. | We moeten over de voorwaarden onderhandelen. |
Sözleşmeyi gözden geçirmemizi öneriyorum. | Ik stel voor dat we het contract doornemen. |
Bütçeyi görüşelim. | Laten we het budget bespreken. |
Birkaç noktayı netleştirmem gerekiyor. | Ik moet enkele punten verduidelijken. |
Alternatifleri değerlendirmeliyiz. | We zouden de alternatieven moeten overwegen. |
Anlaşmaya varabileceğimizden eminim. | Ik ben ervan overtuigd dat we tot een overeenkomst kunnen komen. |
Bir karar almamız gerekiyor. | We moeten een beslissing nemen. |
Bir çözüm önermek istiyorum. | Ik zou graag een oplossing voorstellen. |
Ana noktaları özetleyeyim. | Laat me de belangrijkste punten samenvatten. |
Bu sorunu ele almamız gerekiyor. | We moeten deze kwestie aanpakken. |
Bir toplantı ayarlamak istiyorum. | Ik zou graag een vergadering willen inplannen. |
Detayları bana gönderebilir misiniz? | Kunt u mij de details sturen? |
Görüşmemizi takip ediyorum. | Ik neem contact op naar aanleiding van ons gesprek. |
Detayları kesinleştirmemiz gerekiyor. | We moeten de details afronden. |
Randevuyu teyit etmek istiyorum. | Ik zou graag de afspraak bevestigen. |
Lütfen müsaitlik durumunuzu bildirir misiniz? | Laat mij alstublieft weten wanneer u beschikbaar bent. |
Sizi bilgilendirmek için yazıyorum. | Ik schrijf u om u te informeren. |
Çabalarımızı koordine etmemiz gerekiyor. | We moeten onze inspanningen coördineren. |
Hızlı bir yanıt verirseniz memnun olurum. | Ik zou een snelle reactie op prijs stellen. |
Takip toplantısı planlayalım. | Laten we een vervolgbijeenkomst inplannen. |
İlerleme hakkında sizi bilgilendirmem gerekiyor. | Ik moet u bijpraten over de voortgang. |
Bunu yüz yüze görüşmeliyiz. | We zouden dit persoonlijk moeten bespreken. |
Yarın müsait misin? | Ben je morgen vrij? |
Kahve için buluşmak ister misiniz? | Zou je willen afspreken voor een kop koffie? |
Sizin için saat kaçta uygun? | Hoe laat komt het je uit? |
Öğleden sonra müsaitim. | Ik ben 's middags beschikbaar. |
Restoranda buluşalım. | Laten we bij het restaurant afspreken. |
Cuma gelemem. | Ik kan het vrijdag niet. |
Gelecek hafta ne dersin? | Wat dacht je van volgende week? |
Programımı kontrol etmem gerekiyor. | Ik moet mijn agenda controleren. |
Saati teyit edeyim. | Laat me de tijd bevestigen. |
Bir toplantı ayarlamak için seni arayacağım. | Ik zal je bellen om een afspraak te maken. |
Bir tarih belirlemeliyiz. | We zouden een datum moeten vastleggen. |
Randevu almak istiyorum. | Ik zou graag een afspraak willen maken. |
Müsait misiniz? | Heb je nog ruimte in je agenda? |
Bu hafta meşgulüm. | Ik heb het deze week druk. |
Gelecek aya erteleyelim. | Laten we het verplaatsen naar volgende maand. |
Toplantımızı iptal etmem gerekiyor. | Ik moet onze afspraak afzeggen. |
Bunu erteleyebilir miyiz? | Kunnen we het uitstellen? |
Bir şey değişirse haber veririm. | Ik laat het je weten als er iets verandert. |
Programın nasıl? | Hoe ziet je agenda eruit? |
Salı günü için bir boşluğum var. | Ik heb een opening op dinsdag. |
Hafta sonu için bir şeyler planlayalım. | Laten we iets plannen voor het weekend. |
Ekibimle koordinasyon sağlamam gerekiyor. | Ik moet met mijn team afstemmen. |
Önceden rezervasyon yapmalıyız. | We zouden van tevoren moeten boeken. |
Sana bir takvim daveti göndereceğim. | Ik stuur je een agenda-uitnodiging. |
Detayları doğrulayalım. | Laten we de details bevestigen. |
Toplantımızı dört gözle bekliyorum. | Ik kijk uit naar onze afspraak. |
Herkes için uygun bir zaman bulmamız gerekiyor. | We moeten een tijd vinden die voor iedereen uitkomt. |
Saat konusunda sana döneceğim. | Ik laat je weten hoe laat. |
Orta noktada buluşalım. | Laten we halverwege afspreken. |
