مستوى الخبراء - تعلم التركية

تعلم التركية بمستوى الخبراء

حقق الإتقان في التركية مع المفردات والعبارات لمستوى الخبراء. كامل مهاراتك مع البطاقات التعليمية المنظمة المصممة للناطقين بالعربية.

ورقة بحثية.
Araştırma makalesi.
أكتب أطروحتي.
Tezimi yazıyorum.
الأطروحة شاملة.
Tez kapsamlıdır.
نُشِرَت الورقة البحثية.
Araştırma makalesi yayımlandı.
المنهجية صارمة.
Metodoloji titizdir.
تم اختبار الفرضية.
Hipotez test edildi.
النتائج ذات أهمية.
Bulgular önemlidir.
الخاتمة تلخص البحث.
Sonuç, araştırmayı özetler.
مراجعة الأدبيات شاملة.
Literatür taraması kapsamlıdır.
الملخص يقدم نظرة عامة.
Özet, genel bir bakış sağlar.
الاستشهاد يتبع المعيار.
Atıf standarda uygundur.
قائمة المراجع كاملة.
Kaynakça tamamlandı.
كانت مراجعة الأقران إيجابية.
Hakem değerlendirmesi olumluydu.
نشرت المجلة الأكاديمية ذلك.
Akademik dergi bunu yayımladı.
الإطار النظري يوجّه الدراسة.
Teorik çerçeve çalışmayı yönlendirir.
الأدلة التجريبية تدعم الادعاء.
Ampirik bulgular iddiayı destekliyor.
يكشف التحليل الكمي عن أنماط.
Nicel analiz kalıpları ortaya koyar.
البحث النوعي يستكشف وجهات النظر.
Nitel araştırma bakış açılarını inceler.
تساهم المقالة العلمية في المعرفة.
Akademik makale bilgiye katkıda bulunur.
الخطاب الأكاديمي رسمي.
Akademik söylem resmidir.
سؤال البحث واضح.
Araştırma sorusu açıktır.
تحليل البيانات شامل.
Veri analizi kapsamlıdır.
الكتابة الأكاديمية تتبع الأعراف.
Akademik yazım geleneklere uygundur.
العمل العلمي يخضع لمراجعة الأقران.
Bu bilimsel çalışma hakem değerlendirmesinden geçirilmiştir.
يساهم البحث في هذا المجال.
Bu araştırma alana katkıda bulunur.
الحجة الأكاديمية مُنظَّمة جيدًا.
Akademik argüman iyi yapılandırılmış.
المنظور النظري يوجّه التحليل
Teorik perspektif analizi yönlendirir.
المنشور العلمي يعزز الفهم.
Akademik yayın, anlayışın ilerlemesini sağlar.
الإطار الإبستمولوجي يشكل أساسًا للبحث.
Epistemolojik çerçeve araştırmanın temelini oluşturur.
الافتراضات الأنطولوجية تُوجّه المنهجية.
Ontolojik varsayımlar metodolojiyi belirler.
المنهج التأويلي يفسّر البيانات.
Hermeneutik yaklaşım verileri yorumlar.
حدث التحول في الإطار المفاهيمي للمجال.
Paradigmatik değişim alanda meydana geldi.
الأسس النظرية سليمة.
Teorik temeller sağlamdır.
الإطار المفاهيمي يوجّه التحليل.
Kavramsal çerçeve analizi yönlendirir.
الصرامة المنهجية تضمن الصلاحية.
Metodolojik titizlik geçerliliği sağlar.
الموقف الإبستمولوجي واضح.
Epistemolojik pozisyon açıktır.
الالتزام الأنطولوجي يشكّل الاستقصاء.
Ontolojik bağlılık, sorgulamayı şekillendirir.
تُعالَج الاعتبارات القيمية.
Aksiolojik değerlendirmeler ele alınmaktadır.
النموذج البحثي يؤثر على التفسير.
Araştırma paradigması yorumlamayı etkiler.
الموقف الإبستمولوجي متسق.
Epistemolojik duruş tutarlıdır.
يوفر المنظور النظري فهماً.
Teorik çerçeve içgörü sağlar.
المثلثية المنهجية تعزز المصداقية.
Metodolojik triangülasyon güvenilirliği artırır.
الافتراضات المعرفية واضحة.
Epistemolojik varsayımlar açıktır.
المنظور الأنطولوجي يؤطر الدراسة.
Ontolojik perspektif çalışmayı çerçeveler.
تُسهم المساهمة النظرية في تقدم المعرفة.
Teorik katkı bilgi birikimini ilerletir.
الابتكار المنهجي يفتح آفاقًا جديدة.
Metodolojik yenilik yeni araştırma alanları açmaktadır.
الصرامة المعرفية تضمن النزاهة العلمية.
Epistemolojik titizlik akademik dürüstlüğü sağlar.
أن يكون له قلب من ذهب
Altın kalpli olmak.
في قمة السعادة.
Sevinçten havalara uçmak.
ضرب عصفورين بحجر واحد
Bir taşla iki kuş vurmak.
الكرة في ملعبك.
Top sende.
أن تكون في مكان شخص آخر
Birinin yerinde olmak.
أن يصيب في الصميم.
