المستوى المتقدم - تعلم التركية

تعلم التركية بالمستوى المتقدم

أتقن التركية المتقدمة مع المفردات والعبارات المعقدة. كامل مهاراتك قرب المستوى الأصلي مع البطاقات التعليمية المنظمة المصممة للناطقين بالعربية.

ذكي
Zeki.
حكيم.
Bilge.
حرية
Özgürlük.
عدالة
Adalet
المساواة
Eşitlik.
ديمقراطية
Demokrasi
الحقيقة
Hakikat.
جمال
Güzellik
حكمة
Bilgelik
الشجاعة.
Cesaret.
الحرية أساسية.
Özgürlük esastır.
يجب أن تتحقق العدالة.
Adalet yerini bulmalı.
نحن نقاتل من أجل المساواة.
Eşitlik için mücadele ediyoruz.
الديمقراطية تتطلب المشاركة.
Demokrasi katılım gerektirir.
الحقيقة مهمة.
Gerçek önemlidir.
الجمال نسبي.
Güzellik özneldir.
الحكمة تأتي مع الخبرة.
Bilgelik deneyimle gelir.
الشجاعة جديرة بالإعجاب.
Cesaret takdire şayandır.
نحن نُقدّر الحرية.
Özgürlüğe değer veriyoruz.
مفهوم العدالة.
Adalet kavramı.
المساواة حق.
Eşitlik bir haktır.
الديمقراطية هشة.
Demokrasi kırılgandır.
نحن نبحث عن الحقيقة.
Gerçeği arıyoruz.
الجمال يلهمنا.
Güzellik bize ilham verir.
الحكمة تهدي القرارات.
Bilgelik kararları yönlendirir.
الشجاعة تتغلب على الخوف.
Cesaret korkuyu yener.
حرية التعبير
İfade özgürlüğü.
العدالة الاجتماعية.
Sosyal adalet.
المساواة بين الجنسين.
Cinsiyet eşitliği.
القيم الديمقراطية.
Demokratik değerler.
الحقيقة المطلقة.
Mutlak gerçek.
الجمال الداخلي.
İç güzellik.
وفقًا للأبحاث.
Araştırmaya göre.
استنادًا إلى النتائج.
Bulgulara dayanarak.
تشير الأدلة إلى ذلك.
Kanıtlar göstermektedir.
يمكن القول إنّ
Böyle iddia edilebilir.
الاختصاص القضائي
yargı yetkisi
الإجراءات القانونية الواجبة
hukuki usul
أمر إحضار
Habeas corpus
اتفاق الاعتراف بالذنب
Suçunu kabul etme anlaşması
الملاحقة القضائية
Kovuşturma
دفاع.
Savunma.
البراءة
Beraat.
صحفي
Gazeteci.
مقال.
Makale.
صحيفة
Gazete.
التلفزيون
Televizyon.
أقرأ الصحيفة يوميًا.
Her gün gazete okurum.
نُشر المقال.
Makale yayınlandı.
أنا أشاهد الأخبار.
Haberleri izliyorum.
أجرى الصحفي مقابلة معه.
Gazeteci onunla röportaj yaptı.
ناقشنا الأحداث الجارية.
Güncel gelişmeleri tartıştık.
أُذيع التقرير.
Rapor yayınlandı.
أنا أتابع وسائل التواصل الاجتماعي.
Sosyal medyayı takip ediyorum.
انتشر المنشور على نطاق واسع.
Gönderi viral oldu.
شاركنا المعلومات.
Bilgiyi paylaştık.
تم حذف التعليق.
Yorum silindi.
أنا أنشئ محتوى.
İçerik üretiyorum.
تم رفع الفيديو.
Video yüklendi.
أطلقنا حملة.
Bir kampanya başlattık.
الإعلان كان فعالًا.
Reklam etkiliydi.
أنا أقدّم عرضًا تقديميًا.
Bir sunum yapıyorum.
كان الخطاب ملهمًا.
Konuşma ilham vericiydi.
نقلنا الرسالة.
Mesajı ilettik.
عُقد المؤتمر الصحفي.
Basın toplantısı yapıldı.
أكتب تدوينة في المدونة.
Bir blog yazısı yazıyorum.
تم تسجيل البودكاست.
Podcast kaydedildi.
قمنا بتحليل الجمهور.
Hedef kitleyi analiz ettik.
كانت التغطية الإعلامية واسعة.
Medya kapsamı genişti.
أنا أحرر الفيديو.
Videoyu düzenliyorum.
تم إجراء المقابلة.
Röportaj yapıldı.
نشرنا القصة.
Haberi yayımladık.
