İleri seviye - Arapça öğrenme

İleri seviyede Arapça öğrenin

Karmaşık kelime ve ifadelerle ileri düzey Arapçayı ustalaşın. Türkçe konuşanlar için tasarlanmış yapılandırılmış flash kartlarla becerilerinizi bir üst seviyeye taşıyın.

Endişeliyim.
أنا قلق.
Özgürlük
الحرية
Adalet
العدالة
Eşitlik
المساواة
Demokrasi
الديمقراطية
Hakikat.
الحقيقة
Güzellik
جمال
Bilgelik
حكمة
Cesaret.
الشجاعة.
Özgürlük esastır.
الحرية أساسية.
Adalet yerini bulmalı.
يجب أن تتحقق العدالة.
Eşitlik için mücadele ediyoruz.
نحن نقاتل من أجل المساواة.
Demokrasi katılım gerektirir
الديمقراطية تتطلب المشاركة.
Gerçek önemlidir.
الحقيقة مهمة.
Güzellik özneldir.
الجمال نسبي.
Bilgelik deneyimle gelir.
الحكمة تأتي مع الخبرة.
Cesaret takdire şayandır.
الشجاعة جديرة بالإعجاب.
Özgürlüğe değer veriyoruz.
نحن نُقدّر الحرية.
Adalet kavramı.
مفهوم العدالة.
Eşitlik bir haktır.
المساواة حق.
Demokrasi kırılgandır.
الديمقراطية هشة.
Gerçeği arıyoruz.
نحن نبحث عن الحقيقة.
Güzellik bize ilham verir.
الجمال يلهمنا.
Bilgelik kararları yönlendirir.
الحكمة تهدي القرارات.
Cesaret korkuyu yener.
الشجاعة تتغلب على الخوف.
İfade özgürlüğü.
حرية التعبير
Sosyal adalet.
العدالة الاجتماعية.
Cinsiyet eşitliği.
المساواة بين الجنسين.
Demokratik değerler.
القيم الديمقراطية.
Mutlak gerçek.
الحقيقة المطلقة.
İç güzellik.
الجمال الداخلي.
Araştırmaya göre.
وفقًا للأبحاث.
Bulgulara dayanarak.
استنادًا إلى النتائج.
Kanıtlar göstermektedir.
تشير الأدلة إلى ذلك.
Böyle iddia edilebilir.
يمكن القول إنّ
Şöyle iddia edilebilir ki.
قد يجادل البعض بأن.
Şunu belirtmek gerekir ki.
من الجدير بالذكر أن.
Vurgulanmalıdır ki.
يجب التأكيد على أن
Bunu kabul etmek önemlidir.
من المهم الاعتراف.
Bu, şu soruyu gündeme getirir.
هذا يطرح تساؤلاً حول
Bunun olup olmadığı henüz belli değildir.
يبقى أن نرى ما إذا
Çalışma göstermektedir.
تُظهر الدراسة.
Veriler göstermektedir.
تشير البيانات.
Sonuçlar ortaya koymaktadır.
تُظْهِرُ النتائج.
Analiz gösteriyor.
يُظهر التحليل.
Görünmektedir ki.
يبدو أن
Muhtemel görünmektedir ki.
يبدو معقولًا أن.
İnanmak için gerekçe vardır.
هناك ما يدعو إلى الاعتقاد
Düşünülebilir ki.
يمكن تصوّر أن
Belli bir ölçüde.
إلى حدٍ ما.
Bu bağlamda.
في هذا السياق.
İle ilgili olarak.
فيما يتعلق بـ.
Açısından.
من حيث
ile ilgili olarak.
فيما يتعلق بـ
ışığında
في ضوء
Göz önüne alındığında.
بالنظر إلى أن
şartıyla.
بشرط أن
Farz edersek
على افتراض أن
Buna rağmen.
مع ذلك.
Her ne kadar
مع أنّ
Nostaljik.
حنين إلى الماضي
Melankolik.
شَجِين
Euforik.
منتشٍ
kayıtsız
غير مبالٍ
Nostaljik hissediyorum.
أشعر بالحنين إلى الماضي.
O melankolik.
هي كئيبة.
O coşkuyla doluydu.
كان في نشوة.
Kayıtsız hissediyorum.
أشعر باللامبالاة.
Bunalmış hissediyorum.
أنا مغلوب على أمري.
O memnun.
هي راضية.
Kendini tatmin olmuş hissediyor.
هو يشعر بالرضا.
O huzurlu.
هي هادئة.
Kendini çelişkili hissediyor.
يشعر بصراع داخلي.
Coşkuyla doluyum.
أنا مسرور للغاية.
O umutsuzluğa kapılmış.
هي يائسة.
O ikircikli hissediyor.
هو يشعر بمشاعر متضاربة.
Çok coşkuluyum.
أنا في قمة الابتهاج.
O düşünceli.
هي متأملة.
Kendini savunmasız hissediyor.
هو يشعر بالضعف.
Dayanıklıyım.
أنا قادر على الصمود.
O empatik.
هي متعاطفة.
Kendini güçlü hissediyor.
يشعر بالتمكين.
İçe dönüküm.
أنا متأمل
O tutkulu.
هي شغوفة.
O kendini özgür hissediyor.
هو يشعر بالتحرر.
Düşünceliyim.
أنا متأمّل.
O düşünceli.
هي متأملة.
İlham dolu hissediyor.
هو يشعر بالإلهام.
Huzurluyum.
أنا في سلام.
Altın kalpli olmak.
أن يكون له قلب من ذهب
Dört köşe olmak.
أن تكون في قمة السعادة.
Bir taşla iki kuş vurmak.
ضرب عصفورين بحجر واحد
Top artık sende.
الكرة في ملعبك
Birinin yerinde olmak.
أن تكون في مكان شخص ما
Lafı tam yerinde söylemek.
أن يصيب في الصميم
Geç olsun, güç olmasın.
أن تأتي متأخراً خير من ألا تأتي أبداً.
Bir kitabı kapağına göre yargılama.
لا تحكم على الكتاب من غلافه.
