Uzman seviyesi - Arapça öğrenme

Uzman seviyesinde Arapça öğrenin

Uzman seviye kelime ve ifadelerle ileri düzey Arapçada ustalığa ulaşın. Türkçe konuşanlar için tasarlanmış yapılandırılmış flash kartlarla becerilerinizi mükemmelleştirin.

Tez.
أطروحة
Tez.
أطروحة
Araştırma makalesi.
ورقة بحثية.
Tezimi yazıyorum.
أكتب أطروحتي.
Tez kapsamlıdır.
الأطروحة شاملة.
Araştırma makalesi yayımlandı.
نُشِرَت الورقة البحثية.
Metodoloji titizdir.
المنهجية صارمة.
Hipotez test edildi.
تم اختبار الفرضية.
Bulgular önemlidir.
النتائج ذات أهمية.
Sonuç, araştırmayı özetler.
الخاتمة تلخص البحث.
Literatür taraması kapsamlıdır.
مراجعة الأدبيات شاملة.
Özet, genel bir bakış sağlar.
الملخص يقدم نظرة عامة.
Atıf standarda uygundur.
الاستشهاد يتبع المعيار.
Kaynakça tamamlandı.
قائمة المراجع كاملة.
Hakem değerlendirmesi olumluydu.
كانت مراجعة الأقران إيجابية.
Akademik dergi bunu yayımladı.
نشرت المجلة الأكاديمية ذلك.
Teorik çerçeve çalışmayı yönlendirir.
الإطار النظري يوجّه الدراسة.
Ampirik bulgular iddiayı destekliyor.
الأدلة التجريبية تدعم الادعاء.
Nicel analiz kalıpları ortaya koyar.
يكشف التحليل الكمي عن أنماط.
Nitel araştırma bakış açılarını inceler.
البحث النوعي يستكشف وجهات النظر.
Akademik makale bilgiye katkıda bulunur.
تساهم المقالة العلمية في المعرفة.
Akademik söylem resmidir.
الخطاب الأكاديمي رسمي.
Araştırma sorusu açıktır.
سؤال البحث واضح.
Veri analizi kapsamlıdır.
تحليل البيانات شامل.
Akademik yazım geleneklere uygundur.
الكتابة الأكاديمية تتبع الأعراف.
Bu bilimsel çalışma hakem değerlendirmesinden geçirilmiştir.
العمل العلمي يخضع لمراجعة الأقران.
Bu araştırma alana katkıda bulunur.
يساهم البحث في هذا المجال.
Akademik argüman iyi yapılandırılmış.
الحجة الأكاديمية مُنظَّمة جيدًا.
Hukuki yükümlülük yerine getirilmelidir.
يجب الوفاء بالالتزام القانوني.
Resmi kayıt arşivlendi.
تم أرشفة السجل الرسمي.
Düzenleyici kurum gözetler.
الهيئة الرقابية تشرف.
Yasal hüküm uygulanır.
ينطبق النص القانوني.
Resmi yetki verildi.
تم منح التفويض الرسمي.
Bürokratik süreç uzundur.
العملية البيروقراطية طويلة.
Hukuki yorum farklılık gösterir.
يختلف التفسير القانوني.
Resmi protokole uyuldu.
تم اتباع البروتوكول الرسمي.
Roman.
رواية
Şiir.
الشعر
Düzyazı.
نثر
Mecaz
استعارة
Alegori
الاستعارة المطولة
Yazar bir başyapıt yazdı.
كتب المؤلف تحفة.
Şiir metaforlar kullanır.
القصيدة تستخدم الاستعارات.
Anlatı etkileyici.
السرد مشوق.
Nesir zariftir.
النثر أنيق.
Alegori özgürlüğü temsil eder.
الرمزية تمثل الحرية.
Karakter iyi işlenmiş.
الشخصية مبنية بشكل جيد.
Olay örgüsü yavaş yavaş ortaya çıkar.
تنكشف الحبكة تدريجيًا.
İmgeler canlıdır.
التصوير حيّ
Simgesellik derindir.
الرمزية عميقة.
Üslubu inceliklidir.
الأسلوب راقٍ.
Eser zamansızdır.
العمل خالد.
Yazar ironi kullanır.
يستخدم المؤلف السخرية.
Tema evrenseldir.
الثيمة عالمية.
Diyalog gerçekçi.
الحوار أصيل.
Betimleme çağrıştırıcı.
الوصف يبعث على الخيال.
Anlatıcının sesi kendine özgüdür.
الصوت السردي مميز.
Edebi araç anlamı güçlendirir.
الأداة الأدبية تُعزِّز المعنى.
Epilog hikâyeyi sonlandırır.
الخاتمة تختم القصة.
Prolog sahneyi hazırlar.
المقدمة تمهّد المشهد.
Mısra ritmiktir.
البيت إيقاعي.
Kıta dört mısradan oluşur.
المقطع الشعري يتألف من أربعة أبيات.
Sone katı bir biçimi izler.
السونيت يتبع قالبًا صارمًا.
Edebi akım yazarları etkiledi.
أثرت الحركة الأدبية على الكتّاب.
Klasik eser baki kalır.
العمل الكلاسيكي يدوم.