كان العنوان جذابًا.
Manşet dikkat çekiciydi.
أنا أدير وسائل التواصل الاجتماعي.
Sosyal medyayı yönetiyorum.
ارتفع معدل التفاعل.
Etkileşim oranı arttı.
وصلنا إلى جمهورنا المستهدف.
Hedef kitlemize ulaştık.
نجحت استراتيجية الاتصال.
İletişim stratejisi işe yaradı.
أنا أتابع التعليقات.
Geri bildirimi izliyorum.
كانت الرسالة واضحة.
Mesaj açıktı.
حسّنّا تواصلنا.
İletişimimizi geliştirdik.
تم التعرف على العلامة التجارية.
Marka tanındı.
أنا أكتب بيانًا صحفيًا.
Basın bülteni yazıyorum.
كان الاهتمام الإعلامي إيجابياً.
Medyanın ilgisi olumluydu.
يُقْرَأُ الكتابُ من قبل الطلاب.
Kitap öğrenciler tarafından okunur.
بُنِيَ البيتُ في العام الماضي.
Ev geçen yıl inşa edildi.
سوف يُرسَلُ الرسالة غدًا.
Mektup yarın gönderilecek.
يتم حل المشكلة.
Sorun çözülüyor.
تم اتخاذ القرار أمس.
Karar dün verildi.
تُتَكَلَّم اللغة الفرنسية هنا
Burada Fransızca konuşulur.
يُقال إنه غني.
Onun zengin olduğu söyleniyor.
يُعتقد أنها غادرت.
Onun gittiğine inanılıyor.
فُتِحَ الباب
Kapı açıldı.
أُغلقت النافذة.
Pencere kapatıldı.
أُصْلِحَت السيارة.
Araba tamir edildi.
وُقِّعَ المستند.
Belge imzalandı.
أُلغي الاجتماع.
Toplantı iptal edildi.
سيُستكمل المشروع الشهر المقبل.
Proje gelecek ay tamamlanacak.
التقرير يُكتب.
Rapor yazılıyor.
تم تجديد المبنى.
Bina yenilenmiştir.
سيتم مراجعة الاقتراح الأسبوع المقبل.
Teklif gelecek hafta incelenecek.
لوحظ الخطأ على الفور.
Hata hemen fark edildi.
أُعلِنَت الأخبار أمس.
Haber dün açıklandı.
يجب أن يُجابَ السؤال.
Soru cevaplanmalıdır.
يجب أن يُكتمل العمل بحلول يوم الجمعة.
İş Cuma gününe kadar tamamlanmalıdır.
يتم التحقيق في المسألة.
Sorun inceleniyor.
نُشرت النتائج.
Sonuçlar yayımlanmıştır.
تم توقيع العقد من قبل كلا الطرفين.
Sözleşme her iki taraf tarafından imzalandı.
تم إخراج الفيلم من قبل مخرج مشهور.
Film ünlü bir yönetmen tarafından yönetildi.
تم إثبات النظرية.
Teori kanıtlanmıştır.
يُعالَج الطلب.
Başvuru işleniyor.
تمت الموافقة على التغييرات من قبل اللجنة.
Değişiklikler komite tarafından onaylandı.
يجب أن تُعالَج المشكلة.
Sorunun ele alınması gerekiyor.
من المتوقع أن يتم إنجاز العمل.
İşin tamamlanması bekleniyor.
يُقال إنَّ التقرير قد قُدِّم.
Raporun teslim edildiği söyleniyor.
يُعتقد أن المبنى قد بُني في القرن التاسع عشر.
Binanın 1800'lerde inşa edildiğine inanılıyor.
تُعْتَبَرُ القضية محلولة.
Sorun çözülmüş sayılmaktadır.
يُعتقد أن الاقتراح قد رُفض.
Önerinin reddedildiği düşünülüyor.
المسألة معروفة بأنها نوقشت.
Konunun tartışıldığı biliniyor.
يُفهم أن القرار قد تمّ.
Kararın verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
يُذكر أن المشكلة قد حُلت.
Sorunun çözüldüğü bildiriliyor.
يُزعم أن الوثيقة قد زُوّرت.
Belgenin sahte olduğu iddia ediliyor.
من المفترض أن يُنجَز المشروع بحلول الشهر القادم.
Projenin gelecek aya kadar bitirilmesi bekleniyor.
من المقرر عقد الاجتماع غدًا.
Toplantının yarın yapılması planlanıyor.
من المحتمل أن يُنشر الكتاب العام المقبل.
Kitabın gelecek yıl yayımlanması muhtemeldir.
لا بد أن تُجرى تحقيقات في القضية.