Her şerde bir hayır vardır.
لكل سحابةٍ جانبٌ مشرق
Eylemler sözlerden daha etkilidir.
الأفعال أبلغ من الأقوال.
Buzları eritmek.
كسر الجليد
Çocuk oyuncağı olmak.
أن يكون أمراً سهلاً للغاية.
Çok pahalıya mal olmak.
أن يكلف ثروة
Kulak kesilmek.
أن تكون منصتًا تمامًا
Kırk yılda bir.
نادراً ما يحدث
Baklayı ağzından çıkarmak
يفشي السر
Arı gibi meşgul olmak.
مشغول كالنحلة.
Bitki yetiştirmede usta olmak.
ماهر في العناية بالنباتات
Aynı gemide olmak.
أن نكون في نفس القارب
görmezden gelmek
يغض الطرف عن
dişini sıkmak
يبتلع الطعم المر
Gece geç saatlere kadar çalışmak
يسهر حتى الفجر
Bugünlük bu kadar.
أن نُنهي العمل لهذا اليوم.
Kolaya kaçmak.
يختصر الطريق.
İşi başlatmak.
لِبَدْءِ الأُمورِ
Elinden gelenin fazlasını yapmak
يبذل جهداً إضافياً
Kitaplara gömülmek.
أن يذاكر بجد
Başını dik tutmak
حافظ على رأسك مرفوعًا
İşin inceliklerini öğrenmek.
يتعلم خفايا العمل
geçimini sağlamak
أن يكسب ما يكفي لتغطية نفقاته
birisiyle dalga geçmek
يمزح مع شخص ما
aynı fikirde olmak
أن يتفقا في الرأي
iki arada bir derede kalmak
أن يبقى على الحياد
Ağzından kaçırmak.
يفشي السرّ
şüpheyle karşılamak
أن تأخذ الأمر بحبة ملح
Havlu atmak.
أن يستسلم
kafasını bir şeye yormak
أن يستوعب الأمر
Domuzlar uçtuğunda.
يوم القيامة.
Odadaki fil.
الفيل في الغرفة.
Bahsettiğim kitap.
الكتاب الذي تحدثت عنه.
Yazdığım kişi.
الشخص الذي كتبت إليه.
İçinde yaşadığımız ev.
البيت الذي سكنّا فيه.
Ayrıldığı sebep.
السبب الذي من أجله غادر
Onu nasıl çözdüğü.
الطريقة التي حلت بها.
Her şeyin değiştiği an.
اللحظة التي تغير فيها كل شيء.
geldikleri ülke
البلد الذي جاؤوا منه.
Başarmamızı sağlayan yöntem.
الطريقة التي نجحنا بها.
Onun gerçekleştiği dönem.
الفترة التي حدثت خلالها.
Durduğumuz nokta.
النقطة التي توقفنا عندها.
önemli olduğu ölçü
المدى الذي يهمّ.
Anladığı derece
الدرجة التي فهمها.
İletişim kurmamızı sağlayan araçlar.
الوسائل التي نتواصل بها.
Yaratıldığı amaç.
الغرض الذي خُلِق من أجله.
Gerçekleştiği koşullar.
الظروف التي حدثت فيها
Çalıştığımız koşullar.
الظروف التي عملنا فيها.
Geldiğimiz zaman.
الوقت الذي وصلنا فيه.
Buluştuğumuz yer.
المكان الذي التقينا فيه.
Bunu yapmasının nedeni.
السبب الذي دفعه إلى فعل ذلك.
Onun bunu açıkladığı şekilde.
الطريقة التي شرحت بها ذلك.
Sanat.
فن
Resim
الرسم
Edebiyat
الأدب
Tiyatro.
مسرح
Müze
متحف
Sanatı seviyorum.
أحب الفن.
Tablo güzel.
اللوحة جميلة.
Edebiyat okuruz.
نحن نقرأ الأدب.
Tiyatroya gidiyorum.
أنا ذاهب إلى المسرح.
Müzeyi ziyaret ettik.
زرنا المتحف.
Sanatçı bir başyapıt yarattı.
أبدع الفنان تحفة فنية.
Sanat tarihi okuyorum.
أدرس تاريخ الفن.
Sergi etkileyiciydi.
كان المعرض رائعًا.
Bir konsere katıldık.
حضرنا حفلة موسيقية.
Performans olağanüstüydü.
كان العرض رائعًا.
Bir roman yazıyorum.
أنا أكتب رواية.
Şiir yayımlandı.
نُشِرَت القصيدة.
Kültüre değer veriyoruz.
نحن نقدّر الثقافة.
Heykel modern.
المنحوتة عصرية.
Sanat akımlarını öğreniyorum.
أتعلم عن الحركات الفنية.
Galeri açıldı.
افتتح المعرض.
Eseri tartıştık.
ناقشنا العمل الفني.
Tarzı benzersiz.
الأسلوب فريد.
Sanattan ilham alıyorum.
أنا مُلهَمٌ بالفن.
Kültürel etkinlik başarılı geçti.
كان الحدث الثقافي ناجحًا.
Kültürel mirası koruyoruz.
نحافظ على التراث.
Gelenek devam ediyor.
يستمر التقليد.
Farklı kültürleri keşfediyorum.
أنا أستكشف ثقافات مختلفة.
Festival kutlandı.
تم الاحتفال بالمهرجان.
Sanatsal ifadeye değer veriyoruz.
نحن نُقدّر التعبير الفني.
Şirket
شركة
İşletme
الأعمال
Toplantı
اجتماع
Sözleşme.
عقد
Yatırım
الاستثمار
kâr
الربح
Zarar
خسارة
Banka hesabı.
حساب بنكي
Kredi
قرض
Faiz oranı
معدل الفائدة
İş toplantım var.
لدي اجتماع عمل.
Sözleşmeyi imzalamamız gerekiyor.
نحتاج إلى التوقيع على العقد.
Şirket kâr etti.
حققت الشركة ربحًا.
Banka hesabı açtım.
فتحت حسابًا بنكيًا.
Kredi için başvurduk.