Tam on ikiden vurmak
أن تأتي متأخراً خير من ألا تأتي أبداً
Geç olsun, güç olmasın.
لا تحكم على الكتاب من غلافه.
Dış görünüşe aldanma.
لكل سحابة بطانة فضية.
Her şerde bir hayır vardır.
الأفعال أبلغ من الأقوال.
Eylemler sözlerden daha etkilidir.
كسر الجليد
buzları kırmak
أن يكون سهلاً جدًا
Çocuk oyuncağı olmak.
يكلف ثروة
Çok pahalıya mal olmak.
أن تكون منصتًا
Kulak kesilmek
نادراً ما
Kırk yılda bir.
أن يفشي السر
Ağzından kaçırmak.
مشغول كالنحلة.
Arı gibi çalışmak.
له يد خضراء
Bitkilerle arası iyi olmak.
نحن في نفس القارب.
Aynı gemide olmak.
أن يغضّ الطرف
Görmezden gelmek.
يسهر حتى الفجر
Gece geç saatlere kadar çalışmak.
أن يكون ذئبًا في ثياب الحملان.
Koyun postuna bürünmüş kurt olmak.
البكاء على اللبن المسكوب
Dökülen süte ağlamak.
أن تكون قرة عين شخصٍ ما
Birinin gözbebeği olmak.
يدور حول الموضوع
Lafı dolandırmak.
أن تكون إبرة في كومة قش.
Samanlıkta iğne aramak.
أن تكون القشة التي قصمت ظهر البعير.
Bardağı taşıran son damla olmak.
أن تكون بين المطرقة والسندان.
İki arada bir derede kalmak.
أن يكون الكرز على الكعكة.
Olayı daha da güzelleştirmek
أن تكون قطرة في البحر
Okyanusta bir damla olmak
أن يكون من خيرة الناس.
Dünyanın tuzu olmak.
أن يكون جديرًا بأجره
İşinin ehli olmak
أن يكون خدعة لإلهاء الانتباه.
Yalancı iz olmak.
أن يكون عبئًا باهظ التكلفة ولا جدوى منه.
Beyaz fil olmak.
أن يكون مفاجأة
Beklenmedik bir kişi olmak
أن يكون يومًا لا يُنسى
kırmızı harflerle yazılacak bir gün olmak
أن يُقبَض عليه متلبّسًا
suçüstü yakalanmak
أن يغار بشدة
Kıskançlıktan çatlamak.
أن يكون مديونًا
zararda olmak.
أن تكون في وضع مالي إيجابي
kârda olmak
أن يحاول بلا جدوى
Boşa kürek çekmek.
نادراً ما يحدث
Kırk yılda bir olmak.
أن يحدث من دون سابق إنذار
beklenmedik bir şekilde olmak
أن يكون وفياً
Sadık olmak.
أن يكون جبانًا
Ödlek olmak.
أن تكون فرصة ذهبية
Altın bir fırsat olmak.
لا يُقدَّر بثمن
altın değerinde olmak
أن تكون القاعدة الذهبية.
Altın kural olmak.
أن يكون بصيص أمل.
Bir umut ışığı olmak.
وُلد وفي فمه ملعقة من فضة.
Altın kaşıkla doğmak.
أن يكون فصيحًا
Tatlı dilli olmak.
أن يكون أمراً غامضاً
belirsiz olmak
أن يُفصل من العمل
İşten çıkarılmak.
في أتمّ الصحة
sağlığı yerinde olmak.
أن يكون نثراً مزخرفاً مبالغاً فيه
Ağdalı, süslü bir üslup olmak.
غارق في التفكير
Düşüncelere dalmak.
أن يكون بالأبيض والأسود
Apaçık olmak
أن تُدرَج في القائمة السوداء.
Kara listeye alınmak.
وسائل التواصل الاجتماعي.
Sosyal medya.
أتصفح وسائل التواصل الاجتماعي.
Sosyal medyada kaydırıyorum.
انتشر المنشور.
Gönderi viral oldu.
أنا أتابع الصيحات.
Trendleri takip ediyorum.
تمت مشاركة الميم.
Meme paylaşıldı.
أنا أبث محتوى.
İçerik yayınlıyorum.
المؤثر روّج للمنتج.
Influencer ürünü tanıttı.
أنا أصنع محتوى.
İçerik üretiyorum.
الهاشتاغ كان رائجًا.
Hashtag trendteydi.
أنا أتفاعل مع المجتمع.
Toplulukla etkileşimde bulunuyorum.
الثقافة الرقمية تتطور.
Dijital kültür evriliyor.
أنا أستخدم تعابير حديثة.
Modern ifadeler kullanıyorum.
تمت الإشارة إلى مرجع في الثقافة الشعبية.
Pop kültür göndermesi yapıldı.
أنا على دراية بالأحداث الجارية.
Güncel gelişmelerden haberdarım.
تُستخدم العامية المعاصرة.
Güncel argo kullanılıyor.
أنا أتكيف مع اللغة الحديثة.
Günümüz diline uyum sağlıyorum.
ظهرت الظاهرة الثقافية.
Kültürel fenomen ortaya çıktı.
أنا أتابع الثقافة الشعبية.