E-posta ile teyit edeceğim. | Ik zal het per e-mail bevestigen. |
Okumayı seviyorum. | Ik lees graag. |
O tenis oynar. | Ze speelt tennis. |
O gitar çalıyor. | Hij speelt gitaar. |
Yüzmeye gideriz. | We gaan zwemmen. |
Yemek yapmaktan hoşlanıyorum. | Ik kook graag. |
O dans etmeyi çok seviyor. | Ze houdt van dansen. |
O yoga yapıyor. | Hij doet aan yoga. |
Yürüyüşe gidiyoruz. | We gaan wandelen. |
Satranç oynarım. | Ik speel schaak. |
O resim yapar. | Ze schildert. |
O fotoğraf çeker. | Hij maakt foto's. |
Biz filmler izleriz. | We kijken naar films. |
Müzik dinliyorum. | Ik luister naar muziek. |
O tiyatroya gider. | Ze gaat naar het theater. |
O pul toplar. | Hij verzamelt postzegels. |
Masa oyunları oynarız. | Wij spelen bordspellen. |
Spor salonuna gidiyorum. | Ik ga naar de sportschool. |
O bahçecilik yapıyor. | Ze doet aan tuinieren. |
O balık tutmaya gider. | Hij gaat vissen. |
Biz futbol oynuyoruz. | Wij voetballen. |
Bisiklet sürüyorum. | Ik fiets. |
O koşuya çıkar. | Ze gaat hardlopen. |
O video oyunları oynar. | Hij speelt videogames. |
Kampa gidiyoruz. | We gaan kamperen. |
Şiir yazarım. | Ik schrijf poëzie. |
Fotoğrafçılığa tutkuluyum. | Ik ben gepassioneerd door fotografie. |
O kaya tırmanışından hoşlanıyor. | Ze houdt van rotsklimmen. |
O marangozluk yapmaktan hoşlanır. | Hij houdt van houtbewerking. |
Konserlere gitmeyi çok seviyoruz. | We gaan graag naar concerten. |
Boş zamanlarımı okumaya ayırıyorum. | In mijn vrije tijd lees ik. |
O resim yapmayı rahatlatıcı buluyor. | Ze vindt schilderen ontspannend. |
Astronomiye ilgi duyuyor. | Hij is geïnteresseerd in astronomie. |
Yeni restoranları denemekten hoşlanıyoruz. | We vinden het leuk om nieuwe restaurants te proberen. |
Açık hava etkinliklerini tercih ederim. | Ik geef de voorkeur aan buitenactiviteiten. |
Yeni hobiler denemeyi sever. | Ze houdt ervan om nieuwe hobby's uit te proberen. |
Havalimanı | Luchthaven |
Uçuş | vlucht |
Bilet | kaartje |
Pasaport | Paspoort. |
Bagaj | Bagage. |
Otel | hotel. |
Rezervasyon | Reservering |
Oda. | Kamer |
Bir bilete ihtiyacım var | Ik heb een ticket nodig. |
Havalimanı nerede? | Waar is het vliegveld? |
Rezervasyonum var. | Ik heb een reservering. |
Check-in lütfen. | Inchecken, alstublieft. |
Uçuş saat kaçta? | Hoe laat is de vlucht? |
Bagajımı kaybettim. | Ik ben mijn bagage kwijt. |
Tren istasyonu nerede? | Waar is het treinstation? |
Şehir merkezine nasıl giderim? | Hoe kom ik naar het stadscentrum? |
Araba kiralamak istiyorum. | Ik wil een auto huren. |
Bu ne kadar? | Hoeveel kost het? |
Bir otel arıyorum. | Ik ben op zoek naar een hotel. |
Boş bir odanız var mı? | Heeft u een kamer beschikbaar? |
Çıkış yapmak istiyorum. | Ik zou graag willen uitchecken. |
Metro bileti nereden alabilirim? | Waar kan ik een metrokaartje kopen? |
Hangi peron? | Welk perron? |
Bu koltuk dolu mu? | Is deze stoel bezet? |
Paris'e gidiyorum. | Ik ga naar Parijs. |
Güvenli bir şekilde vardık. | We zijn veilig aangekomen. |
İş için seyahat ediyorum. | Ik reis voor zaken. |
O tatilde. | Ze is op vakantie. |
Biz turistiz. | We zijn toeristen. |
Yol tarifi lazım. | Ik heb aanwijzingen nodig. |
Döviz bozdurmam gerekiyor. | Ik moet geld wisselen. |
Turist bilgi merkezi nerede? | Waar is het toeristenbureau? |
Bir oda ayırtmak istiyorum. | Ik wil graag een kamer boeken. |
Check-in saati kaçta? | Wat is de inchecktijd? |
Kahvaltı dahil mi? | Is het ontbijt inbegrepen? |
Rezervasyonumu iptal etmem gerekiyor. | Ik moet mijn reservering annuleren. |
Uçuş gecikmiştir. | De vlucht is vertraagd. |
Aktarmalı uçuşum var. | Ik heb een aansluitende vlucht. |
Mağaza. | Winkel. |
Satın almak. | kopen |
satmak | verkopen |
Fiyat. | Prijs. |
Para. | Geld. |