Dava kesinlikle soruşturulacaktır.
من المؤكد أن تُحَلّ المسألة.
Konunun çözüleceği kesindir.
بعد أن تم إبلاغنا بالتغييرات، عدّلنا خططنا.
Değişikliklerden haberdar edildikten sonra planlarımızı ayarladık.
بعد أن نُبّهوا إلى الخطر، اتخذوا احتياطات.
Tehlike konusunda uyarılmış olarak önlem aldılar.
بعد أن أُنجزَ العملُ، تمكنا أخيرًا من الراحة.
İş tamamlanmış olduğundan, nihayet dinlenebildik.
يُعتقد على نطاق واسع أن النظرية صحيحة.
Teorinin doğru olduğuna yaygın olarak inanılmaktadır.
لقد تم اقتراح أن نعيد النظر في نهجنا.
Yaklaşımımızı yeniden gözden geçirmemiz önerildi.
ليتني كنت أعلم.
Keşke bilseydim.
ليتني درستُ أكثر.
Keşke daha çok çalışmış olsaydım.
أفضل لو أنك قد أخبرتني.
Bana söylemiş olmanı tercih ederdim.
من المؤسف أنه كان قد رحل.
Keşke gitmemiş olsaydı.
أندم على أنها لم تأتِ.
Keşke o gelmiş olsaydı.
أنا آسف لأنهم قد ذهبوا بالفعل.
Keşke onlar çoktan gitmiş olmasalardı.
الأناوية.
Egoizm.
من المؤسف أننا قد فاتنا القطار.
Keşke treni kaçırmamış olsaydık.
ليتني كنت هناك.
Keşke orada olsaydım.
يا ليتك اتصلت مبكرًا.
Keşke daha erken aramış olsaydın.
كنت أفضل لو أنه كان قد بقي.
Onun kalmış olmasını tercih ederdim.
من المؤسف أنها قد نسيت.
Keşke unutmuş olmasaydı.
ليتنا التقينا في وقتٍ أبكر.
Keşke daha önce tanışmış olsaydık.
لو استمعت إلى نصيحتك.
Keşke senin tavsiyeni dinlemiş olsaydım.
أندم أنني لم أكن قد فهمت
Keşke anlamış olsaydım.
من المؤسف أنهم لم يكونوا قد استعدوا.
Keşke hazırlanmış olsalardı.
ليتني قد اغتنمت الفرصة.
Keşke fırsatı değerlendirmiş olsaydım.
لو أننا كنا قد عرفنا الحقيقة.
Keşke gerçeği bilmiş olsaydık.
كنت أتمنى لو كنتَ حاضرًا.
Orada bulunmuş olmanı isterdim.
من المؤسف أنه لم يكن قد أخبرنا
Onun bizi bilgilendirmemiş olması üzücü.
يا ليت الأمور كانت مختلفة.
Keşke her şey farklı olsaydı.
الأخلاق
Etik.
الأخلاق.
Ahlak.
الفضيلة
Erdem
مأزق أخلاقي
Ahlaki ikilem.
الضمير
Vicdan.
مبدأ
İlke.
قيمة
Değer.
اعتقاد
İnanç.
مذهب
Doktrin
نظرية
Kuram
نموذج
Paradigma
الميتافيزيقا
Metafizik
نظرية المعرفة
Epistemoloji
علم الوجود
Ontoloji.
المنطق
Mantık.
الاستدلال
Akıl yürütme.
حجة
Argüman.
مقدمة.
öncül
الاستنتاج.
Sonuç.
الاستنتاج
Tümdengelim.
الاستقراء.
Tümevarım
مغالطة
Safsata.
مفارقة
Paradoks.
الوجودية
Varoluşçuluk
النفعية
Faydacılık.
الواجبية
Deontoloji
النسبية
Görecilik.
المطلقية
Mutlakçılık.
الحكومة
Hükümet.
السياسة.
Siyaset
الانتخابات
Seçim
صوت
Oy.
مواطن
Vatandaş
صَوَّتُ في الانتخابات.
Seçimde oy verdim.
تم انتخاب الحكومة.
Hükümet seçildi.
ناقشنا السياسة.
Siyaseti tartıştık.
للمواطن حقوق.
Vatandaşın hakları vardır.
تم إقرار القانون.
Yasa kabul edildi.
نحن بحاجة إلى إصلاح اجتماعي.
Sosyal reforma ihtiyacımız var.
تم تنفيذ السياسة.
Politika uygulandı.
أنا مهتم بالسياسة.
Siyasetle ilgileniyorum.
كان النقاش محتدماً.
Tartışma hararetliydi.