Pop kültürünü takip ediyorum.
التعبير الحديث انتشر.
Modern ifade popüler oldu.
أنا أستخدم مفردات معاصرة.
Çağdaş kelime dağarcığı kullanıyorum.
حدث التحول الثقافي.
Kültürel değişim gerçekleşti.
أتفاعل مع الثقافة المعاصرة.
Çağdaş kültürle ilgileniyorum.
كان الاتجاه قصير الأمد.
Trend kısa ömürlüydü.
أنا على علم بالتغيرات الثقافية.
Kültürel değişikliklerin farkındayım.
تم فهم المرجع المعاصر.
Çağdaş referans anlaşıldı.
الهندسة
Mühendislik
تصميم
Tasarım.
نموذج أولي
Prototip
تم إكمال المشروع الهندسي.
Mühendislik projesi tamamlandı.
كان التصميم مبتكرًا.
Tasarım yenilikçiydi.
أن يدرك
Algılamak.
اختُبر النموذج الأولي.
Prototip test edildi.
تم استيفاء المواصفات الفنية.
Teknik şartnameler karşılandı.
كان الحل الهندسي فعالًا.
Mühendislik çözümü verimliydi.
كانت الوثائق الفنية شاملة.
Teknik dokümantasyon kapsamlıydı.
تعاون فريق الهندسة.
Mühendislik ekibi işbirliği yaptı.
كانت عملية التصميم تكرارية.
Tasarım süreci iteratifti.
تم تحليل المتطلبات الفنية.
Teknik gereksinimler analiz edildi.
حصل الابتكار الهندسي على براءة اختراع.
Mühendislik yeniliği patentlendi.
تم تقييم الجدوى الفنية.
Teknik uygulanabilirlik değerlendirildi.
تم الالتزام بالمعايير الهندسية.
Mühendislik standartlarına uyuldu.
أدى تحسين التصميم إلى تحسّن الأداء.
Tasarım optimizasyonu performansı iyileştirdi.
كان التنفيذ الفني ناجحًا.
Teknik uygulama başarıyla gerçekleştirildi.
كانت المنهجية الهندسية نظامية.
Mühendislik metodolojisi sistematikti.
التحليل التقني كان مفصلاً.
Teknik analiz ayrıntılıydı.
كان الحل الهندسي مستدامًا.
Mühendislik çözümü sürdürülebilirdi.
كان التقدم التقني ملحوظًا.
Teknik ilerleme önemliydi.
تم التحقق من صحة التصميم الهندسي.
Mühendislik tasarımı doğrulandı.
تم إظهار الخبرة التقنية.
Teknik uzmanlık gösterildi.
تمت إدارة المشروع الهندسي بفعالية.
Mühendislik projesi etkili bir şekilde yönetildi.
كان الابتكار التقني ثورياً.
Teknik yenilik çığır açıcıydı.
كان النهج الهندسي متعدد التخصصات.
Mühendislik yaklaşımı çok disiplinliydi.
كان الحل التقني قابلاً للتوسع.
Teknik çözüm ölçeklenebilirdi.
تم ضمان الجودة الهندسية.
Mühendislik kalitesi güvence altına alındı.
تم تسريع التطور التقني.
Teknik gelişme hızlandırıldı.
تم الاعتراف بالتميّز الهندسي.
Mühendislik mükemmeliyeti tanındı.
السيدات والسادة
Hanımefendiler ve beyefendiler.
يشرفني أن...
Onur duyarım.
يسرني جدًا أن
Büyük bir memnuniyetle.
أود أن أعرب.
İfade etmek isterim.
بالنيابة عن
namına
يشرفني أن أكون هنا.
Burada bulunmaktan onur duyuyorum.
إنه لمن دواعي الشرف أن
…mek bir ayrıcalıktır.
أود أن أقرّ
Bunu belirtmek isterim.
اسمح لي أن أقدّم.
Tanıştırmama izin veriniz.
يسعدني أن أعلن.
Duyurmaktan memnuniyet duyarım.
يسعدني كثيرًا أن
Bana büyük bir memnuniyet vermektedir.
أود أن أقدّم.
Uzatma talebinde bulunmak istiyorum.
في هذه المناسبة.
Bu vesileyle.
يسعدني أن.
Memnuniyet duyarım.
يسرني أن.
Memnuniyet duyarım.
أود أن أغتنم هذه الفرصة.
Bu fırsatı değerlendirmek isterim.
اسمحوا لي أن أعبر.
İzninizle ifade edeyim.
أنا ممتن لـ.
Müteşekkirim.
إنه لمن دواعي الامتنان العميق أن
Derin bir şükranla
أود أن أنقل.
İletmek isterim.
ثورة
Devrim.
الثورة الفرنسية
Fransız Devrimi.
الباستيل.
Bastille.
عصر التنوير.
Aydınlanma.
العصور الوسطى.
Orta Çağ.
عصر النهضة.
Rönesans.
أُطيحَ بالنظام الملكي.
Monarşi devrildi.
تأسست الجمهورية.
Cumhuriyet kuruldu.
الفترة التاريخية أثرت على الثقافة.
Tarihsel dönem kültürü etkiledi.