Çağdaş roman toplumu yansıtır.
الرواية المعاصرة تعكس المجتمع.
Edebi eleştiri temaları analiz eder.
النقد الأدبي يحلل الموضوعات.
Antoloji şiirleri toplar.
تجمع المختارات القصائد.
El yazması keşfedildi.
اكتُشِفت المخطوطة.
Baskı dipnotludur.
الطبعة مشروحة.
Çeviri özünü yakalıyor.
تلتقط الترجمة الجوهرَ
Edebi gelenek devam ediyor.
تستمر التقاليد الأدبية.
Yazarın külliyatı geniştir.
مجموعة أعمال المؤلف واسعة.
Edebi kanon klasikleri içerir.
الكانون الأدبي يشمل الكلاسيكيات.
Anlatı yapısı karmaşıktır.
التركيب السردي معقّد.
Edebi analiz derinliği ortaya koyar.
يُظهر التحليل الأدبي عمقًا.
Teşhis
تشخيص
Tedavi
علاج
Ameliyat.
جراحة
Tanı doğrulandı.
تم تأكيد التشخيص.
Tedavi etkilidir.
العلاج فعال.
Ameliyat başarılı geçti.
كانت العملية ناجحة.
Hastanın durumu düzeldi.
تحسنت حالة المريض.
Tıbbi muayene gösterdi.
أظهر الفحص الطبي.
Reçete dolduruldu.
تم صرف الوصفة.
Belirtiler analiz edildi.
تم تحليل الأعراض.
Hastalık teşhis edildi.
تم تشخيص المرض.
İlaç verildi.
تم إعطاء الدواء.
Tıbbi işlem gerçekleştirildi.
تم إجراء العملية الطبية.
Hastanın hayati bulguları izlendi.
تمت مراقبة العلامات الحيوية للمريض.
Anatomi incelendi.
تمت دراسة التشريح.
Fizyoloji açıklandı.
تم شرح علم وظائف الأعضاء.
Patoloji tespit edildi.
تم تحديد المرضية.
Tıbbi durum dikkat gerektirir.
الحالة الطبية تحتاج إلى اهتمام.
Klinik deneme gerçekleştirildi.
أُجريت التجربة السريرية.
Tıbbi araştırma bilgiyi ilerletti.
ساهمت الأبحاث الطبية في تقدم المعرفة.
Sağlık sistemi bakım sağlar.
نظام الرعاية الصحية يقدم الرعاية.
Tıbbi uzmanlık alanı odaklanır.
يركز التخصص الطبي على.
Tanı ayırıcıydı.
كان التشخيص تفريقيًا.
Prognoz iyi.
النتيجة المتوقعة جيدة.
Tıbbi müdahale gerekliydi.
كان التدخل الطبي ضروريًا.
Hastanın tıbbi geçmişi incelendi.
تمت مراجعة التاريخ الطبي للمريض.
Tıbbi terminoloji nettir.
المصطلحات الطبية دقيقة.
Danışılan sağlık hizmeti sağlayıcısı.
تم استشارة مقدم الرعاية الصحية.
Tıbbi protokole uyuldu.
تم اتباع البروتوكول الطبي.
Hastanın iyileşmesi izlendi.
تمت مراقبة تعافي المريض.
Tıbbi ekipman sterilize edildi.
تم تعقيم المعدات الطبية.
Cerrahi işlem planlandı.
تم التخطيط للإجراء الجراحي.
Anestezi uygulandı.
تم إعطاء التخدير.
Tıbbi ekip işbirliği yaptı.
تعاون الفريق الطبي.
Hastanın rızası alındı.
تم الحصول على موافقة المريض.
Tıbbi etik kurallarına uyuldu.
أُحترمت الأخلاقيات الطبية.
Sağlık politikası uygulandı.
تم تنفيذ سياسة الرعاية الصحية.
Tıbbi yenilik tedavi sonuçlarını iyileştirdi.
الابتكار الطبي حسّن النتائج.
Hastanın yaşam kalitesi iyileşti.
تحسنت جودة حياة المريض.
Tıp alanı sürekli ilerlemektedir.
المجال الطبي يتقدم باستمرار.
Sağlık hizmeti sunumu optimize edildi.
تم تحسين تقديم الرعاية الصحية.
Tıp eğitimi zorludur.
التعليم الطبي صارم.
Hastanın hakları korundu.
تمت حماية حقوق المريض.
Tıbbi gizlilik korundu.
تم الحفاظ على السرية الطبية.
Sağlık reformu tartışıldı.
تمت مناقشة إصلاح الرعاية الصحية.
Tıbbi uygulama kanıta dayalıydı.
كانت الممارسة الطبية قائمة على الأدلة.
Hastanın özerkliğine saygı gösterildi.
تم احترام استقلالية المريض.
Tıbbi karar bilgilendirildi.
كان القرار الطبي مستنيرًا.
Sağlık hizmetlerine erişim iyileştirildi.
تم تحسين الوصول إلى الرعاية الصحية.
Tıbbi araştırma çığır açıcıydı.
كان البحث الطبي رائدًا.
Felsefe.
الفلسفة
Etik
الأخلاق.
Ahlak.
الأخلاق
Felsefe okuyorum.