Kredi kartı. | creditcard |
Nakit. | Contant. |
Fiş | bon |
Bunu satın almak istiyorum. | Ik wil dit kopen. |
Bu ne kadar? | Hoeveel kost het? |
Bu çok pahalı. | Het is te duur. |
İndiriminiz var mı? | Heeft u korting? |
Kartla ödeyebilir miyim? | Kan ik met kaart betalen? |
Bunu alacağım. | Ik neem het. |
Bunun başka bir bedeni var mı? | Heeft u dit in een andere maat? |
Sadece bakıyorum. | Ik kijk alleen even. |
Deneme kabini nerede? | Waar is de paskamer? |
Bunu değiştirmem gerekiyor. | Ik moet dit ruilen. |
Para iadesi alabilir miyim? | Kan ik mijn geld terugkrijgen? |
Bir hediye arıyorum. | Ik ben op zoek naar een cadeau. |
Bütçeniz ne kadar? | Wat is je budget? |
Bu iyi bir anlaşma. | Dat is een goede deal. |
Bunu düşüneceğim. | Ik zal erover nadenken. |
Kapalıyız. | We zijn gesloten. |
Mağaza saat dokuzda açılıyor. | De winkel gaat om negen uur open. |
Bana daha iyi bir fiyat verebilir misiniz? | Kunt u me een betere prijs geven? |
Pazarlık yapmak istiyorum. | Ik zou graag afdingen. |
Bu uymuyor. | Dit past niet. |
Bunu iade etmek istiyorum. | Ik wil dit graag retourneren. |
Garanti var mı? | Heeft u garantie? |
Bu ürün hakkında şikayet etmek istiyorum. | Ik wil een klacht indienen over dit product. |
Kalite beklediğim gibi değil. | De kwaliteit is niet wat ik had verwacht. |
Müdürle konuşmak istiyorum. | Ik zou graag met de manager spreken. |
Taksitli ödeyebilir miyim? | Kan ik in termijnen betalen? |
İndirim var mı? | Is er een uitverkoop? |
Doktor. | dokter. |
Hastane | Ziekenhuis |
Eczane. | Apotheek. |
İlaç | Medicijn |
Hastayım. | Ik ben ziek. |
Başım ağrıyor. | Ik heb hoofdpijn. |
Ateşim var. | Ik heb koorts. |
Boğazım ağrıyor. | Ik heb keelpijn. |
Mide bulantısı hissediyorum. | Ik voel me misselijk. |
Ağrım var. | Ik heb pijn. |
Bir doktora görünmem gerekiyor. | Ik moet een arts zien. |
Randevunuz var mı? | Heeft u een afspraak? |
Belirtileriniz neler? | Wat zijn uw symptomen? |
Reçeteye ihtiyacım var. | Ik heb een recept nodig. |
Eczane nerede? | Waar is de apotheek? |
İlaç lazım. | Ik heb medicijnen nodig. |
Bunu günde üç kez alın. | Neem dit drie keer per dag. |
Penisiline alerjim. | Ik ben allergisch voor penicilline. |
Kolumu kırdım. | Ik heb mijn arm gebroken. |
Onun soğuk algınlığı var. | Ze is verkouden. |
Onun gribi var. | Hij heeft griep. |
Dinlenmem gerekiyor. | Ik moet rusten. |
Daha iyi hissediyorum. | Ik voel me beter. |
Ambulans çağırın. | Bel een ambulance. |
Acil bir durum. | Het is een noodgeval. |
Doktorla randevum var. | Ik heb een afspraak bij de dokter. |
Randevu almam gerekiyor. | Ik moet een afspraak maken. |
Göğsümde ağrı var. | Ik heb pijn op mijn borst. |
Başım dönüyor. | Ik voel me duizelig. |
Nefes almakta zorlanıyorum. | Ik heb moeite met ademhalen. |
Ağrı dün başladı. | De pijn begon gisteren. |
Bir kan testine ihtiyacım var. | Ik heb een bloedonderzoek nodig. |
Aşı olmam gerekiyor. | Ik moet me laten vaccineren. |
İlaç kullanıyorum. | Ik neem medicijnen. |
Bir uzmana görünmem gerekiyor. | Ik moet een specialist zien. |
Restoran | Restaurant |
Menü | menukaart |
Garson. | ober |
Masa. | Tafel. |
Bir masa istiyorum. | Ik zou graag een tafel willen. |
Rezervasyonunuz var mı? | Heeft u een reservering? |
Menüyü görebilir miyim? | Mag ik de menukaart zien? |
Tavuğu alacağım. | Ik neem de kip. |
Ben vejetaryenim. | Ik ben vegetariër. |
Kuruyemişlere alerjim var. | Ik ben allergisch voor noten. |
Ne önerirsiniz? | Wat raadt u aan? |
Ben de aynı şeyi alacağım. | Ik neem hetzelfde. |
Hesap lütfen. | De rekening, alstublieft. |
Bahşiş dahil mi? | Is de fooi inbegrepen? |
Yemek lezzetli. | Het eten is heerlijk. |
Bir kadeh şarap alayım. | Ik neem een glas wijn. |