شكّل الحدث التاريخي المجتمع.
Tarihi olay toplumu şekillendirdi.
تم الحفاظ على التراث الثقافي.
Kültürel miras korundu.
كانت الشخصية التاريخية مؤثرة.
Tarihi şahsiyet etkiliydi.
استُخدمت لغة خاصة بالفترة.
Döneme özgü dil kullanıldı.
السياق التاريخي مهم.
Tarihsel bağlam önemlidir.
دُرِسَ التاريخ الثقافي.
Kültür tarihi incelendi.
تمت الإشارة التاريخية.
Tarihsel referans yapıldı.
تميّزت الفترة بـ.
Dönem ... ile karakterize edildi.
تم الاعتراف بالأهمية التاريخية.
Tarihi önemi tanındı.
ظهرت الحركة الثقافية.
Kültürel hareket ortaya çıktı.
الإرث التاريخي يدوم.
Tarihi miras devam ediyor.
شكّلت تلك الفترة نقطة تحوّل.
Bu dönem bir dönüm noktasını işaret etti.
كُتِبَ السرد التاريخي.
Tarihsel anlatı yazıldı.
نُقِلَ التقليد الثقافي.
Kültürel gelenek kuşaktan kuşağa aktarıldı.
تم تحليل المنظور التاريخي.
Tarihsel bakış açısı analiz edildi.
أثرت الفترة على الفكر الحديث.
Dönem modern düşünceyi etkiledi.
محكمة
Mahkeme.
قاضي
Hakim.
محامي
Avukat
نظرت المحكمة في القضية.
Mahkeme davayı dinledi.
أصدر القاضي قرارًا.
Hakim kararını verdi.
قدّم المحامي الحجة.
Avukat argümanını sundu.
يضمن النظام القانوني العدالة.
Hukuk sistemi adaleti sağlar.
أُجريت المحاكمة بنزاهة.
Dava adil bir şekilde yürütüldü.
تم تقديم الأدلة.
Deliller sunuldu.
أدلى الشاهد بشهادته.
Tanık ifade verdi.
تدارست هيئة المحلفين.
Jüri müzakere etti.
أُعلن الحكم.
Karar açıklandı.
تم النطق بالحكم.
Hüküm açıklandı.
تم تقديم الاستئناف.
Temyiz başvurusu yapıldı.
تَأَسَّسَ السَّابِقُ القَضَائِيُّ.
Hukuki emsal oluşturuldu.
تمت حماية الحق الدستوري.
Anayasal hak korundu.
تم اتباع الإجراءات القانونية.
Yasal prosedüre uyuldu.
يعمل نظام العدالة بشكل مستقل.
Adalet sistemi bağımsız olarak işler.
الإطار القانوني يحمي الحقوق.
Hukuki çerçeve hakları korur.
صدر أمر المحكمة.
Mahkeme emri verildi.
تم توفير التمثيل القانوني.
Hukuki temsil sağlandı.
تم رفض الدعوى.
Dava reddedildi.
تم السعي للحصول على الإنصاف القانوني.
Hukuki çareye başvuruldu.
تحققت العدالة.
Adalet yerini buldu.
تم حل النزاع القانوني.
Hukuki uyuşmazlık çözüldü.
كانت إجراءات المحكمة شفافة.
Mahkeme süreci şeffaftı.
طُبِّق المبدأ القانوني.
Hukuki ilke uygulandı.
أُجريت المراجعة القضائية.
Yargı denetimi yapıldı.
تم منح الحماية القانونية.
Hukuki koruma verildi.
يضمن نظام العدالة الإنصاف.
Adalet sistemi hakkaniyeti sağlar.
تم الوفاء بالالتزام القانوني.
Yasal yükümlülük yerine getirildi.
تم تحديد اختصاص المحكمة.
Mahkemenin yargı yetkisi tesis edildi.
الحجة القانونية كانت مقنعة.
Hukuki argüman ikna ediciydi.
كانت العدالة محايدة.
Adalet tarafsızdı.
تطوّر النظام القانوني.
Hukuk sistemi evrildi.
كان قرار المحكمة نهائياً.
Mahkemenin kararı nihaiydi.
تم تنفيذ الحقوق القانونية.
Yasal haklar uygulandı.
كانت عملية العدالة شاملة.
Adalet süreci kapsamlıydı.
كان الإطار القانوني شاملاً.
Hukuki çerçeve kapsamlıydı.
قانون
Kanun.
قانوني.
Yasal.
عقد
Sözleşme
وقعت العقد.
Sözleşmeyi imzaladım.
صدر القانون.
Kanun yürürlüğe konuldu.
تمت مراجعة المستند القانوني.
Hukuki belge incelenmiştir.
الاتفاق ملزم.
Sözleşme bağlayıcıdır.
البند يحدد الشروط.
Hüküm şartları belirler.
تم الشروع في الإجراء القانوني.
Hukuki işlem başlatıldı.
أصدرت المحكمة حكمًا.
Mahkeme bir hüküm verdi.
نصح المستشار القانوني.
Hukuk müşaviri tavsiyede bulundu.
تم تعديل القانون.
Kanun değiştirildi.
تم تطبيق اللائحة.