قدّمنا طلبًا للحصول على قرض.
Faiz oranı yüksek.
سعر الفائدة مرتفع.
Satışları artırmamız gerekiyor.
نحن بحاجة إلى زيادة المبيعات.
Piyasa rekabetçi.
السوق تنافسية.
Yeni bir ürün piyasaya sürdük.
أطلقنا منتجًا جديدًا.
Bütçe onaylandı.
تمت الموافقة على الميزانية.
Bakiyeyi kontrol etmem gerekiyor.
أحتاج إلى التحقق من الرصيد.
Fiyatı müzakere ediyoruz.
نحن نتفاوض على السعر.
Anlaşma kapatıldı.
تم إبرام الصفقة.
Bir ortaklığımız var.
لدينا شراكة.
Hisse senedi fiyatı arttı.
ارتفع سعر السهم.
Maliyetleri azaltmamız gerekiyor.
نحتاج إلى خفض التكاليف.
Fatura gönderildi.
أُرسلت الفاتورة.
Ödemeyi aldık.
لقد استلمنا الدفعة.
Mali rapor hazır.
التقرير المالي جاهز.
İşletmeyi genişletiyoruz.
نحن نوسع عملنا.
Birleşme duyuruldu.
تم الإعلان عن الاندماج.
Verileri analiz etmemiz gerekiyor.
نحتاج إلى تحليل البيانات.
Strateji tartışıldı.
تمت مناقشة الاستراتيجية.
Hedeflerimize ulaştık.
حققنا أهدافنا.
Çeyreklik sonuçlar olumlu.
النتائج الفصلية إيجابية.
Verimliliği artırmamız gerekiyor.
نحتاج إلى تحسين الكفاءة.
Müşteri memnun.
العميل راضٍ.
Yatırımcı arıyoruz.
نحن نبحث عن مستثمرين.
İş planı sunuldu.
عُرضت خطة العمل.
Yağmur yağıyor olmasına rağmen dışarı çıktık.
على الرغم من أنّه كان يمطر، خرجنا.
Yorgun olmasına rağmen o devam ediyor.
على الرغم من أنه متعب، يستمر.
Ne kadar zor olursa olsun, denemeliyiz.
مهما كان الأمر صعبًا، يجب أن نحاول.
Ne kadar çok çalışırsan, o kadar çok öğrenirsin.
كلما تدرس أكثر، تتعلم أكثر.
Ne kadar az uyursan, o kadar yorgun olursun.
كلما نمت أقل، كنتَ أكثر تعبًا.
Sadece geç gelmekle kalmadı, bir de unutmuştu.
لم يصل متأخراً فحسب، بل نسي أيضاً.
İster hoşuna gitsin ister gitmesin, bunu yapmak zorundasın.
سواء أعجبك ذلك أم لا، يجب عليك أن تفعل ذلك.
Varır varmaz aradım.
بمجرد أن وصلتُ، اتصلتُ.
Çalıştığın sürece başarılı olacaksın.
طالما أنك تدرس، ستنجح.
Ödeme yapmanız şartıyla girebilirsiniz.
بشرط أن تدفع، يمكنك الدخول.
Yağmur yağarsa, bir şemsiye getir.
إذا أمطرت، أحضر مظلة.
Burada olduğuna göre, konuşalım.
بما أنك هنا، فلنتحدث.
Geç olduğunu göz önünde bulundurursak, gitmeliyiz.
بما أنه متأخر، يجب أن نغادر.
O kahveyi tercih ederken, o çayı tercih eder.
بينما هو يفضّل القهوة، هي تفضّل الشاي.
Ben okurken o yemek yapıyordu.
بينما كنت أقرأ، كانت تطبخ.
Daha yeni gelmiştim ki yağmur yağmaya başladı.
ما إن وصلت حتى بدأ المطر.
O daha yeni bitirmişti ki telefon çaldı.
ما إن أنهت حتى رن الهاتف.
Sadece Fransızca konuşmakla kalmaz, aynı zamanda Fransızca da yazar.
لا يكتفي بالتحدث بالفرنسية فحسب، بل يكتبها أيضًا.
Sorun o kadar karmaşıktı ki hiç kimse çözemedi.
كانت المشكلة معقّدة إلى درجة أن لا أحد استطاع حلّها.
Öyle bir etkiydi ki herkes fark etti.
كان التأثير شديدًا لدرجة أن الجميع لاحظه.
Böylesine bir özveriyi nadiren gördüm.
نادراً ما رأيتُ مثل هذا الإخلاص.
Başlarına gelecekleri bilmiyorlardı.
لم يكن لديهم أدنى فكرة عما كان قادماً.
Sadece anladığında öğretebilirsin.
لا يمكنك أن تدرّس إلا عندما تفهم.
O açıklayana kadar anlamadım.
لم أفهم إلا بعد أن شرح لي.
Hiçbir koşulda pes etmemelisin.
تحت أي ظرف من الظروف، يجب عليك ألا تستسلم.
Bu asla tekrarlanmamalıdır.
لا يجوز بأي حال أن يتكرر هذا.
Bu hiçbir şekilde sonucu etkilemez.
هذا لا يؤثر على النتيجة بأي حال من الأحوال.
Karışıklığı önlemek için açıklayayım.
حتى لا يحدث التباس، دعني أوضح.
Herkesin anlaması için açıklayacağım.
لكي يفهم الجميع، سأشرح.
Gitmiş olurdum.
كنت سأذهب.
Yemiş olurdun.
كنت ستأكل.
Gelmiş olurdu.
لَكانَ قَدْ أَتَى.
O gitmiş olurdu.
كانت ستغادر.
Görmüş olurduk
كنا سنرى.
Eğer bilseydim, gelmiş olurdum.
لو كنت قد علمتُ، لأتيتُ.
Eğer çalışmış olsaydın, geçmiş olurdun.
لو كنت قد درستَ لنجحتَ.
Eğer beni aramış olsaydı, cevap vermiş olurdum.
لو كان قد اتصل بي، لكنت قد أجبتُ.
Daha erken ayrılmış olsaydık, zamanında varmış olurduk.