Akşam yemeği pişiriyorum. | Ik ben het avondeten aan het koken. |
O bir kek pişiriyor. | Ze is een taart aan het bakken. |
Malzemelere ihtiyacımız var. | We hebben ingrediënten nodig. |
Tuz ve karabiber ekleyin. | Voeg zout en peper toe. |
Fırını önceden ısıtın. | Verwarm de oven voor. |
Sebzeleri doğra. | Snijd de groenten. |
Sosu karıştır. | Roer de saus. |
Yemek hazır. | Het eten is klaar. |
Masayı kur. | Dek de tafel. |
Tuzu uzatır mısın? | Geef me het zout. |
Biraz daha ister misiniz? | Wilt u nog wat? |
Doydum. | Ik zit vol. |
Tadı güzel. | Het smaakt goed. |
Bunu sevmiyorum. | Ik vind dit niet lekker. |
Sipariş vermek istiyorum. | Ik zou graag willen bestellen. |
Hesabı alabilir miyim? | Mag ik de rekening? |
Servis mükemmeldi. | De bediening was uitstekend. |
Günün spesiyalini alacağım. | Ik neem de dagschotel. |
Bu yemek acı mı? | Is dit gerecht pittig? |
İyi pişmiş istiyorum. | Ik wil het graag goed doorbakken. |
Biraz su alabilir miyim? | Mag ik wat water? |
Özel bir diyet uyguluyorum. | Ik volg een speciaal dieet. |
Mutlu. | Blij. |
Üzgün. | Verdrietig. |
Kızgın. | Boos. |
Heyecanlı. | Opgewonden. |
Gergin. | zenuwachtig |
Sakin. | Kalm. |
Yorgun. | Moe. |
Mutluyum. | Ik ben blij. |
O üzgün. | Ze is verdrietig. |
O sinirli. | Hij is boos. |
Heyecanlıyız. | We zijn enthousiast. |
Gergin hissediyorum. | Ik voel me zenuwachtig. |
Sakin görünüyor. | Ze lijkt rustig. |
Endişeliyim. | Ik maak me zorgen. |
O hayal kırıklığına uğramış. | Hij is teleurgesteld. |
Gururluyuz. | Wij zijn trots. |
Şaşkınım. | Ik ben verrast. |
O utanıyor. | Ze schaamt zich. |
O kıskanç. | Hij is jaloers. |
Aşık oldum. | Ik ben verliefd. |
Bunalmış hissediyorum. | Ik voel me overweldigd. |
O hayal kırıklığına uğramış. | Ze is gefrustreerd. |
Kendini rahatlamış hissediyor. | Hij voelt zich opgelucht. |
Sınav hakkında endişeliyim. | Ik ben nerveus voor het examen. |
O memnun. | Ze is tevreden. |
O minnettar hissediyor. | Hij voelt zich dankbaar. |
İyimser hissediyorum. | Ik voel me optimistisch. |
O karamsar. | Ze is pessimistisch. |
Kafası karışık hissediyor. | Hij voelt zich verward. |
Nostaljik hissediyorum. | Ik voel me nostalgisch. |
Dağ | berg |
Nehir | rivier |
Orman | Bos |
Okyanus | Oceaan. |
kumsal | Strand |
Göl | Meer |
Ağaç | Boom |
Çiçek | Bloem |
İlkbahar. | Lente. |
Yaz. | Zomer. |
Sonbahar. | Herfst. |
Kış. | Winter. |
Güneşli. | Het is zonnig. |
Rüzgarlı. | Het waait. |
Kar yağıyor. | Het sneeuwt. |
Fırtına var. | Er is een storm. |
Hava güzel. | Het weer is mooi. |
Dışarıda hava sıcak. | Het is heet buiten. |
Bugün soğuk. | Het is koud vandaag. |
Çevreyi korumamız gerekiyor. | We moeten het milieu beschermen. |
İklim değişikliği ciddi bir sorundur. | Klimaatverandering is een ernstig probleem. |
Kirliliği azaltmalıyız. | We moeten de vervuiling verminderen. |
Geri dönüşüm önemlidir. | Recycling is belangrijk. |
Suyu korumamız gerekiyor. | We moeten water besparen. |
Bugün hava kalitesi kötü. | De luchtkwaliteit is vandaag slecht. |
Yenilenebilir enerji kullanmalıyız. | We moeten hernieuwbare energie gebruiken. |
Ormansızlaşma bir sorundur. | Ontbossing is een probleem. |
Yaban hayatını korumamız gerekiyor. | We moeten wilde dieren beschermen. |
Sıcaklık artıyor. | De temperatuur stijgt. |
Daha fazla ağaç dikmeliyiz. | We zouden meer bomen moeten planten. |
bilgisayar | Computer. |
İnternet. | internet |
E-posta. | E-mail. |
web sitesi | website |
Şifre | Wachtwoord |
E-postamı kontrol etmem gerekiyor. | Ik moet mijn e-mail controleren. |
Dosyayı bana gönderebilir misiniz? | Kun je me het bestand sturen? |
Sana bir bağlantı göndereceğim. | Ik stuur je een link. |
İnternet yavaş. | Het internet is traag. |
Bilgisayarım çöktü. | Mijn computer is vastgelopen. |