نحن ندعم المرشح.
Adayı destekliyoruz.
صوّت البرلمان.
Parlamento oy kullandı.
أنا مواطن.
Ben bir vatandaşım.
تمت حماية الحقوق.
Haklar korundu.
نحتاج إلى التغيير.
Değişime ihtiyacımız var.
المجتمع يتطور.
Toplum gelişiyor.
أنا أشارك في الديمقراطية.
Demokrasiye katılıyorum.
تمت معالجة القضية.
Sorun ele alındı.
نظمنا احتجاجًا.
Bir protesto düzenledik.
اكتسبت الحركة دعماً.
Hareket destek kazandı.
أنا قلق بشأن المجتمع.
Toplum hakkında endişeliyim.
اجتمع المجتمع.
Topluluk bir araya geldi.
نحن ندافع عن الحقوق.
Hakları savunuyoruz.
تم اقتراح التشريع.
Yasa tasarısı teklif edildi.
أنا أتابع الحملة الانتخابية.
Kampanyayı takip ediyorum.
الرأي العام مهم.
Kamuoyu önemlidir.
أريدك أن تكون سعيدًا.
Mutlu olmanı istiyorum.
من المهم أن نصل في الوقت المحدد.
Vaktinde varmamız önemli.
أنا سعيد أن تكون هنا.
Burada olduğun için mutluyum.
أشك في أنه سيأتي.
Geleceğinden şüphe duyuyorum.
من الضروري أن تدرسَ.
Gerekli ki o çalışsın.
أخشى أن تمطر.
Yağmur yağacağından korkuyorum.
من الممكن أن يكون على حق.
Onun haklı olması mümkün.
أنا متفاجئٌ لأنك غادرتَ.
Gittiğine şaşırıyorum.
من الضروري أن ننهي.
Bitirmemiz gerekir.
لا أظن أنها ستوافق.
Onun kabul edeceğini sanmıyorum.
من الأفضل أن تعرف.
Sen bilsen daha iyi olur.
أنا آسف لأنك مريض.
Hasta olduğuna üzüldüm.
من الغريب أنه لم يتصل.
Onun aramaması garip.
أتمنى أن تنجح.
Umarım başarırsın.
من غير المحتمل أن تأتي.
Onun gelmesi pek olası değil.
أخشى أن يتأخر.
Geç kalabileceğinden endişeliyim.
من الضروري أن نتحرك الآن.
Şimdi harekete geçmemiz çok önemli.
يسعدني أنك هنا.
Burada olduğuna çok memnunum.
من الضروري أن نغادر.
Gitmemiz gerekiyor.
أنا حزين لأنهم لم يأتوا.
Gelmediklerine üzüldüm.
قبل أن تغادر، أخبرني.
Gitmeden önce bana söyle.
ما لم تدرس، فلن تنجح.
Çalışmazsan geçemezsin.
سأشرح لكي تفهم.
Anlasın diye açıklayacağım.
أبحث عن شخص يمكنه المساعدة.
Yardımcı olabilecek birini arıyorum.
لا أحد يعلم.
Bilen kimse yok.
من الضروري أن يُبلَّغ فورًا.
Onun derhal bilgilendirilsin.
أوصي بأن تؤخذ بعين الاعتبار لهذا المنصب.
Onun bu pozisyon için değerlendirilmesini öneriyorum.
من الضروري أن يُحَلَّ الأمر.
Bu meselenin çözülmesi hayati önemlidir.
أقترح أن يُمنحَ فرصة أخرى.
Onun bir şans daha verilmesini öneriyorum.
من الأفضل أن تكون حاضراً.
Orada bulunman tavsiye edilir.
أطالب بأن تُعالَجَ المسألة.
Talep ediyorum ki konu ele alınsın.
من الأفضل أن يتم إبلاغنا مسبقًا.
Önceden bize haber verilmesi tercih edilir.
أطلب أن يُراجَعَ المستند.
Belgenin gözden geçirilmesini talep ediyorum.
من الضروري أن يتم الالتزام بالموعد النهائي.
Son teslim tarihine uyulması hayati önem taşır.
أصرّ على أن يتبع الإجراء.
Prosedürün izlenmesini ısrarla talep ediyorum.
من الضروري أن تُستوفى جميع المتطلبات.
Tüm gerekliliklerin yerine getirilmesi şarttır.
أقترح أن تُشكَّلَ لجنة.
Bir komite kurulmasını öneriyorum.
يوصى بأن تُتَّخذ الاحتياطات.
Önlemlerin alınması tavsiye edilir.
ذكي
Zeki.
أحث على أن يُتَّخذ إجراء على الفور.