Düzenleme yürürlüğe konuldu.
الإطار القانوني ينظم.
Hukuki çerçeve düzenler.
تم توثيق الوثيقة الرسمية.
Resmi belge noter tarafından tasdik edildi.
الإجراء البيروقراطي معقد.
Bürokratik prosedür karmaşıktır.
تم تقديم النموذج الإداري.
İdari form sunuldu.
صدر الإشعار الرسمي.
Resmi tebligat yapılmıştır.
تم إنشاء الكيان القانوني.
Tüzel kişi kuruldu.
تم استيفاء متطلبات الامتثال.
Uyumluluk gerekliliği karşılanmıştır.
تم الاستشهاد بسابقة قضائية.
Hukuki emsal gösterildi.
تم استئناف القرار القضائي.
Mahkeme kararı temyiz edildi.
يجب الوفاء بالالتزام القانوني.
Hukuki yükümlülük yerine getirilmelidir.
تم أرشفة السجل الرسمي.
Resmi kayıt arşivlendi.
الهيئة الرقابية تشرف.
Düzenleyici kurum gözetler.
ينطبق النص القانوني.
Yasal hüküm uygulanır.
تم منح التفويض الرسمي.
Resmi yetki verildi.
العملية البيروقراطية طويلة.
Bürokratik süreç uzundur.
يختلف التفسير القانوني.
Hukuki yorum farklılık gösterir.
تم اتباع البروتوكول الرسمي.
Resmi protokole uyuldu.
رواية
Roman.
شعر
Şiir.
نثر
Düzyazı.
استعارة
Mecaz
رمزية
Alegori
كتب الكاتب تحفة فنية
Yazar bir başyapıt yazdı.
يستخدم القصيد الاستعارات
Şiir metaforlar kullanır.
السرد مقنع
Anlatı etkileyici.
النثر أنيق
Nesir zariftir.
الرمزية تمثل الحرية.
Alegori özgürlüğü temsil eder.
الشخصية مبنية بشكل جيد.
Karakter iyi işlenmiş.
تنكشف الحبكة تدريجيًا.
Olay örgüsü yavaş yavaş ortaya çıkar.
التصوير حيّ
İmgeler canlıdır.
الرمزية عميقة
Simgesellik derindir.
الأسلوب راقٍ.
Üslubu inceliklidir.
العمل خالد.
Eser zamansızdır.
يستخدم المؤلف السخرية.
Yazar ironi kullanır.
الثيمة عالمية.
Tema evrenseldir.
الحوار أصيل.
Diyalog gerçekçi.
الوصف يبعث على الخيال.
Betimleme çağrıştırıcı.
الصوت السردي مميز.
Anlatıcının sesi kendine özgüdür.
الأداة الأدبية تُعزِّز المعنى.
Edebi araç anlamı güçlendirir.
الخاتمة تختم القصة.
Epilog hikâyeyi sonlandırır.
المقدمة تمهّد المشهد.
Prolog sahneyi hazırlar.
البيت إيقاعي.
Mısra ritmiktir.
المقطع الشعري يتألف من أربعة أبيات.
Kıta dört mısradan oluşur.
السونيت يتبع قالبًا صارمًا.
Sone katı bir biçimi izler.
أثرت الحركة الأدبية على الكتّاب.
Edebi akım yazarları etkiledi.
العمل الكلاسيكي يدوم.
Klasik eser baki kalır.
الرواية المعاصرة تعكس المجتمع.
Çağdaş roman toplumu yansıtır.
النقد الأدبي يحلل الموضوعات.
Edebi eleştiri temaları analiz eder.
تجمع المختارات القصائد.
Antoloji şiirleri toplar.
اكتُشِفت المخطوطة.
El yazması keşfedildi.
الطبعة مشروحة.
Baskı dipnotludur.
تلتقط الترجمة الجوهرَ
Çeviri özünü yakalıyor.
تستمر التقاليد الأدبية.
Edebi gelenek devam ediyor.
اكتشاف
Tespit etmek.
مجموعة أعمال المؤلف واسعة.
Yazarın külliyatı geniştir.
الكانون الأدبي يشمل الكلاسيكيات.
Edebi kanon klasikleri içerir.
التركيب السردي معقّد.
Anlatı yapısı karmaşıktır.
يُظهر التحليل الأدبي عمقًا.
Edebi analiz derinliği ortaya koyar.
تشخيص
Teşhis
علاج
Tedavi
جراحة
Ameliyat.
تم تأكيد التشخيص.
Tanı doğrulandı.
العلاج فعال.
Tedavi etkilidir.
كانت العملية ناجحة.
Ameliyat başarılı geçti.
تحسنت حالة المريض.
Hastanın durumu düzeldi.
أظهر الفحص الطبي.
Tıbbi muayene gösterdi.
تم صرف الوصفة.
Reçete dolduruldu.
تم تحليل الأعراض.
Belirtiler analiz edildi.
تم تشخيص المرض.
Hastalık teşhis edildi.
تم إعطاء الدواء.
İlaç verildi.
تم إجراء العملية الطبية.
Tıbbi işlem gerçekleştirildi.
تمت مراقبة العلامات الحيوية للمريض.
Hastanın hayati bulguları izlendi.