Yazılımımı güncellemem gerekiyor. | Ik moet mijn software bijwerken. |
Şifremi unuttum. | Ik ben mijn wachtwoord vergeten. |
Bu dosyayı indirmem gerekiyor. | Ik moet dit bestand downloaden. |
Bu uygulamada bana yardımcı olabilir misin? | Kun je me helpen met deze app? |
Sosyal medyada paylaşım yapıyorum. | Ik post op sociale media. |
Bunu seninle paylaşacağım. | Ik zal dit met je delen. |
Bağlantı kararsız. | De verbinding is instabiel. |
Verilerimi yedeklemem gerekiyor. | Ik moet een back-up van mijn gegevens maken. |
Telefonumun şarjı bitti. | De batterij van mijn telefoon is leeg. |
Cihazımı şarj etmem gerekiyor. | Ik moet mijn apparaat opladen. |
Hesabımı kurmama yardım edebilir misiniz? | Kun je me helpen mijn account op te zetten? |
Giriş yaparken sorun yaşıyorum. | Ik heb problemen met inloggen. |
Web sitesi yüklenmiyor. | De website laadt niet. |
Bir güncelleme yüklemem gerekiyor. | Ik moet een update installeren. |
Seni arkadaş olarak ekleyeceğim. | Ik voeg je als vriend toe. |
Şifremi sıfırlamam gerekiyor. | Ik moet mijn wachtwoord opnieuw instellen. |
Beni görüntülü arayabilir misin? | Kun je me videobellen? |
Fotoğrafları yüklüyorum. | Ik ben foto's aan het uploaden. |
Dosya çok büyük. | Het bestand is te groot. |
Film | film |
Televizyon | Televisie. |
Kitap. | Boek. |
Müzik. | Muziek. |
Harika bir film izledim. | Ik heb een geweldige film gezien. |
Bu programı izledin mi? | Heb je deze show gezien? |
İlginç bir kitap okuyorum. | Ik lees een interessant boek. |
Ne tür müzik seversin? | Wat voor muziek vind je leuk? |
Bu şarkıyı çok seviyorum. | Ik hou van dit nummer. |
Film sıkıcıydı. | De film was saai. |
Bu kitabı tavsiye ederim. | Ik raad dit boek aan. |
Konser harikaydı. | Het concert was geweldig. |
Bir podcast dinliyorum. | Ik luister naar een podcast. |
Bugün haberleri okudun mu? | Heb je vandaag het nieuws gelezen? |
Birkaç haber kaynağını takip ediyorum. | Ik volg verschillende nieuwsbronnen. |
Makale iyi yazılmıştı. | Het artikel was goed geschreven. |
Belgesel izliyorum. | Ik kijk naar een documentaire. |
Tiyatro oyunu muhteşemdi. | Het toneelstuk was fantastisch. |
Sinemaya gitmeyi seviyorum. | Ik ga graag naar de bioscoop. |
En sevdiğin tür nedir? | Wat is je favoriete genre? |
Aksiyon filmlerini tercih ederim. | Ik geef de voorkeur aan actiefilms. |
Kurgusu karışıktı. | Het plot was verwarrend. |
Bu yazarın hayranıyım. | Ik ben fan van deze auteur. |
İnceleme olumluydu. | De recensie was positief. |
Bu kanala aboneyim. | Ik ben geabonneerd op dit kanaal. |
Performans olağanüstüydü. | De voorstelling was uitstekend. |
Gelecek hafta bir konsere gidiyorum. | Ik ga volgende week naar een concert. |
Sergi etkileyiciydi. | De tentoonstelling was indrukwekkend. |
Okumak için iyi bir kitap arıyorum. | Ik ben op zoek naar een goed boek om te lezen. |
Eleştirmenler ona iyi eleştiriler verdi. | De critici gaven het goede recensies. |
Arkadaş | vriend |
Aile. | Familie. |
Yeni bir arkadaş edindim. | Ik heb een nieuwe vriend leren kennen. |
Yıllardır arkadaşız. | We zijn al jaren vrienden. |
Aileme yakınım. | Ik heb een hechte band met mijn familie. |
Biriyle çıkıyorum. | Ik date iemand. |
İlişkimiz var. | We hebben een relatie. |
Bekarım. | Ik ben vrijgezel. |
Biz ayrıldık. | We zijn uit elkaar gegaan. |
Evleniyorum. | Ik ga trouwen. |
Nişanlıyız. | We zijn verloofd. |
Kahve içmek için biriyle buluşuyorum. | Ik spreek iemand af voor koffie. |
Bu hafta sonu takılalım. | Zullen we dit weekend afspreken? |
Daha fazla sosyalleşmem gerekiyor. | Ik moet meer socializen. |
İyi anlaşıyoruz. | We kunnen goed met elkaar opschieten. |
İş arkadaşlarımla iyi bir ilişkim var. | Ik heb een goede relatie met mijn collega's. |