أدرس الفلسفة.
Etik davranışı yönlendirir.
الأخلاق توجه السلوك.
Ahlak karmaşıktır.
الأخلاق معقدة.
Felsefi soru derindi.
كان السؤال الفلسفي عميقًا.
Ahlaki ikilem tartışıldı.
تمت مناقشة المعضلة الأخلاقية.
Ahlaki ilke uygulandı.
طُبِّقَ المبدأ الأخلاقي.
Felsefi argüman ikna ediciydi.
كانت الحجة الفلسفية مقنعة.
Etik çerçeve oluşturuldu.
تم تأسيس الإطار الأخلاقي.
Ahlaki muhakeme sağlamdı.
كان الاستدلال الأخلاقي سليمًا.
Felsefi gelenek düşünceyi etkiledi.
أثرت التقاليد الفلسفية على الفكر.
Etik değerlendirme önemliydi.
كان الاعتبار الأخلاقي مهمًا.
Ahlaki yargı verildi.
صدر الحكم الأخلاقي.
Felsefi sorgulama anlamı inceledi.
التحقيق الفلسفي استكشف المعنى.
Etik standart korundu.
تم الالتزام بالمعيار الأخلاقي.
Ahlaki değer tanındı.
تم الاعتراف بالقيمة الأخلاقية.
Felsefi bakış açısı benzersizdi.
المنظور الفلسفي كان فريدًا.
Etik karar zordu.
كان القرار الأخلاقي صعبًا.
Ahlaki yükümlülük yerine getirildi.
تم الوفاء بالواجب الأخلاقي.
Felsefi söylem ilgi çekiciydi.
كان النقاش الفلسفي شيقًا.
Etik kurallara uyuldu.
تم اتباع الميثاق الأخلاقي.
Ahlak felsefesi incelendi.
دُرِسَتْ الفلسفة الأخلاقية.
Felsefi kavram soyuttu.
كان المفهوم الفلسفي مجردًا.
Etik teori geliştirildi.
تطورت النظرية الأخلاقية.
Ahlak felsefesi eylemi yönlendirir.
الفلسفة الأخلاقية توجه الفعل.
Felsefi yansıma derindi.
كان التأمل الفلسفي عميقًا.
Etik ilke evrenseldi.
كان المبدأ الأخلاقي عالميًا.
Ahlaki muhakeme mantıklıydı.
كان التفكير الأخلاقي منطقيًا.
Bakmak.
أن ينظر
Göz atmak.
يلقي نظرة خاطفة
dik dik bakmak
التحديق
dik dik bakmak
يتأمل
Söylemek.
أن يقول
Fısıldamak.
يهمس
bağırmak.
يصرخ
Mırıldanmak.
يهمس
yürümek
أن يمشي
rahatça yürümek
يتجول
Uzun adımlarla yürümek.
يخطو بخطى واثقة
rahatça yürümek
يمشي على مهل.
Süratle koşmak.
يجري بأقصى سرعة
yavaş tempoda koşmak
يجري بوتيرة معتدلة
hızla koşmak
ينطلق مسرعًا
düşünmek.
أن يفكر
Düşünüp taşınmak.
يتأمل
derinlemesine düşünmek
يتأمل
dikkatlice düşünmek
التشاور
Hissetmek.
أن يشعر
Sezmek
يشعر
Algılamak.
أن يدرك
Tespit etmek.
اكتشاف
Anlamak.
أن يفهم
kavramak
يدرك
Kavramak.
أن يستوعب
fark etmek.
يدرك
bilmek.
يعرف
Farkında olmak.
أن تكون على وعي.
Tanımak
يتعرف على
Bir şeye aşina olmak.
أن تكون على دراية بـ
Hipotez.
فرضية
Deney.
تجربة
Teori.
نظرية
Hipotez formüle edildi.
تم صياغة الفرضية.
Deney tasarlandı.
تم تصميم التجربة.
Teori doğrulandı.
تم التحقق من صحة النظرية.
Bilimsel yöntem uygulandı.
تم تطبيق المنهج العلمي.
Araştırma titizlikle yürütüldü.
أُجري البحث بدقةٍ.
Veriler sistematik olarak toplandı.
تم جمع البيانات بشكل منهجي.
Analiz kapsamlıydı.
كان التحليل شاملاً.
Laboratuvar ekipmanları kalibre edildi.
تمت معايرة معدات المختبر.
Bilimsel keşif önemliydi.
كان الاكتشاف العلمي مهمًا.
Araştırma bulguları yayımlandı.
نُشِرَت نتائج البحث.
Hakem değerlendirme süreci tamamlandı.
اكتملت عملية مراجعة الأقران.
Bilim camiası yanıt verdi.
استجاب المجتمع العلمي.
Metodoloji sağlamdı.
كانت المنهجية سليمة.
Araştırma sorusu ele alındı.
تمت معالجة سؤال البحث.
Bilimsel makale hakem değerlendirmesinden geçti.
خضعت الورقة العلمية لمراجعة الأقران.
Akademik araştırma bilgiye katkıda bulundu.
ساهم البحث الأكاديمي في المعرفة.
Deneysel tasarım kontrollüydü.