لو كنا قد غادرنا مبكرًا، لكنا قد وصلنا في الوقت المناسب.
Eğer o sormuş olsaydı, yardım etmiş olurdum.
لو كانت قد سألت، لَكُنتُ قد ساعدتها.
Param olsaydı onu almış olurdum.
لو كان لدي مال، لاشتريته.
Eğer zamanımız olsaydı Fransa'yı ziyaret etmiş olurduk.
لو كان لدينا وقت لزرنا فرنسا.
Senin yerinde olsaydım, reddetmiş olurdum.
لو كنتُ مكانك، لرفضتُ.
Eğer yağmur yağmış olsaydı, evde kalırdık.
لو أمطرت، لكنا بقينا في البيت.
Daha çok çabalasaydım başarılı olurdum.
لو كنت قد حاولتُ بجهدٍ أكبر، لَكُنتُ قد نَجَحتُ.
Açıklamış olsaydık, anlamış olurlardı.
كانوا قد فهموا لو كنا قد شرحنا.
Eğer onu görmüş olsaydım, ona söylemiş olurdum.
لو كنت قد رأيته لأخبرته.
Eğer aramış olsaydın, o mutlu olmuş olurdu.
كانت ستكون سعيدة لو اتصلتَ.
Daha iyi oynamış olsaydık, kazanmış olurduk.
كنا سنفوز لو لعبنا بشكلٍ أفضل.
Eğer zamanında gelmiş olsalardı, başlamış olurduk.
لو كانوا قد وصلوا في الموعد، لكنا قد بدأنا.
Daha fazla teklif etmiş olsalardı kabul ederdim.
لو كانوا قد عرضوا أكثر لكنت قبلت.
Daha fazla zamanı olsaydı bitirmiş olurdu.
لو كان لديه وقت أكثر لكان قد أنهى.
Gerçeği bilmiş olsaydım, farklı davranmış olurdum.
لو كنت قد علمتُ بالحقيقة، لتصرّفتُ بشكل مختلف.
Gelseydin, bundan zevk almış olurdun.
كنت ستستمتع به لو أنك قد أتيت.
Ayrıca.
علاوة على ذلك.
Ayrıca.
علاوة على ذلك.
Ayrıca.
بالإضافة إلى ذلك.
Ayrıca.
بالإضافة إلى ذلك.
Buna rağmen.
ومع ذلك.
Yine de.
مع ذلك
Ancak.
مع ذلك.
Öte yandan.
من ناحية أخرى.
Buna karşılık.
بالمقابل.
Buna karşın.
على النقيض.
Bu nedenle.
لذلك.
Sonuç olarak.
وبالتالي.
Sonuç olarak.
نتيجة لذلك.
Dolayısıyla.
لذلك
Böylece.
لذلك.
Buna göre.
بناءً على ذلك.
Örneğin.
على سبيل المثال.
Örneğin.
على سبيل المثال.
Yani.
أي
Başka bir deyişle.
بمعنى آخر.
Yani.
بمعنى آخر.
Başka bir deyişle.
بعبارة أخرى.
Özetle.
باختصار.
Sonuç olarak.
في الختام.
Sonuç olarak.
في الختام.
Özetle.
خلاصة القول.
Her şey düşünüldüğünde.
في المجمل
Genel olarak.
بشكل عام
Özünde.
في الجوهر.
Üniversite
جامعة
Öğrenci.
طالب
Profesör.
أستاذ
Derece.
درجة علمية
Tez.
أطروحة
Araştırma.
بحث
Üniversitede okuyorum.
أنا أدرس في الجامعة.
Tezini yazıyor.
هي تكتب أطروحتها.
Araştırma yapıyoruz.
نحن نجري بحثًا.
Profesör bir ders verdi.
ألقى الأستاذ محاضرة.
Bir kompozisyon yazmam gerekiyor.
أحتاج أن أكتب مقالا.
Sınav gelecek hafta.
الامتحان الأسبوع المقبل.
Sınavı geçtim.
نجحت في الاختبار.
O diplomasını aldı.
حصلت على شهادتها.
Seminere katıldık.
حضرنا الندوة.
Kütüphane açık.
المكتبة مفتوحة.
Bir ders alıyorum.
أنا مسجّل في مقرر.
Ödev yarın teslim edilecek.
الواجب مستحق غدًا.
Konuyu tartıştık.
ناقشنا الموضوع.
Akademik yıl Eylül ayında başlar.
يبدأ العام الدراسي في شهر سبتمبر.
Edebiyat okuyorum.
أنا أتخصص في الأدب.
O doktora yapıyor.
هي تدرس للحصول على درجة الدكتوراه.
Kaynaklarımızı belirtmemiz gerekiyor.
نحتاج إلى الاستشهاد بمصادرنا.
Kaynakça gereklidir.
قائمة المراجع مطلوبة.
Sözlü sınava hazırlanıyorum.
أنا أستعد للامتحان الشفوي.
Not mükemmeldi.
كانت الدرجة ممتازة.
Birlikte ders çalıştık.
درسنا معًا.
Müfredat kapsamlıdır.
المنهج شامل.
Fransızca öğreniyorum.
أنا أتعلم الفرنسية.
Burs verildi.
مُنحت المنحة.
Merhaba.
مرحبًا.
Selam.
هاي.
Hoşça kalın.
وداعاً
Görüşürüz.
باي
Çok teşekkür ederim.
شكراً جزيلاً لكم.
Çok sağ ol.
شكراً كتير.
İsterim.
أود
İstiyorum.
بدي.
Rica eder misiniz?
هل يمكنك من فضلك؟
Yapabilir misin?
تقدر؟
Sizinle tanıştığıma memnun oldum.
تشرفت بلقائك.
Memnun oldum.
سعدت بلقائك
Özür dilerim.
أعتذر.
Üzgünüm.
آسف.
Eğer ... yaparsanız minnettar olurum.
سأكون ممتنًا لو
Sevinirim
هكون ممنون لو
Size üzülerek bildirmek isterim.
يؤسفني أن أبلغكم.