Parti veriyoruz. | We geven een feestje. |
Arkadaşlarımı eve davet ediyorum. | Ik nodig vrienden uit. |
Arkadaşlıklarımı sürdürmem gerekiyor. | Ik moet vriendschappen onderhouden. |
Çok ortak yönümüz var. | We hebben veel gemeen. |
Bir oda arkadaşı arıyorum. | Ik zoek een huisgenoot. |
Biz komşuyuz. | We zijn buren. |
Kayınvalidem ve kayınpederimle buluşuyorum. | Ik ga mijn schoonfamilie ontmoeten. |
Yıldönümümüzü kutluyoruz. | We vieren ons jubileum. |
Boşanma sürecinden geçiyorum. | Ik zit midden in een scheiding. |
İlişkimizdeki sorunları çözmeye çalışıyoruz. | We proberen het uit te praten. |
Arkadaşlığımızı önemsiyorum. | Ik waardeer onze vriendschap. |
Birbirimize güveniyoruz. | We vertrouwen elkaar. |
Seni görmek için sabırsızlanıyorum. | Ik kijk ernaar uit je te zien. |
İletişimde kalmalıyız. | We moeten contact houden. |
Tavsiyene ihtiyacım var. | Ik heb je advies nodig. |
Ne yapmalıyım? | Wat moet ik doen? |
Bana yardım edebilir misin? | Kun je me helpen? |
Bir sorunum var. | Ik heb een probleem. |
Bunu denemenizi öneririm. | Ik raad je aan dit te proberen. |
Göz önünde bulundurmalısınız. | Je zou kunnen overwegen. |
Sana tavsiye ederim. | Ik raad je aan. |
Denemeye ne dersin? | Waarom probeer je het niet? |
Düşündün mü? | Heb je eraan gedacht. |
Belki yapabilirsin. | Misschien zou je kunnen. |
Bence en iyi çözüm şu. | Ik denk dat de beste oplossing is. |
İsteyebilirsin. | Je zou dat misschien willen. |
Sana ... yapmanı tavsiye ederim. | Ik zou je aanraden om. |
Yerinde olsam, yapardım. | Als ik jou was, zou ik dat doen. |
Benim yerimde olsan ne yapardın? | Wat zou je doen in mijn situatie?. |
Bunu nasıl çözeceğimden emin değilim. | Ik weet niet zeker hoe ik dit moet oplossen. |
Bunu bir düşüneyim. | Laat me er even over nadenken. |
Bir çözüm bulmamız gerekiyor. | We moeten een oplossing vinden. |
Bir yol olmalı. | Er moet een manier zijn. |
Bunun üzerinde birlikte çalışalım. | Laten we hier samen aan werken. |
Her şeyi denedim. | Ik heb alles geprobeerd. |
Belki yardım istemeliyiz. | Misschien moeten we om hulp vragen. |
Bence bunu çözebiliriz. | Ik denk dat we dit kunnen uitzoeken. |
Size birkaç tavsiye vereyim. | Laat me je wat advies geven. |
Haklısın, bu iyi bir fikir. | Je hebt gelijk, dat is een goed idee. |
Öneri için teşekkürler. | Bedankt voor de suggestie. |
Tavsiyeni dikkate alacağım. | Ik zal je advies opvolgen. |
Bu işe yarayabilir. | Dat zou kunnen werken. |
O yaklaşımı deneyeyim. | Laat me die aanpak proberen. |
Çocuk oyuncağı. | Het is een fluitje van een cent. |
Bol şans! | Hals- en beenbreuk. |
Bardaktan boşanırcasına yağıyor. | Het regent pijpenstelen. |
Beş parasızım. | Ik ben blut. |
Kolu bacağına mal olur. | Het kost een rib uit mijn lijf. |
Seni dinliyorum. | Ik hang aan je lippen. |
Benim tarzım değil. | Dat is niet mijn ding. |
Kırk yılda bir. | Eens in de honderd jaar. |
Bir taşla iki kuş vurmak. | Twee vliegen in één klap slaan. |
Top sende. | De bal ligt bij jou. |
Birinin yerinde olmak. | In iemands plaats zijn |
Tam on ikiden vurmak. | de spijker op zijn kop slaan |
Geç olsun güç olmasın. | Beter laat dan nooit. |
Dış görünüşe aldanma. | Beoordeel een boek niet op zijn omslag. |
Her şerde bir hayır vardır. | Aan elke wolk zit een zilveren randje. |
Eylemler sözlerden daha etkilidir. | Daden zeggen meer dan woorden. |
Yedinci gökte olmak. | In de zevende hemel zijn. |
Altın kalpli olmak. | Een hart van goud hebben. |
Arı gibi çalışmak. | Zo druk als een bij zijn. |
Ağzından kaçırmak | een geheim verklappen |
dişini sıkmak | de bittere pil slikken |
Bugünlük bu kadar. | er een punt achter zetten |
Kestirmeden gitmek. | aan de kantjes lopen |
İşi başlatmak | De bal aan het rollen brengen. |