تمت دراسة التشريح.
Anatomi incelendi.
تم شرح علم وظائف الأعضاء.
Fizyoloji açıklandı.
تم تحديد المرضية.
Patoloji tespit edildi.
الحالة الطبية تحتاج إلى اهتمام.
Tıbbi durum dikkat gerektirir.
أُجريت التجربة السريرية.
Klinik deneme gerçekleştirildi.
ساهمت الأبحاث الطبية في تقدم المعرفة.
Tıbbi araştırma bilgiyi ilerletti.
نظام الرعاية الصحية يقدم الرعاية.
Sağlık sistemi bakım sağlar.
يركز التخصص الطبي على.
Tıbbi uzmanlık alanı odaklanır.
كان التشخيص تفريقيًا.
Tanı ayırıcıydı.
النتيجة المتوقعة جيدة.
Prognoz iyi.
كان التدخل الطبي ضروريًا.
Tıbbi müdahale gerekliydi.
تمت مراجعة التاريخ الطبي للمريض.
Hastanın tıbbi geçmişi incelendi.
المصطلحات الطبية دقيقة.
Tıbbi terminoloji nettir.
تم استشارة مقدم الرعاية الصحية.
Danışılan sağlık hizmeti sağlayıcısı.
تم اتباع البروتوكول الطبي.
Tıbbi protokole uyuldu.
تمت مراقبة تعافي المريض.
Hastanın iyileşmesi izlendi.
أن يفهم
Anlamak.
تم تعقيم المعدات الطبية.
Tıbbi ekipman sterilize edildi.
تم التخطيط للإجراء الجراحي.
Cerrahi işlem planlandı.
تم إعطاء التخدير.
Anestezi uygulandı.
تعاون الفريق الطبي.
Tıbbi ekip işbirliği yaptı.
تم الحصول على موافقة المريض.
Hastanın rızası alındı.
أُحترمت الأخلاقيات الطبية.
Tıbbi etik kurallarına uyuldu.
تم تنفيذ سياسة الرعاية الصحية.
Sağlık politikası uygulandı.
الابتكار الطبي حسّن النتائج.
Tıbbi yenilik tedavi sonuçlarını iyileştirdi.
تحسنت جودة حياة المريض.
Hastanın yaşam kalitesi iyileşti.
المجال الطبي يتقدم باستمرار.
Tıp alanı sürekli ilerlemektedir.
تم تحسين تقديم الرعاية الصحية.
Sağlık hizmeti sunumu optimize edildi.
التعليم الطبي صارم.
Tıp eğitimi zorludur.
تمت حماية حقوق المريض.
Hastanın hakları korundu.
تم الحفاظ على السرية الطبية.
Tıbbi gizlilik korundu.
تمت مناقشة إصلاح الرعاية الصحية.
Sağlık reformu tartışıldı.
كانت الممارسة الطبية قائمة على الأدلة.
Tıbbi uygulama kanıta dayalıydı.
تم احترام استقلالية المريض.
Hastanın özerkliğine saygı gösterildi.
كان القرار الطبي مستنيرًا.
Tıbbi karar bilgilendirildi.
تم تحسين الوصول إلى الرعاية الصحية.
Sağlık hizmetlerine erişim iyileştirildi.
كان البحث الطبي رائدًا.
Tıbbi araştırma çığır açıcıydı.
الفلسفة
Felsefe.
الأخلاق.
Etik
الأخلاق
Ahlak.
أدرس الفلسفة.
Felsefe okuyorum.
الأخلاق توجه السلوك.
Etik davranışı yönlendirir.
الأخلاق معقدة.
Ahlak karmaşıktır.
كان السؤال الفلسفي عميقًا.
Felsefi soru derindi.
تمت مناقشة المعضلة الأخلاقية.
Ahlaki ikilem tartışıldı.
طُبِّقَ المبدأ الأخلاقي.
Ahlaki ilke uygulandı.
كانت الحجة الفلسفية مقنعة.
Felsefi argüman ikna ediciydi.
تم تأسيس الإطار الأخلاقي.
Etik çerçeve oluşturuldu.
كان الاستدلال الأخلاقي سليمًا.
Ahlaki muhakeme sağlamdı.
أثرت التقاليد الفلسفية على الفكر.
Felsefi gelenek düşünceyi etkiledi.
كان الاعتبار الأخلاقي مهمًا.
Etik değerlendirme önemliydi.
صدر الحكم الأخلاقي.
Ahlaki yargı verildi.
التحقيق الفلسفي استكشف المعنى.
Felsefi sorgulama anlamı inceledi.
تم الالتزام بالمعيار الأخلاقي.
Etik standart korundu.
تم الاعتراف بالقيمة الأخلاقية.
Ahlaki değer tanındı.
المنظور الفلسفي كان فريدًا.
Felsefi bakış açısı benzersizdi.
كان القرار الأخلاقي صعبًا.
Etik karar zordu.
تم الوفاء بالواجب الأخلاقي.
Ahlaki yükümlülük yerine getirildi.
كان النقاش الفلسفي شيقًا.
Felsefi söylem ilgi çekiciydi.
تم اتباع الميثاق الأخلاقي.