Sana bunu söyleyeceğim için üzgünüm.
آسف أقول لك.
Sizden haber almayı bekliyorum.
أتطلع إلى سماع ردكم.
Senden haber bekliyorum.
أتمنى أسمع منك.
Yemek yerken okurum.
بينما آكل، أقرأ.
Yürürken düşünüyorum.
أثناء المشي، أفكر.
Beklerken aradım.
أثناء الانتظار، اتصلت.
Çalışarak öğreneceksiniz.
بالدراسة، ستتعلم.
Sıkı çalışarak başardı.
من خلال العمل الجاد، نجح.
Hiçbir şey söylemeden ayrıldı.
دون أن تقول شيئًا، غادرت.
Bitirdikten sonra ayrıldık.
بعد الانتهاء، غادرنا.
Ayrılmadan önce veda et.
قبل المغادرة، قل وداعًا.
Konuşurken jest yaptı.
أثناء حديثه، أشار.
Daha fazla okuyarak gelişirsiniz.
من خلال قراءة المزيد، تتحسن.
Müzik dinlerken çalışıyorum.
أعمل أثناء الاستماع إلى الموسيقى.
Düşünmeden cevap verdi.
بدون تفكير، أجاب.
Yemek yedikten sonra dışarı çıktık.
بعد أن أكلنا خرجنا.
Her gün pratik yaparak gelişti.
بالممارسة اليومية، تحسنت.
Seyahat ederken çok şey öğrendim.
أثناء السفر تعلمت الكثير.
Vardığında, ailesini aradı.
عند وصوله اتصل بأسرته.
Haberi duyunca, ağladı.
عند سماع الأخبار، بكت.
Şikayet etmek yerine bir şey yap.
بدلاً من الشكوى، افعل شيئًا.
Çalışmasının yanı sıra ders de çalışıyor.
بالإضافة إلى عمله، يدرس أيضاً.
Yorgun olmasına rağmen, o devam etti.
على الرغم من كونها متعبة، واصلت.
Talimatları takip ederek başarılı olacaksınız.
باتباع التعليمات، ستنجح.
Farkına varmadan zaman geçti.
دون أن ندرك ذلك، مرّ الوقت.
Bunu tartıştıktan sonra karar verdik.
بعد أن ناقشنا الأمر، قررنا.
Karar vermeden önce dikkatlice düşün.
قبل اتخاذ قرار، فكر بعناية.
Seçenekleri değerlendirirken tereddüt etti.
أثناء تفكيره في الخيارات، تردّد.
Detaylara odaklanarak kaliteyi artırırsınız.
من خلال التركيز على التفاصيل، تحسّن الجودة.
Gerçekleri bilmeden yargılayamayız.
بدون معرفة الحقائق، لا نستطيع أن نحكم.
Sonuçları görünce şaşırdı.
عند رؤية النتائج، تفاجأ.
Pes etmek yerine, tekrar dene.
بدلاً من الاستسلام، حاول مرة أخرى.
dava
دعوى قضائية
davacı
المدّعي
Davalı
المدعى عليه
avukat
محامي
Avukat
محامي
Tanıklık.
شهادة
Delil
الأدلة
tanık
شاهد
Jüri.
هيئة المحلفين
Hüküm
حكم
Temyiz
استئناف
Sorumluluk
المسؤولية
İhmal
الإهمال
Sözleşme ihlali.
خرق العقد
uzlaşma
تسوية
Tazminat.
تعويض
Tazminat.
تعويضات.
ihtiyati tedbir
أمر قضائي بالمنع
mahkeme celbi
استدعاء
Yeminli ifade
إفادة خطية
Kanun
قانون.
Yönetmelik
مرسوم
yargı yetkisi
الاختصاص القضائي
hukuki usul
الإجراءات القانونية الواجبة
Habeas corpus
أمر إحضار
Suçunu kabul etme anlaşması
اتفاق الاعتراف بالذنب
Kovuşturma
الملاحقة القضائية
Savunma.
دفاع.
Beraat.
البراءة
Gazeteci.
صحفي
Makale.
مقال.
Gazete.
صحيفة
Televizyon.
التلفزيون
Her gün gazete okurum.
أقرأ الصحيفة يوميًا.
Makale yayınlandı.
نُشر المقال.
Haberleri izliyorum.
أنا أشاهد الأخبار.
Gazeteci onunla röportaj yaptı.
أجرى الصحفي مقابلة معه.
Güncel gelişmeleri tartıştık.
ناقشنا الأحداث الجارية.
Rapor yayınlandı.
أُذيع التقرير.
Sosyal medyayı takip ediyorum.
أنا أتابع وسائل التواصل الاجتماعي.
Gönderi viral oldu.
انتشر المنشور على نطاق واسع.
Bilgiyi paylaştık.
شاركنا المعلومات.
Yorum silindi.
تم حذف التعليق.
İçerik üretiyorum.
أنا أنشئ محتوى.
Video yüklendi.
تم رفع الفيديو.
Bir kampanya başlattık.
أطلقنا حملة.
Reklam etkiliydi.
الإعلان كان فعالًا.
Bir sunum yapıyorum.
أنا أقدّم عرضًا تقديميًا.
Konuşma ilham vericiydi.
كان الخطاب ملهمًا.
Mesajı ilettik.
نقلنا الرسالة.
Basın toplantısı yapıldı.
عُقد المؤتمر الصحفي.
Bir blog yazısı yazıyorum.
أكتب تدوينة في المدونة.
Podcast kaydedildi.
تم تسجيل البودكاست.
Hedef kitleyi analiz ettik.
قمنا بتحليل الجمهور.
Medya kapsamı genişti.
كانت التغطية الإعلامية واسعة.
Videoyu düzenliyorum.
أنا أحرر الفيديو.
Röportaj yapıldı.
تم إجراء المقابلة.
Haberi yayımladık.
نشرنا القصة.
Manşet dikkat çekiciydi.
كان العنوان جذابًا.
Sosyal medyayı yönetiyorum.
أنا أدير وسائل التواصل الاجتماعي.