كان التصميم التجريبي محكماً.
Değişkenler doğru bir şekilde ölçüldü.
تم قياس المتغيرات بدقة.
İstatistiksel analiz yapıldı.
تم إجراء التحليل الإحصائي.
Araştırma protokolüne uyuldu.
تم اتباع بروتوكول البحث.
Bilimsel araştırma sistematikti.
كان البحث العلمي منهجيًا.
Laboratuvar çalışması hassastı.
كان العمل المخبري دقيقًا.
Araştırma metodolojisi titizdi.
كانت منهجية البحث صارمة.
Bilimsel kanıtlar ikna ediciydi.
كانت الأدلة العلمية مقنعة.
Akademik araştırma kapsamlıydı.
كانت الدراسة الأكاديمية شاملة.
Araştırmadaki yenilik, alanı ilerletti.
دفع الابتكار البحثي المجال إلى الأمام.
Bilimsel bilgi genişletildi.
تم توسيع المعرفة العلمية.
Araştırma işbirliği verimliydi.
كان التعاون البحثي مثمرًا.
Laboratuvar bulguları yeniden üretilebilirdi.
كانت النتائج المختبرية قابلة للتكرار.
Bilimsel araştırma kapsamlıydı.
كان التحقيق العلمي شاملاً.
Araştırma katkısı özgündü.
كانت مساهمة البحث أصلية.
Akademik yayın etkiliydi.
كان المنشور الأكاديمي مؤثرًا.
Bilimsel paradigmada değişiklik oldu.
تحوّل النموذج العلمي.
Araştırma metodolojisi doğrulandı.
تم التحقق من صحة منهجية البحث.
Laboratuvardaki araştırma çığır açıcıydı.
كان البحث المختبري رائدًا.
Bilimsel ilerleme önemliydi.
كان التقدم العلمي كبيرًا.
Araştırma mükemmelliği tanındı.
تم الاعتراف بتميز البحث العلمي.
Akademik araştırma finanse edildi.
تم تمويل البحث الأكاديمي.
Bilimsel bütünlük korundu.
تم الحفاظ على النزاهة العلمية.
Araştırma etiğine uyuldu.
تم احترام أخلاقيات البحث.
Laboratuvar güvenliği sağlandı.
تم ضمان سلامة المختبر.
Bilimsel doğruluk doğrulandı.
تم التحقق من الدقة العلمية.
Araştırma şeffaflığı teşvik edildi.
تم تعزيز شفافية البحث.
Akademik araştırma titizdi.
كانت المنحة الأكاديمية صارمة.
Bilim camiası işbirliği yaptı.
تعاون المجتمع العلمي.
Araştırmanın etkisi ölçüldü.
تم قياس أثر البحث.
Gitmiştim.
كنت قد ذهبتُ.
Sen yemiştin.
كنت قد أكلتَ
O gelmişti.
كان قد وصل.
O gitmişti.
كانت قد غادرت.
Görmüştük.
كنا قد رأينا.
Bitirmiş olacağım.
سأكون قد انتهيتُ.
Varmış olacaksın.
ستكون قد وصلتَ.
O gitmiş olacak.
سيكون قد غادر
O tamamlamış olacak.
ستكون قد أكملت.
Başarmış olacağız.
سنكون قد أنجزنا.
Gitmiş olurdum.
كنت سأذهب.
Yemiş olurdun.
لكنت قد أكلت
O gelmiş olurdu.
لَكانَ قَدْ وَصَلَ.
O gitmiş olurdu.
كانت لتغادر.
Görmüş olurduk.
كنا سنرى
Gidiyordum.
لقد كنت أذهب.
Yiyordun.
كنتَ تأكل.
O çalışıyordu.
كان يعمل
O çalışıyordu.
كانت تدرس.
Bekliyor olmuştuk.
لقد كنا ننتظر.
Çalışıyor olacağım
سأكون قد كنت أعمل
Çalışıyor olacaksın.
سوف تكون قد كنت تدرس.
Bekliyor olacak.
سيكون قد ظل ينتظر
O okuyor olacak.
ستكون قد ظلت تقرأ.
Seyahat ediyor olacağız.
سنكون قد كنا مسافرين.
Gidiyor olurdum.
كنت سأكون ذاهبًا.
Yiyor olurdun.
كنتَ ستظل تأكل.
Çalışıyor olacaktı.
لَكانَ يعملُ.
O ders çalışıyor olurdu.
كانت ستكون تدرس.
Bekliyor olacaktık.
كنا سنكون في انتظار
Bitirdikten sonra ayrıldım.
بعد أن انتهيتُ، غادرتُ.
Vardıktan sonra dinlendik.
بعد أن وصلنا، استرحنا.
Çalıştığı için geçti.
بعد أن ذاكرت، نجحت.
Çalıştıktan sonra dinlendi.
بعد أن عمل، استرخى.
Okuduktan sonra anladım.
بعد أن قرأتُ، فهمتُ.
Gitsem, seni bilgilendirirdim.
لو ذهبتُ، لأخبرك.
Bunu bilmiş olsaydım, farklı davranırdım.
لو كنت أعلم، لتصرّفتُ بشكل مختلف.
Yardıma ihtiyaç duymanız halinde, lütfen bizimle iletişime geçin.