Etik kurallara uyuldu.
دُرِسَتْ الفلسفة الأخلاقية.
Ahlak felsefesi incelendi.
كان المفهوم الفلسفي مجردًا.
Felsefi kavram soyuttu.
تطورت النظرية الأخلاقية.
Etik teori geliştirildi.
الفلسفة الأخلاقية توجه الفعل.
Ahlak felsefesi eylemi yönlendirir.
كان التأمل الفلسفي عميقًا.
Felsefi yansıma derindi.
كان المبدأ الأخلاقي عالميًا.
Etik ilke evrenseldi.
كان التفكير الأخلاقي منطقيًا.
Ahlaki muhakeme mantıklıydı.
أن ينظر
Bakmak.
يلقي نظرة خاطفة
Göz atmak.
التحديق
dik dik bakmak
يتأمل
dik dik bakmak
أن يقول
Söylemek.
يهمس
Fısıldamak.
يصرخ
bağırmak.
يهمس
Mırıldanmak.
أن يمشي
yürümek
يتجول
rahatça yürümek
يخطو بخطى واثقة
Uzun adımlarla yürümek.
يمشي على مهل.
rahatça yürümek
الجري
Koşmak.
يجري بأقصى سرعة
Süratle koşmak.
يجري بوتيرة معتدلة
yavaş tempoda koşmak
ينطلق مسرعًا
hızla koşmak
أن يفكر
düşünmek.
يتأمل
Düşünüp taşınmak.
يتأمل
derinlemesine düşünmek
التشاور
dikkatlice düşünmek
أن يشعر
Hissetmek.
يشعر
Sezmek
يدرك
kavramak
أن يستوعب
Kavramak.
يدرك
fark etmek.
يعرف
bilmek.
أن تكون على وعي.
Farkında olmak.
يتعرف على
Tanımak
أن تكون على دراية بـ
Bir şeye aşina olmak.
فرضية
Hipotez.
تجربة
Deney.
نظرية
Teori.
تم صياغة الفرضية.
Hipotez formüle edildi.
تم تصميم التجربة.
Deney tasarlandı.
تم التحقق من صحة النظرية.
Teori doğrulandı.
تم تطبيق المنهج العلمي.
Bilimsel yöntem uygulandı.
أُجري البحث بدقةٍ.
Araştırma titizlikle yürütüldü.
تم جمع البيانات بشكل منهجي.
Veriler sistematik olarak toplandı.
كان التحليل شاملاً.
Analiz kapsamlıydı.
تمت معايرة معدات المختبر.
Laboratuvar ekipmanları kalibre edildi.
كان الاكتشاف العلمي مهمًا.
Bilimsel keşif önemliydi.
نُشِرَت نتائج البحث.
Araştırma bulguları yayımlandı.
اكتملت عملية مراجعة الأقران.
Hakem değerlendirme süreci tamamlandı.
استجاب المجتمع العلمي.
Bilim camiası yanıt verdi.
كانت المنهجية سليمة.
Metodoloji sağlamdı.
تمت معالجة سؤال البحث.
Araştırma sorusu ele alındı.
خضعت الورقة العلمية لمراجعة الأقران.
Bilimsel makale hakem değerlendirmesinden geçti.
ساهم البحث الأكاديمي في المعرفة.
Akademik araştırma bilgiye katkıda bulundu.
كان التصميم التجريبي محكماً.
Deneysel tasarım kontrollüydü.
تم قياس المتغيرات بدقة.
Değişkenler doğru bir şekilde ölçüldü.
تم إجراء التحليل الإحصائي.
İstatistiksel analiz yapıldı.
تم اتباع بروتوكول البحث.
Araştırma protokolüne uyuldu.
كان البحث العلمي منهجيًا.
Bilimsel araştırma sistematikti.
كان العمل المخبري دقيقًا.
Laboratuvar çalışması hassastı.
كانت منهجية البحث صارمة.
Araştırma metodolojisi titizdi.
كانت الأدلة العلمية مقنعة.
Bilimsel kanıtlar ikna ediciydi.
كانت الدراسة الأكاديمية شاملة.
Akademik araştırma kapsamlıydı.
كانت لتغادر.
O gitmiş olurdu.
دفع الابتكار البحثي المجال إلى الأمام.
Araştırmadaki yenilik, alanı ilerletti.
تم توسيع المعرفة العلمية.
Bilimsel bilgi genişletildi.
كان التعاون البحثي مثمرًا.
Araştırma işbirliği verimliydi.
كانت النتائج المختبرية قابلة للتكرار.
Laboratuvar bulguları yeniden üretilebilirdi.
كان التحقيق العلمي شاملاً.
Bilimsel araştırma kapsamlıydı.
كانت مساهمة البحث أصلية.
Araştırma katkısı özgündü.
كان المنشور الأكاديمي مؤثرًا.
Akademik yayın etkiliydi.
تحوّل النموذج العلمي.
Bilimsel paradigmada değişiklik oldu.
تم التحقق من صحة منهجية البحث.
Araştırma metodolojisi doğrulandı.
كان البحث المختبري رائدًا.
Laboratuvardaki araştırma çığır açıcıydı.
كان التقدم العلمي كبيرًا.