Etkileşim oranı arttı.
ارتفع معدل التفاعل.
Hedef kitlemize ulaştık.
وصلنا إلى جمهورنا المستهدف.
İletişim stratejisi işe yaradı.
نجحت استراتيجية الاتصال.
Geri bildirimi izliyorum.
أنا أتابع التعليقات.
Mesaj açıktı.
كانت الرسالة واضحة.
İletişimimizi geliştirdik.
حسّنّا تواصلنا.
Marka tanındı.
تم التعرف على العلامة التجارية.
Basın bülteni yazıyorum.
أنا أكتب بيانًا صحفيًا.
Medyanın ilgisi olumluydu.
كان الاهتمام الإعلامي إيجابياً.
Kitap öğrenciler tarafından okunur.
يُقْرَأُ الكتابُ من قبل الطلاب.
Ev geçen yıl inşa edildi.
بُنِيَ البيتُ في العام الماضي.
Mektup yarın gönderilecek.
سوف يُرسَلُ الرسالة غدًا.
Sorun çözülüyor
يتم حل المشكلة.
Karar dün verildi.
تم اتخاذ القرار أمس.
Burada Fransızca konuşulur.
تُتَكَلَّم اللغة الفرنسية هنا
Onun zengin olduğu söyleniyor.
يُقال إنه غني.
Onun gittiğine inanılıyor.
يُعتقد أنها غادرت.
Kapı açıldı.
فُتِحَ البابُ.
Pencere kapatıldı.
أُغلقت النافذة.
Araba tamir edildi.
أُصْلِحَت السيارة.
Belge imzalandı.
وُقِّعَ المستند.
Toplantı iptal edildi
أُلغي الاجتماع.
Proje gelecek ay tamamlanacak.
سيُستكمل المشروع الشهر المقبل.
Rapor yazılıyor.
التقرير يُكتب.
Bina yenilenmiştir.
تم تجديد المبنى.
Teklif gelecek hafta incelenecek.
سيتم مراجعة الاقتراح الأسبوع المقبل.
Hata hemen fark edildi.
لوحظ الخطأ على الفور.
Haber dün açıklandı.
أُعلِنَت الأخبار أمس.
Soru cevaplanmalıdır.
يجب أن يُجابَ السؤال.
İş Cuma gününe kadar tamamlanmalıdır.
يجب أن يُكتمل العمل بحلول يوم الجمعة.
Sorun inceleniyor.
يتم التحقيق في المسألة.
Sonuçlar yayımlanmıştır.
نُشرت النتائج.
Varoluşçuluk
الوجودية
Sözleşme her iki taraf tarafından imzalandı.
تم توقيع العقد من قبل كلا الطرفين.
Film ünlü bir yönetmen tarafından yönetildi.
تم إخراج الفيلم من قبل مخرج مشهور.
Teori kanıtlanmıştır.
تم إثبات النظرية.
Başvuru işleniyor.
يُعالَج الطلب.
Değişiklikler komite tarafından onaylandı.
تمت الموافقة على التغييرات من قبل اللجنة.
Sorunun ele alınması gerekiyor.
يجب أن تُعالَج المشكلة.
İşin tamamlanması bekleniyor.
من المتوقع أن يتم إنجاز العمل.
Raporun teslim edildiği söyleniyor.
يُقال إنَّ التقرير قد قُدِّم.
Binanın 1800'lerde inşa edildiğine inanılıyor.
يُعتقد أن المبنى قد بُني في القرن التاسع عشر.
Sorun çözülmüş sayılmaktadır.
تُعْتَبَرُ القضية محلولة.
Önerinin reddedildiği düşünülüyor.
يُعتقد أن الاقتراح قد رُفض.
Konunun tartışıldığı biliniyor.
المسألة معروفة بأنها نوقشت.
Kararın verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
يُفهم أن القرار قد تمّ.
Sorunun çözüldüğü bildiriliyor.
يُذكر أن المشكلة قد حُلت.
Belgenin sahte olduğu iddia ediliyor.
يُزعم أن الوثيقة قد زُوّرت.
Projenin gelecek aya kadar bitirilmesi bekleniyor.
من المفترض أن يُنجَز المشروع بحلول الشهر القادم.
Toplantının yarın yapılması planlanıyor.
من المقرر عقد الاجتماع غدًا.
Kitabın gelecek yıl yayımlanması muhtemeldir.
من المحتمل أن يُنشر الكتاب العام المقبل.
Dava kesinlikle soruşturulacaktır.
لا بد أن تُجرى تحقيقات في القضية.
Konunun çözüleceği kesindir.
من المؤكد أن تُحَلّ المسألة.
Değişikliklerden haberdar edildikten sonra planlarımızı ayarladık.
بعد أن تم إبلاغنا بالتغييرات، عدّلنا خططنا.
Tehlike konusunda uyarılmış olarak önlem aldılar.
بعد أن نُبّهوا إلى الخطر، اتخذوا احتياطات.
İş tamamlanmış olduğundan, nihayet dinlenebildik.
بعد أن أُنجزَ العملُ، تمكنا أخيرًا من الراحة.
Teorinin doğru olduğuna yaygın olarak inanılmaktadır.
يُعتقد على نطاق واسع أن النظرية صحيحة.
Yaklaşımımızı yeniden gözden geçirmemiz önerildi.
لقد تم اقتراح أن نعيد النظر في نهجنا.
Keşke bilseydim.
ليتني كنت أعلم.
Keşke daha çok çalışmış olsaydım.
ليتني درستُ أكثر.
Bana söylemiş olmanı tercih ederdim.
أفضل لو أنك قد أخبرتني.
Keşke gitmemiş olsaydı.
من المؤسف أنه كان قد رحل.
Keşke o gelmiş olsaydı.
أندم على أنها لم تأتِ.
Keşke onlar çoktan gitmiş olmasalardı.
أنا آسف لأنهم قد ذهبوا بالفعل.
Keşke treni kaçırmamış olsaydık.
من المؤسف أننا قد فاتنا القطار.
Keşke orada olsaydım.
ليتني كنت هناك.