إذا احتجت إلى مساعدة، يرجى الاتصال بنا.
Yardımın olmasaydı başarısız olurdum.
لولا مساعدتك لكنت قد فشلت.
Eğer mümkün olsaydı, katılırdık.
لو كان ذلك ممكنًا، لكنا قد حضرنا.
Koşullar farklı olsaydı, sonuç değişirdi.
لو اختلفت الظروف لاختلفت النتيجة.
Gerekirse yanıt vereceğiz.
إذا دعت الحاجة، سنستجيب.
Keşke bilseydik, hazırlık yapardık.
لو كنا قد علمنا، لَكُنّا قد استعدّنا.
Birisi sonuçları düşünse.
لو اعتبر المرء العواقب.
Senin sessiz kalman daha iyi olurdu.
لكان أفضل لو ظللت صامتًا.
Keşke durum farklı olsaydı.
ليت الأمر غير ذلك.
Senin yerinde olsam, tekrar düşünürdüm.
لو كنتُ مكانك، لأعدت النظر.
Tabiri caizse, durum karmaşık.
إن صحّ التعبير، الوضع معقّد.
Durum böyle olsa da, ilerlemeliyiz.
مهما كان الأمر كذلك، يجب أن نمضي قدمًا.
Ne olursa olsun, sebat edeceğiz.
مهما حدث، سنثابر.
Her ne kadar mütevazı olsa da, ev gibisi yok.
ولو كان متواضعًا، فلا مكان مثل البيت.
Şunu söylemek yeterli: mesele çözüldü.
يكفي أن نقول إن الأمر قد حُسم.
Eleştirmek bana düşmez.
لا يليق بي أن أنتقد.
Öyle olsun.
فليكن كذلك.
Teorik perspektif analizi yönlendirir.
المنظور النظري يوجّه التحليل
Akademik yayın, anlayışın ilerlemesini sağlar.
المنشور العلمي يعزز الفهم.
Epistemolojik çerçeve araştırmanın temelini oluşturur.
الإطار الإبستمولوجي يشكل أساسًا للبحث.
Ontolojik varsayımlar metodolojiyi belirler.
الافتراضات الأنطولوجية تُوجّه المنهجية.
Hermeneutik yaklaşım verileri yorumlar.
المنهج التأويلي يفسّر البيانات.
Paradigmatik değişim alanda meydana geldi.
حدث التحول في الإطار المفاهيمي للمجال.
Teorik temeller sağlamdır.
الأسس النظرية سليمة.
Kavramsal çerçeve analizi yönlendirir.
الإطار المفاهيمي يوجّه التحليل.
Metodolojik titizlik geçerliliği sağlar.
الصرامة المنهجية تضمن الصلاحية.
Epistemolojik pozisyon açıktır.
الموقف الإبستمولوجي واضح.
Ontolojik bağlılık, sorgulamayı şekillendirir.
الالتزام الأنطولوجي يشكّل الاستقصاء.
Aksiolojik değerlendirmeler ele alınmaktadır.
تُعالَج الاعتبارات القيمية.
Araştırma paradigması yorumlamayı etkiler.
النموذج البحثي يؤثر على التفسير.
Epistemolojik duruş tutarlıdır.
الموقف الإبستمولوجي متسق.
Teorik çerçeve içgörü sağlar.
يوفر المنظور النظري فهماً.
Metodolojik triangülasyon güvenilirliği artırır.
المثلثية المنهجية تعزز المصداقية.
Epistemolojik varsayımlar açıktır.
الافتراضات المعرفية واضحة.
Ontolojik perspektif çalışmayı çerçeveler.
المنظور الأنطولوجي يؤطر الدراسة.
Teorik katkı bilgi birikimini ilerletir.
تُسهم المساهمة النظرية في تقدم المعرفة.
Metodolojik yenilik yeni araştırma alanları açmaktadır.
الابتكار المنهجي يفتح آفاقًا جديدة.
Epistemolojik titizlik akademik dürüstlüğü sağlar.
الصرامة المعرفية تضمن النزاهة العلمية.
Altın kalpli olmak.
أن يكون له قلب من ذهب
Sevinçten havalara uçmak.
في قمة السعادة.
Bir taşla iki kuş vurmak.
ضرب عصفورين بحجر واحد
Top sende.
الكرة في ملعبك.
Birinin yerinde olmak.
أن تكون في مكان شخص آخر
Tam on ikiden vurmak
أن يصيب في الصميم.
Geç olsun, güç olmasın.
أن تأتي متأخراً خير من ألا تأتي أبداً
Dış görünüşe aldanma.
لا تحكم على الكتاب من غلافه.
Her şerde bir hayır vardır.
لكل سحابة بطانة فضية.
Eylemler sözlerden daha etkilidir.
الأفعال أبلغ من الأقوال.
buzları kırmak
كسر الجليد
Çocuk oyuncağı olmak.
أن يكون سهلاً جدًا
Çok pahalıya mal olmak.
يكلف ثروة
Kulak kesilmek
أن تكون منصتًا
Kırk yılda bir.
نادراً ما
Ağzından kaçırmak.
أن يفشي السر
Arı gibi çalışmak.