Kitaplara gömülmek. | de boeken induiken |
göz kulak olmak | in de gaten houden |
Birisiyle dalga geçmek. | iemand in de maling nemen. |
Aynı fikirde olmak. | Het eens zijn. |
Havlu atmak | de handdoek in de ring gooien |
keyifsiz hissetmek | zich niet lekker voelen |
Sen yemedin. | Je at niet. |
Uyandım. | Ik werd wakker. |
O giyindi. | Ze kleedde zich aan. |
Yatağa gittik. | We gingen naar bed. |
Dün gittim. | Ik ging gisteren. |
Geçen hafta geldi. | Ze arriveerde vorige week. |
İki gün önce tanıştık. | We ontmoetten elkaar twee dagen geleden. |
İşimi bitirdim. | Ik maakte mijn werk af. |
Sen bir araba aldın. | Je kocht een auto. |
O anahtarlarını kaybetti. | Hij verloor zijn sleutels. |
O telefonunu buldu. | Ze vond haar telefoon. |
Paris'i ziyaret ettik. | We bezochten Parijs. |
Sen geldiğinde ben zaten yemiştim. | Ik had al gegeten toen je aankwam. |
Biz başlamadan önce onlar bitirmişlerdi. | Ze hadden het afgemaakt voordat wij begonnen. |
Telefon çaldığında okuyordum. | Ik was aan het lezen toen de telefoon ging. |
Bütün gün boyunca çalışmıştı. | Ze had de hele dag gewerkt. |
Böyle güzel bir gün batımını hiç görmemiştik. | We hadden nog nooit zo'n mooie zonsondergang gezien. |
Daha yeni ayrılmıştım ki yağmur yağmaya başladı. | Ik was net vertrokken toen het begon te regenen. |
Beni aramayı unutmuştu. | Hij was vergeten me te bellen. |
Beş yıl boyunca orada yaşamışlardı. | Ze hadden daar vijf jaar gewoond. |
Bir saattir bekliyordum. | Ik had een uur gewacht. |
Paris'e taşınmadan önce Fransızca çalışmıştı. | Ze had Frans gestudeerd voordat ze naar Parijs verhuisde. |
O restorana daha önce hiç gitmemiştik. | We waren nog nooit in dat restaurant geweest. |
Ben gideceğim | Ik zal gaan. |
Sen yiyeceksin. | Je zult eten. |
O gelecek. | Hij zal komen. |
O ayrılacak. | Zij zal vertrekken. |
Göreceğiz. | We zullen zien. |
Yapacaksın. | Je zult het doen. |
Varacaklar. | Zij zullen aankomen. |
Gitmek üzereyim | Ik ga vertrekken. |
Yemek üzeresin | Je gaat eten. |
Seyahat etmek üzereyiz | We gaan reizen. |
Yarın gideceğim | Ik zal morgen gaan. |
Gelecek hafta gelecek | Ze zal volgende week aankomen. |
Gelecek ay buluşacağız | We zullen elkaar volgende maand ontmoeten. |
İşimi bitireceğim | Ik zal mijn werk afmaken. |
Ev alacaksın | Je zult een huis kopen. |
O Fransızca öğrenecek. | Hij zal Frans leren. |
O tıp okuyacak. | Zij zal geneeskunde studeren. |
Müzeyi ziyaret edeceğiz. | We zullen het museum bezoeken. |
Seni arayacağım. | Ik zal je bellen. |
Onlar gelecek yıl dönecekler. | Ze zullen volgend jaar terugkeren. |
O zamana kadar bitirmiş olacağım. | Ik zal het tegen die tijd af hebben. |
Sen gelmeden önce o gitmiş olacak. | Ze zal vertrokken zijn voordat je aankomt. |
Burada bir yıldır yaşıyor olacağız. | We zullen hier al een jaar hebben gewoond. |
Gitmek üzereyim. | Ik sta op het punt te vertrekken. |
Varmak üzereler. | Ze zullen zo aankomen. |
O zaman çalışıyor olacağım. | Ik zal op dat moment aan het werk zijn. |
Sen aradığında o ders çalışıyor olacak. | Ze zal aan het studeren zijn wanneer je belt. |
Cuma'ya kadar projeyi tamamlamış olacağız. | We zullen het project tegen vrijdag hebben afgerond. |
Yarın yağmur yağacak, sanırım. | Ik denk dat het morgen zal regenen. |
Eminim o başaracak. | Ik weet zeker dat ze zal slagen. |
Geleceklerinden şüpheliyim. | Ik betwijfel dat ze zullen komen. |
Yiyordum. | Ik at. |
Gidiyordun. | Je ging. |
O uyuyordu. | Hij sliep. |
O okuyordu. | Zij las. |
Oynuyorduk. | Wij speelden. |
Çalışıyordun. | Je werkte. |
Onlar ders çalışıyorlardı. | Zij studeerden. |
Okula giderdim. | Ik ging naar school. |
Eskiden Paris'te yaşardık. | We woonden in Parijs. |
O piyano çalardı. | Ze speelde piano. |