Keşke daha erken aramış olsaydın.
يا ليتك اتصلت مبكرًا.
Onun kalmış olmasını tercih ederdim.
كنت أفضل لو أنه كان قد بقي.
Keşke unutmuş olmasaydı.
من المؤسف أنها قد نسيت.
Keşke daha önce tanışmış olsaydık.
ليتنا التقينا في وقتٍ أبكر.
Keşke senin tavsiyeni dinlemiş olsaydım.
لو استمعت إلى نصيحتك.
Keşke anlamış olsaydım.
أندم أنني لم أكن قد فهمت
Keşke hazırlanmış olsalardı.
من المؤسف أنهم لم يكونوا قد استعدوا.
Keşke fırsatı değerlendirmiş olsaydım.
ليتني قد اغتنمت الفرصة.
Keşke gerçeği bilmiş olsaydık.
لو أننا كنا قد عرفنا الحقيقة.
Orada bulunmuş olmanı isterdim.
كنت أتمنى لو كنتَ حاضرًا.
Onun bizi bilgilendirmemiş olması üzücü.
من المؤسف أنه لم يكن قد أخبرنا
Keşke her şey farklı olsaydı.
يا ليت الأمور كانت مختلفة.
Etik.
الأخلاق
Ahlak.
الأخلاق.
Erdem
الفضيلة
Ahlaki ikilem.
مأزق أخلاقي
Vicdan.
الضمير
İlke.
مبدأ
Değer.
قيمة
İnanç.
اعتقاد
Doktrin
مذهب
Kuram
نظرية
Paradigma
نموذج
Metafizik
الميتافيزيقا
Epistemoloji
نظرية المعرفة
Ontoloji.
علم الوجود
Mantık.
المنطق
Akıl yürütme.
الاستدلال
Argüman.
حجة
öncül
مقدمة.
Sonuç.
الاستنتاج.
Tümdengelim.
الاستنتاج
Tümevarım
الاستقراء.
Safsata.
مغالطة
Paradoks.
مفارقة
Dolaşmak.
يتجول
Faydacılık.
النفعية
Deontoloji
الواجبية
özgecilik
الإيثار
Egoizm.
الأناوية.
Görecilik.
النسبية
Mutlakçılık.
المطلقية
Hükümet.
الحكومة
Siyaset
السياسة.
Seçim
الانتخابات
Oy.
صوت
Vatandaş
مواطن
Seçimde oy verdim.
صَوَّتُ في الانتخابات.
Hükümet seçildi.
تم انتخاب الحكومة.
Siyaseti tartıştık.
ناقشنا السياسة.
Vatandaşın hakları vardır.
للمواطن حقوق.
Yasa kabul edildi.
تم إقرار القانون.
Sosyal reforma ihtiyacımız var.
نحن بحاجة إلى إصلاح اجتماعي.
Politika uygulandı.
تم تنفيذ السياسة.
Siyasetle ilgileniyorum.
أنا مهتم بالسياسة.
Tartışma hararetliydi.
كان النقاش محتدماً.
Adayı destekliyoruz.
نحن ندعم المرشح.
Parlamento oy kullandı.
صوّت البرلمان.
Ben bir vatandaşım.
أنا مواطن.
Haklar korundu.
تمت حماية الحقوق.
Değişime ihtiyacımız var.
نحتاج إلى التغيير.
Toplum gelişiyor.
المجتمع يتطور.
Demokrasiye katılıyorum.
أنا أشارك في الديمقراطية.
Sorun ele alındı.
تمت معالجة القضية.
Bir protesto düzenledik.
نظمنا احتجاجًا.
Hareket destek kazandı.
اكتسبت الحركة دعماً.
Toplum hakkında endişeliyim.
أنا قلق بشأن المجتمع.
Topluluk bir araya geldi.
اجتمع المجتمع.
Hakları savunuyoruz.
نحن ندافع عن الحقوق.
Yasa tasarısı teklif edildi.
تم اقتراح التشريع.
Kampanyayı takip ediyorum.
أنا أتابع الحملة الانتخابية.
Kamuoyu önemlidir.
الرأي العام مهم.
Mutlu olmanı istiyorum.
أريدك أن تكون سعيدًا.
Vaktinde varmamız önemli.
من المهم أن نصل في الوقت المحدد.
Burada olduğun için mutluyum.
أنا سعيد أن تكون هنا.
Geleceğinden şüphe duyuyorum.
أشك في أنه سيأتي.
Gerekli ki o çalışsın.
من الضروري أن تدرسَ.
Yağmur yağacağından korkuyorum.
أخشى أن تمطر.
Onun haklı olması mümkün.
من الممكن أن يكون على حق.
Gittiğine şaşırıyorum.
أنا متفاجئٌ لأنك غادرتَ.
Bitirmemiz gerekir.
من الضروري أن ننهي.
Onun kabul edeceğini sanmıyorum.
لا أظن أنها ستوافق.
Sen bilsen daha iyi olur.
من الأفضل أن تعرف.
Hasta olduğuna üzüldüm.
أنا آسف لأنك مريض.
Onun aramaması garip.
من الغريب أنه لم يتصل.
Umarım başarırsın.
أتمنى أن تنجح.
Onun gelmesi pek olası değil.
من غير المحتمل أن تأتي.
Geç kalabileceğinden endişeliyim.
أخشى أن يتأخر.
Şimdi harekete geçmemiz çok önemli.
من الضروري أن نتحرك الآن.
Burada olduğuna çok memnunum.
يسعدني أنك هنا.
Gitmemiz gerekiyor.
من الضروري أن نغادر.
Gelmediklerine üzüldüm.
أنا حزين لأنهم لم يأتوا.
Gitmeden önce bana söyle.
قبل أن تغادر، أخبرني.
Çalışmazsan geçemezsin.
ما لم تدرس، فلن تنجح.
Anlasın diye açıklayacağım.
سأشرح لكي تفهم.
Yardımcı olabilecek birini arıyorum.
أبحث عن شخص يمكنه المساعدة.
Bilen kimse yok.