مشغول كالنحلة.
Bitkilerle arası iyi olmak.
له يد خضراء
Aynı gemide olmak.
نحن في نفس القارب.
Görmezden gelmek.
أن يغضّ الطرف
Gece geç saatlere kadar çalışmak.
يسهر حتى الفجر
Koyun postuna bürünmüş kurt olmak.
أن يكون ذئبًا في ثياب الحملان.
Dökülen süte ağlamak.
البكاء على اللبن المسكوب
Birinin gözbebeği olmak.
أن تكون قرة عين شخصٍ ما
Lafı dolandırmak.
يدور حول الموضوع
Samanlıkta iğne aramak.
أن تكون إبرة في كومة قش.
Bardağı taşıran son damla olmak.
أن تكون القشة التي قصمت ظهر البعير.
İki arada bir derede kalmak.
أن تكون بين المطرقة والسندان.
Olayı daha da güzelleştirmek
أن يكون الكرز على الكعكة.
Okyanusta bir damla olmak
أن تكون قطرة في البحر
Dünyanın tuzu olmak.
أن يكون من خيرة الناس.
İşinin ehli olmak
أن يكون جديرًا بأجره
Yalancı iz olmak.
أن يكون خدعة لإلهاء الانتباه.
Beyaz fil olmak.
أن يكون عبئًا باهظ التكلفة ولا جدوى منه.
Beklenmedik bir kişi olmak
أن يكون مفاجأة
kırmızı harflerle yazılacak bir gün olmak
أن يكون يومًا لا يُنسى
suçüstü yakalanmak
أن يُقبَض عليه متلبّسًا
Kıskançlıktan çatlamak.
أن يغار بشدة
zararda olmak.
أن يكون مديونًا
kârda olmak
أن تكون في وضع مالي إيجابي
Boşa kürek çekmek.
أن يحاول بلا جدوى
Kırk yılda bir olmak.
نادراً ما يحدث
beklenmedik bir şekilde olmak
أن يحدث من دون سابق إنذار
Sadık olmak.
أن يكون وفياً
Ödlek olmak.
أن يكون جبانًا
Altın bir fırsat olmak.
أن تكون فرصة ذهبية
altın değerinde olmak
لا يُقدَّر بثمن
Altın kural olmak.
أن تكون القاعدة الذهبية.
Bir umut ışığı olmak.
أن يكون بصيص أمل.
Altın kaşıkla doğmak.
وُلد وفي فمه ملعقة من فضة.
Tatlı dilli olmak.
أن يكون فصيحًا
belirsiz olmak
أن يكون أمراً غامضاً
İşten çıkarılmak.
أن يُفصل من العمل
sağlığı yerinde olmak.
في أتمّ الصحة
Ağdalı, süslü bir üslup olmak.
أن يكون نثراً مزخرفاً مبالغاً فيه
Düşüncelere dalmak.
غارق في التفكير
Apaçık olmak
أن يكون بالأبيض والأسود
Kara listeye alınmak.
أن تُدرَج في القائمة السوداء.
Sosyal medya.
وسائل التواصل الاجتماعي.
Sosyal medyada kaydırıyorum.
أتصفح وسائل التواصل الاجتماعي.
Gönderi viral oldu.
انتشر المنشور.
Trendleri takip ediyorum.
أنا أتابع الصيحات.
Meme paylaşıldı.
تمت مشاركة الميم.
İçerik yayınlıyorum.
أنا أبث محتوى.
Influencer ürünü tanıttı.
المؤثر روّج للمنتج.
İçerik üretiyorum.
أنا أصنع محتوى.
Hashtag trendteydi.
الهاشتاغ كان رائجًا.
Toplulukla etkileşimde bulunuyorum.
أنا أتفاعل مع المجتمع.
Dijital kültür evriliyor.
الثقافة الرقمية تتطور.
Modern ifadeler kullanıyorum.
أنا أستخدم تعابير حديثة.
Pop kültür göndermesi yapıldı.
تمت الإشارة إلى مرجع في الثقافة الشعبية.
Güncel gelişmelerden haberdarım.
أنا على دراية بالأحداث الجارية.
Güncel argo kullanılıyor.
تُستخدم العامية المعاصرة.
Günümüz diline uyum sağlıyorum.
أنا أتكيف مع اللغة الحديثة.
Kültürel fenomen ortaya çıktı.
ظهرت الظاهرة الثقافية.
Pop kültürünü takip ediyorum.
أنا أتابع الثقافة الشعبية.
Modern ifade popüler oldu.
التعبير الحديث انتشر.
Çağdaş kelime dağarcığı kullanıyorum.
أنا أستخدم مفردات معاصرة.
Kültürel değişim gerçekleşti.
حدث التحول الثقافي.
Çağdaş kültürle ilgileniyorum.
أتفاعل مع الثقافة المعاصرة.
Koşmak.
الجري
Trend kısa ömürlüydü.
كان الاتجاه قصير الأمد.
Kültürel değişikliklerin farkındayım.
أنا على علم بالتغيرات الثقافية.
Çağdaş referans anlaşıldı.
تم فهم المرجع المعاصر.
Mühendislik
الهندسة
Tasarım.