Bilimsel ilerleme önemliydi.
تم الاعتراف بتميز البحث العلمي.
Araştırma mükemmelliği tanındı.
تم تمويل البحث الأكاديمي.
Akademik araştırma finanse edildi.
تم الحفاظ على النزاهة العلمية.
Bilimsel bütünlük korundu.
تم احترام أخلاقيات البحث.
Araştırma etiğine uyuldu.
تم ضمان سلامة المختبر.
Laboratuvar güvenliği sağlandı.
تم التحقق من الدقة العلمية.
Bilimsel doğruluk doğrulandı.
تم تعزيز شفافية البحث.
Araştırma şeffaflığı teşvik edildi.
كانت المنحة الأكاديمية صارمة.
Akademik araştırma titizdi.
تعاون المجتمع العلمي.
Bilim camiası işbirliği yaptı.
تم قياس أثر البحث.
Araştırmanın etkisi ölçüldü.
كنت قد ذهبتُ.
Gitmiştim.
كنت قد أكلتَ
Sen yemiştin.
كان قد وصل.
O gelmişti.
كانت قد غادرت.
O gitmişti.
كنا قد رأينا.
Görmüştük.
سأكون قد انتهيتُ.
Bitirmiş olacağım.
ستكون قد وصلتَ.
Varmış olacaksın.
سيكون قد غادر
O gitmiş olacak.
ستكون قد أكملت.
O tamamlamış olacak.
سنكون قد أنجزنا.
Başarmış olacağız.
كنت سأذهب.
Gitmiş olurdum.
لكنت قد أكلت
Yemiş olurdun.
لَكانَ قَدْ وَصَلَ.
O gelmiş olurdu.
كنا سنرى
Görmüş olurduk.
لقد كنت أذهب.
Gidiyordum.
كنتَ تأكل.
Yiyordun.
كان يعمل
O çalışıyordu.
كانت تدرس.
O çalışıyordu.
لقد كنا ننتظر.
Bekliyor olmuştuk.
سأكون قد كنت أعمل
Çalışıyor olacağım
سوف تكون قد كنت تدرس.
Çalışıyor olacaksın.
سيكون قد ظل ينتظر
Bekliyor olacak.
ستكون قد ظلت تقرأ.
O okuyor olacak.
سنكون قد كنا مسافرين.
Seyahat ediyor olacağız.
كنت سأكون ذاهبًا.
Gidiyor olurdum.
كنتَ ستظل تأكل.
Yiyor olurdun.
لَكانَ يعملُ.
Çalışıyor olacaktı.
كانت ستكون تدرس.
O ders çalışıyor olurdu.
كنا سنكون في انتظار
Bekliyor olacaktık.
بعد أن انتهيتُ، غادرتُ.
Bitirdikten sonra ayrıldım.
بعد أن وصلنا، استرحنا.
Vardıktan sonra dinlendik.
بعد أن ذاكرت، نجحت.
Çalıştığı için geçti.
بعد أن عمل، استرخى.
Çalıştıktan sonra dinlendi.
بعد أن قرأتُ، فهمتُ.
Okuduktan sonra anladım.
لو ذهبتُ، لأخبرك.
Gitsem, seni bilgilendirirdim.
لو كنت أعلم، لتصرّفتُ بشكل مختلف.
Bunu bilmiş olsaydım, farklı davranırdım.
إذا احتجت إلى مساعدة، يرجى الاتصال بنا.
Yardıma ihtiyaç duymanız halinde, lütfen bizimle iletişime geçin.
لولا مساعدتك لكنت قد فشلت.
Yardımın olmasaydı başarısız olurdum.
لو كان ذلك ممكنًا، لكنا قد حضرنا.
Eğer mümkün olsaydı, katılırdık.
لو اختلفت الظروف لاختلفت النتيجة.
Koşullar farklı olsaydı, sonuç değişirdi.
إذا دعت الحاجة، سنستجيب.
Gerekirse yanıt vereceğiz.
لو كنا قد علمنا، لَكُنّا قد استعدّنا.
Keşke bilseydik, hazırlık yapardık.
لو اعتبر المرء العواقب.
Birisi sonuçları düşünse.
لكان أفضل لو ظللت صامتًا.
Senin sessiz kalman daha iyi olurdu.
ليت الأمر غير ذلك.
Keşke durum farklı olsaydı.
لو كنتُ مكانك، لأعدت النظر.
Senin yerinde olsam, tekrar düşünürdüm.
إن صحّ التعبير، الوضع معقّد.
Tabiri caizse, durum karmaşık.
مهما كان الأمر كذلك، يجب أن نمضي قدمًا.
Durum böyle olsa da, ilerlemeliyiz.
مهما حدث، سنثابر.
Ne olursa olsun, sebat edeceğiz.
ولو كان متواضعًا، فلا مكان مثل البيت.
Her ne kadar mütevazı olsa da, ev gibisi yok.
يكفي أن نقول إن الأمر قد حُسم.
Şunu söylemek yeterli: mesele çözüldü.
لا يليق بي أن أنتقد.
Eleştirmek bana düşmez.
فليكن كذلك.
Öyle olsun.
أطروحة
Tez.
أطروحة
Tez.