لا أحد يعلم.
Onun derhal bilgilendirilsin.
من الضروري أن يُبلَّغ فورًا.
Onun bu pozisyon için değerlendirilmesini öneriyorum.
أوصي بأن تؤخذ بعين الاعتبار لهذا المنصب.
Bu meselenin çözülmesi hayati önemlidir.
من الضروري أن يُحَلَّ الأمر.
Onun bir şans daha verilmesini öneriyorum.
أقترح أن يُمنحَ فرصة أخرى.
Orada bulunman tavsiye edilir.
من الأفضل أن تكون حاضراً.
Talep ediyorum ki konu ele alınsın.
أطالب بأن تُعالَجَ المسألة.
Önceden bize haber verilmesi tercih edilir.
من الأفضل أن يتم إبلاغنا مسبقًا.
Belgenin gözden geçirilmesini talep ediyorum.
أطلب أن يُراجَعَ المستند.
Son teslim tarihine uyulması hayati önem taşır.
من الضروري أن يتم الالتزام بالموعد النهائي.
Prosedürün izlenmesini ısrarla talep ediyorum.
أصرّ على أن يتبع الإجراء.
Tüm gerekliliklerin yerine getirilmesi şarttır.
من الضروري أن تُستوفى جميع المتطلبات.
Bir komite kurulmasını öneriyorum.
أقترح أن تُشكَّلَ لجنة.
Önlemlerin alınması tavsiye edilir.
يوصى بأن تُتَّخذ الاحتياطات.
Derhal harekete geçilmesini talep ediyorum.
أحث على أن يُتَّخذ إجراء على الفور.
Önlemlerin uygulanması gerekir.
من الضروري أن تُنفَّذَ تدابير.
Raporun Cuma'ya kadar teslim edilmesini istiyorum.
أطلب أن يُقدَّم التقرير بحلول يوم الجمعة.
Güvenlik protokollerine uyulması zorunludur.
من الضروري أن تُراعى بروتوكولات السلامة.
Büyük.
كبير.
Büyük.
كبير.
Devasa
ضخم.
Bakmak.
أن ينظر.
izlemek.
يشاهد
Görmek.
أن يرى
Söylemek.
أن يقول
Söylemek.
أن يخبر
Konuşmak.
التحدث
Konuşmak.
يتكلم
Mutlu
سعيد
Neşeli.
مبتهج
İçerik.
قانع.
Düşünmek.
التفكير
düşünüp taşınmak.
يتأمل
Düşünmek.
يعتبر
Hızlı.
سريع
Hızlı.
سريع.
Hızlı.
سريع
Güzel.
جميل.
Güzel.
جميل
Muhteşem.
خلّاب
Anlamak.
أن يفهم
Kavramak.
أن يفهم
Kavramak.
أن يدرك
Yardım etmek.
مساعدة
Yardım etmek.
يساعد
yardım etmek
أن يساعد
Desteklemek.
أن يدعم
Kızgın.
غاضب
Öfkeli.
غاضب جدًا
öfkeli
غاضب جدًا
Öfkeli.
مستشيط غضبًا
Küçük.
صغير.
Minik.
صغير جدًا.
Çok küçük.
صغير جدًا
yürümek.
المشي
Dolaşmak.
التنزه
Rahatça yürümek.
يمشي على مهل.
Akıllı.
ذكي
Zeki.
ذكي
Zeki.
ذكي
Bilge.
حكيم.
Bilgisayar
حاسوب
Yazılım
البرمجيات
İnternet
الإنترنت
Web sitesi
موقع إلكتروني
E-posta
البريد الإلكتروني
Her gün bilgisayarımı kullanıyorum.
أستخدم حاسوبي يوميًا.
Yazılım güncellendi.
تم تحديث البرنامج.
İnternette geziniyorum.
أنا أتصفح الإنترنت.
Web sitesi yükleniyor.
الموقع قيد التحميل.
Bir e-posta gönderdim.
أرسلت رسالة إلكترونية.
Şifre değiştirildi.
تم تغيير كلمة المرور.
Verileri yedeklememiz gerekiyor.
نحتاج إلى عمل نسخة احتياطية للبيانات.
Sistem çöktü.
تعطل النظام.
Bir dosya indiriyorum.
أنا أقوم بتنزيل ملف.
Bağlantı yavaş.
الاتصال بطيء.
Bulut depolama kullanıyoruz.
نحن نستخدم التخزين السحابي.
Uygulama yüklendi.
تم تثبيت التطبيق.
Kod yazıyorum.
أنا أبرمج.
Algoritma verimlidir.
الخوارزمية فعالة.
Yeni bir özellik geliştirdik.
طوّرنا ميزة جديدة.
Deney gerçekleştirildi.
أُجريت التجربة.
Hipotez test edildi.
اختُبرت الفرضية.
Sonuçları analiz ettik.
قمنا بتحليل النتائج.
Teori kanıtlandı.
تم إثبات النظرية.
Fizik çalışıyorum.
أنا أدرس الفيزياء.
Molekül tanımlandı.
تم تحديد الجزيء.
Araştırma yaptık.
أجرينا بحثًا.
Keşif yayımlandı.
نُشِرَ الاكتشاف.
Laboratuvarda çalışıyorum.
أنا أعمل في المختبر.
Numune analiz edildi.
تم تحليل العينة.
Daha fazla veriye ihtiyacımız var.
نحتاج إلى مزيد من البيانات.
Denklem çözüldü.
حُلَّت المعادلة.
Bilimsel bir makale okuyorum.
أنا أقرأ مقالًا علميًا.
Metodoloji açıklandı.
تم شرح المنهجية.
Sonuçları doğruladık.
تحققنا من النتائج.
Patent başvurusu yapıldı.
تم تقديم طلب براءة الاختراع.
Yapay zeka kullanıyorum.
أنا أستخدم الذكاء الاصطناعي.
Veritabanı güncellendi.
تم تحديث قاعدة البيانات.
Bir çözüm uyguladık.
نفذنا حلاً.
İnovasyon başarılı oldu.
كان الابتكار ناجحًا.