تصميم
Prototip
نموذج أولي
Mühendislik projesi tamamlandı.
تم إكمال المشروع الهندسي.
Tasarım yenilikçiydi.
كان التصميم مبتكرًا.
Prototip test edildi.
اختُبر النموذج الأولي.
Teknik şartnameler karşılandı.
تم استيفاء المواصفات الفنية.
Mühendislik çözümü verimliydi.
كان الحل الهندسي فعالًا.
Teknik dokümantasyon kapsamlıydı.
كانت الوثائق الفنية شاملة.
Mühendislik ekibi işbirliği yaptı.
تعاون فريق الهندسة.
Tasarım süreci iteratifti.
كانت عملية التصميم تكرارية.
Teknik gereksinimler analiz edildi.
تم تحليل المتطلبات الفنية.
Mühendislik yeniliği patentlendi.
حصل الابتكار الهندسي على براءة اختراع.
Teknik uygulanabilirlik değerlendirildi.
تم تقييم الجدوى الفنية.
Mühendislik standartlarına uyuldu.
تم الالتزام بالمعايير الهندسية.
Tasarım optimizasyonu performansı iyileştirdi.
أدى تحسين التصميم إلى تحسّن الأداء.
Teknik uygulama başarıyla gerçekleştirildi.
كان التنفيذ الفني ناجحًا.
Mühendislik metodolojisi sistematikti.
كانت المنهجية الهندسية نظامية.
Teknik analiz ayrıntılıydı.
التحليل التقني كان مفصلاً.
Mühendislik çözümü sürdürülebilirdi.
كان الحل الهندسي مستدامًا.
Teknik ilerleme önemliydi.
كان التقدم التقني ملحوظًا.
Mühendislik tasarımı doğrulandı.
تم التحقق من صحة التصميم الهندسي.
Teknik uzmanlık gösterildi.
تم إظهار الخبرة التقنية.
Mühendislik projesi etkili bir şekilde yönetildi.
تمت إدارة المشروع الهندسي بفعالية.
Teknik yenilik çığır açıcıydı.
كان الابتكار التقني ثورياً.
Mühendislik yaklaşımı çok disiplinliydi.
كان النهج الهندسي متعدد التخصصات.
Teknik çözüm ölçeklenebilirdi.
كان الحل التقني قابلاً للتوسع.
Mühendislik kalitesi güvence altına alındı.
تم ضمان الجودة الهندسية.
Teknik gelişme hızlandırıldı.
تم تسريع التطور التقني.
Mühendislik mükemmeliyeti tanındı.
تم الاعتراف بالتميّز الهندسي.
Hanımefendiler ve beyefendiler.
السيدات والسادة
Onur duyarım.
يشرفني أن...
Büyük bir memnuniyetle.
يسرني جدًا أن
İfade etmek isterim.
أود أن أعرب.
namına
بالنيابة عن
Burada bulunmaktan onur duyuyorum.
يشرفني أن أكون هنا.
…mek bir ayrıcalıktır.
إنه لمن دواعي الشرف أن
Bunu belirtmek isterim.
أود أن أقرّ
Tanıştırmama izin veriniz.
اسمح لي أن أقدّم.
Duyurmaktan memnuniyet duyarım.
يسعدني أن أعلن.
Bana büyük bir memnuniyet vermektedir.
يسعدني كثيرًا أن
Uzatma talebinde bulunmak istiyorum.
أود أن أقدّم.
Bu vesileyle.
في هذه المناسبة.
Memnuniyet duyarım.
يسعدني أن.
Memnuniyet duyarım.
يسرني أن.
Bu fırsatı değerlendirmek isterim.
أود أن أغتنم هذه الفرصة.
İzninizle ifade edeyim.
اسمحوا لي أن أعبر.
Müteşekkirim.
أنا ممتن لـ.
Derin bir şükranla
إنه لمن دواعي الامتنان العميق أن
İletmek isterim.
أود أن أنقل.
Devrim.
ثورة
Fransız Devrimi.
الثورة الفرنسية
Bastille.
الباستيل.
Aydınlanma.
عصر التنوير.
Orta Çağ.
العصور الوسطى.
Rönesans.
عصر النهضة.
Monarşi devrildi.
أُطيحَ بالنظام الملكي.
Cumhuriyet kuruldu.
تأسست الجمهورية.
Tarihsel dönem kültürü etkiledi.
الفترة التاريخية أثرت على الثقافة.
Tarihi olay toplumu şekillendirdi.
شكّل الحدث التاريخي المجتمع.
Kültürel miras korundu.
تم الحفاظ على التراث الثقافي.
Tarihi şahsiyet etkiliydi.
كانت الشخصية التاريخية مؤثرة.
Döneme özgü dil kullanıldı.
استُخدمت لغة خاصة بالفترة.
Tarihsel bağlam önemlidir.
السياق التاريخي مهم.
Kültür tarihi incelendi.
دُرِسَ التاريخ الثقافي.
Tarihsel referans yapıldı.
تمت الإشارة التاريخية.
Dönem ... ile karakterize edildi.
تميّزت الفترة بـ.
Tarihi önemi tanındı.
تم الاعتراف بالأهمية التاريخية.
Kültürel hareket ortaya çıktı.