Yağmur yağıyordu. | Het regende. |
Güneş parlıyordu. | De zon scheen. |
Mutlu oluyordum. | Ik was gelukkig. |
Biz arkadaş oluyorduk. | We waren vrienden. |
Onlar yorgunlardı. | Ze waren moe. |
Her pazar büyükannemi ziyaret ederdim. | Ik bezocht mijn grootmoeder elke zondag. |
Her zaman geç kalırdı. | Hij kwam altijd te laat. |
O akşamları sık sık kitap okurdu. | Ze las vaak 's avonds. |
O zaman Londra'da yaşıyorduk. | We woonden in Londen op dat moment. |
Hava kararıyordu. | Het werd donker. |
Çocuklar bahçede oynuyorlardı. | De kinderen speelden in de tuin. |
Seni düşünüyordum. | Ik dacht aan je. |
Otobüsü bekliyorlardı. | Zij wachtten op de bus. |
O mavi bir elbise giyiyordu. | Ze droeg een blauwe jurk. |
Telefon çaldığında yemek yiyorduk. | We waren aan het eten toen de telefoon ging. |
Gitmek üzereydim. | Ik stond op het punt te vertrekken. |
Giderdim. | Ik zou gaan. |
Yerdin. | Jij zou eten. |
O gelirdi. | Hij zou komen. |
O giderdi. | Zij zou vertrekken. |
Görürdük. | We zouden zien. |
Yapardın. | je zou doen |
Bana yardımcı olabilir misiniz? | Zou u mij kunnen helpen? |
Biraz kahve ister misiniz? | Zou u wat koffie willen? |
Gitmek isterim. | Ik zou graag gaan. |
Kalmayı tercih ederdim. | Ik zou liever blijven. |
Eğer zamanım olsaydı, seyahat ederdim. | Als ik tijd had, zou ik reizen. |
Eğer çalışsaydın, geçerdin. | Als je studeerde, zou je slagen. |
Eğer param olsaydı, bir araba alırdım. | Ik zou een auto kopen als ik geld had. |
Gidebilseydik Fransa'yı ziyaret ederdik. | We zouden Frankrijk bezoeken als we konden. |
O kazansa mutlu olurdu. | Ze zou blij zijn als ze won. |
Senin yerinde olsaydım, kabul ederdim. | Als ik jou was, zou ik het accepteren. |
Eğer bilseydim, gitmiş olurdum. | Ik zou zijn gegaan als ik het had geweten. |
Zamanı olsaydı aramış olurdu. | Ze zou gebeld hebben als ze tijd had. |
Trafik olmasaydı daha erken varırdık. | We zouden eerder zijn aangekomen als er geen verkeer was geweest. |
Evde kalmayı tercih ederdim. | Ik zou liever thuis blijven. |
Pencereyi kapatmanızın bir sakıncası olur mu? | Zou u het raam willen sluiten? |
Yardımınızı takdir ederdim. | Ik zou uw hulp op prijs stellen. |
Eğer mümkün olsaydı, bunu yapardım. | Als het mogelijk was, zou ik het doen. |
Bunu asla yapmazdım. | Ik zou dat nooit doen. |
Sorulsa her zaman yardım ederdi. | Ze zou altijd helpen als haar gevraagd werd. |
Kitap onun tarafından yazıldı. | Het boek werd door hem geschreven. |
Ev inşa ediliyor. | Het huis wordt gebouwd. |
Mektup dün gönderildi. | De brief werd gisteren verstuurd. |
Araba tamir edilecek. | De auto zal worden gerepareerd. |
Sorun çözüldü. | Het probleem is opgelost. |
Kapı açıldı. | De deur werd geopend. |
Pencere kırıldı. | Het raam werd gebroken. |
Yemek hazırlanıyor. | De maaltijd wordt bereid. |
Rapor geçen hafta bitirildi. | Het rapport werd vorige week afgerond. |
Toplantı yarın yapılacak. | De vergadering zal morgen worden gehouden. |
Karar komite tarafından verildi. | De beslissing werd door de commissie genomen. |
Bina yangında yıkıldı. | Het gebouw werd door de brand verwoest. |
İş profesyoneller tarafından yapılıyor. | Het werk wordt door professionals gedaan. |
Soru doğru cevaplandı. | De vraag werd correct beantwoord. |
Paket teslim edildi. | Het pakket is bezorgd. |
Film ünlü bir yönetmen tarafından yönetildi. | De film werd geregisseerd door een beroemde regisseur. |
Şarkı çocuklar tarafından söyleniyor. | Het lied wordt door kinderen gezongen. |
Kurallara uyulmalıdır. | De regels moeten worden gevolgd. |
Hata önlenmeliydi. | De fout had moeten worden vermeden. |
Projenin yakında tamamlanması bekleniyor. | Het project wordt naar verwachting binnenkort voltooid. |