ظهرت الحركة الثقافية.
Tarihi miras devam ediyor.
الإرث التاريخي يدوم.
Bu dönem bir dönüm noktasını işaret etti.
شكّلت تلك الفترة نقطة تحوّل.
Tarihsel anlatı yazıldı.
كُتِبَ السرد التاريخي.
Kültürel gelenek kuşaktan kuşağa aktarıldı.
نُقِلَ التقليد الثقافي.
Tarihsel bakış açısı analiz edildi.
تم تحليل المنظور التاريخي.
Dönem modern düşünceyi etkiledi.
أثرت الفترة على الفكر الحديث.
Mahkeme.
محكمة
Hakim.
قاضي
Avukat
محامي
Mahkeme davayı dinledi.
نظرت المحكمة في القضية.
Hakim kararını verdi.
أصدر القاضي قرارًا.
Avukat argümanını sundu.
قدّم المحامي الحجة.
Hukuk sistemi adaleti sağlar.
يضمن النظام القانوني العدالة.
Dava adil bir şekilde yürütüldü.
أُجريت المحاكمة بنزاهة.
Deliller sunuldu.
تم تقديم الأدلة.
Tanık ifade verdi.
أدلى الشاهد بشهادته.
Jüri müzakere etti.
تدارست هيئة المحلفين.
Karar açıklandı.
أُعلن الحكم.
Hüküm açıklandı.
تم النطق بالحكم.
Temyiz başvurusu yapıldı.
تم تقديم الاستئناف.
Hukuki emsal oluşturuldu.
تَأَسَّسَ السَّابِقُ القَضَائِيُّ.
Anayasal hak korundu.
تمت حماية الحق الدستوري.
Yasal prosedüre uyuldu.
تم اتباع الإجراءات القانونية.
Adalet sistemi bağımsız olarak işler.
يعمل نظام العدالة بشكل مستقل.
Hukuki çerçeve hakları korur.
الإطار القانوني يحمي الحقوق.
Mahkeme emri verildi.
صدر أمر المحكمة.
Hukuki temsil sağlandı.
تم توفير التمثيل القانوني.
Dava reddedildi.
تم رفض الدعوى.
Hukuki çareye başvuruldu.
تم السعي للحصول على الإنصاف القانوني.
Adalet yerini buldu.
تحققت العدالة.
Hukuki uyuşmazlık çözüldü.
تم حل النزاع القانوني.
Mahkeme süreci şeffaftı.
كانت إجراءات المحكمة شفافة.
Hukuki ilke uygulandı.
طُبِّق المبدأ القانوني.
Yargı denetimi yapıldı.
أُجريت المراجعة القضائية.
Hukuki koruma verildi.
تم منح الحماية القانونية.
Adalet sistemi hakkaniyeti sağlar.
يضمن نظام العدالة الإنصاف.
Yasal yükümlülük yerine getirildi.
تم الوفاء بالالتزام القانوني.
Mahkemenin yargı yetkisi tesis edildi.
تم تحديد اختصاص المحكمة.
Hukuki argüman ikna ediciydi.
الحجة القانونية كانت مقنعة.
Adalet tarafsızdı.
كانت العدالة محايدة.
Hukuk sistemi evrildi.
تطوّر النظام القانوني.
Mahkemenin kararı nihaiydi.
كان قرار المحكمة نهائياً.
Yasal haklar uygulandı.
تم تنفيذ الحقوق القانونية.
Adalet süreci kapsamlıydı.
كانت عملية العدالة شاملة.
Hukuki çerçeve kapsamlıydı.
كان الإطار القانوني شاملاً.
Kanun.
قانون
Yasal.
قانوني.
Sözleşme
عقد
Sözleşmeyi imzaladım.
وقعت العقد.
Kanun yürürlüğe konuldu.
صدر القانون.
Hukuki belge incelenmiştir.
تمت مراجعة المستند القانوني.
Sözleşme bağlayıcıdır.
الاتفاق ملزم.
Hüküm şartları belirler.
البند يحدد الشروط.
Hukuki işlem başlatıldı.
تم الشروع في الإجراء القانوني.
Mahkeme bir hüküm verdi.
أصدرت المحكمة حكمًا.
Hukuk müşaviri tavsiyede bulundu.
نصح المستشار القانوني.
Kanun değiştirildi.
تم تعديل القانون.
Düzenleme yürürlüğe konuldu.
تم تطبيق اللائحة.
Hukuki çerçeve düzenler.
الإطار القانوني ينظم.
Resmi belge noter tarafından tasdik edildi.
تم توثيق الوثيقة الرسمية.
Bürokratik prosedür karmaşıktır.
الإجراء البيروقراطي معقد.
İdari form sunuldu.
تم تقديم النموذج الإداري.
Resmi tebligat yapılmıştır.
صدر الإشعار الرسمي.
Tüzel kişi kuruldu.
تم إنشاء الكيان القانوني.
Uyumluluk gerekliliği karşılanmıştır.
تم استيفاء متطلبات الامتثال.
Hukuki emsal gösterildi.
تم الاستشهاد بسابقة قضائية.
Mahkeme kararı temyiz edildi.
تم استئناف القرار القضائي.