Derhal harekete geçilmesini talep ediyorum.
من الضروري أن تُنفَّذَ تدابير.
Önlemlerin uygulanması gerekir.
أطلب أن يُقدَّم التقرير بحلول يوم الجمعة.
Raporun Cuma'ya kadar teslim edilmesini istiyorum.
من الضروري أن تُراعى بروتوكولات السلامة.
Güvenlik protokollerine uyulması zorunludur.
كبير.
Büyük.
كبير.
Büyük.
ضخم.
Devasa
أن ينظر.
Bakmak.
يشاهد
izlemek.
أن يرى
Görmek.
أن يقول
Söylemek.
أن يخبر
Söylemek.
التحدث
Konuşmak.
يتكلم
Konuşmak.
سعيد
Mutlu
مبتهج
Neşeli.
قانع.
İçerik.
التفكير
Düşünmek.
يتأمل
düşünüp taşınmak.
يعتبر
Düşünmek.
سريع
Hızlı.
سريع.
Hızlı.
سريع
Hızlı.
جميل.
Güzel.
جميل
Güzel.
خلّاب
Muhteşem.
أن يفهم
Anlamak.
أن يفهم
Kavramak.
أن يدرك
Kavramak.
مساعدة
Yardım etmek.
يساعد
Yardım etmek.
أن يساعد
yardım etmek
أن يدعم
Desteklemek.
غاضب
Kızgın.
غاضب جدًا
Öfkeli.
غاضب جدًا
öfkeli
مستشيط غضبًا
Öfkeli.
صغير.
Küçük.
صغير جدًا.
Minik.
صغير جدًا
Çok küçük.
المشي
yürümek.
التنزه
Dolaşmak.
يتجول
Dolaşmak.
يمشي على مهل.
Rahatça yürümek.
ذكي
Akıllı.
البرمجيات
Yazılım.
الإنترنت
İnternet
موقع إلكتروني
Web sitesi
البريد الإلكتروني
E-posta.
أستخدم حاسوبي يوميًا.
Her gün bilgisayarımı kullanıyorum.
تم تحديث البرنامج.
Yazılım güncellendi.
أنا أتصفح الإنترنت.
İnternette geziniyorum.
الموقع قيد التحميل.
Web sitesi yükleniyor.
أرسلت رسالة إلكترونية.
Bir e-posta gönderdim.
تم تغيير كلمة المرور.
Şifre değiştirildi.
نحتاج إلى عمل نسخة احتياطية للبيانات.
Verileri yedeklememiz gerekiyor.
تعطل النظام.
Sistem çöktü.
أنا أقوم بتنزيل ملف.
Bir dosya indiriyorum.
الاتصال بطيء.
Bağlantı yavaş.
نحن نستخدم التخزين السحابي.
Bulut depolama kullanıyoruz.
تم تثبيت التطبيق.
Uygulama yüklendi.
أنا أبرمج.
Kod yazıyorum.
الخوارزمية فعالة.
Algoritma verimlidir.
طوّرنا ميزة جديدة.
Yeni bir özellik geliştirdik.
أُجريت التجربة.
Deney gerçekleştirildi.
اختُبرت الفرضية.
Hipotez test edildi.
قمنا بتحليل النتائج.
Sonuçları analiz ettik.
تم إثبات النظرية.
Teori kanıtlandı.
أنا أدرس الفيزياء.
Fizik çalışıyorum.
تم تحديد الجزيء.
Molekül tanımlandı.
أجرينا بحثًا.
Araştırma yaptık.
نُشِرَ الاكتشاف.
Keşif yayımlandı.
أنا أعمل في المختبر.
Laboratuvarda çalışıyorum.
تم تحليل العينة.
Numune analiz edildi.
نحتاج إلى مزيد من البيانات.
Daha fazla veriye ihtiyacımız var.
حُلَّت المعادلة.
Denklem çözüldü.
أنا أقرأ مقالًا علميًا.
Bilimsel bir makale okuyorum.
تم شرح المنهجية.
Metodoloji açıklandı.
تحققنا من النتائج.
Sonuçları doğruladık.
تم تقديم طلب براءة الاختراع.
Patent başvurusu yapıldı.
أنا أستخدم الذكاء الاصطناعي.
Yapay zeka kullanıyorum.
تم تحديث قاعدة البيانات.
Veritabanı güncellendi.
نفذنا حلاً.
Bir çözüm uyguladık.
كان الابتكار ناجحًا.
İnovasyon başarılı oldu.
قد يجادل البعض بأن.
Şöyle iddia edilebilir ki.
من الجدير بالذكر أن.
Şunu belirtmek gerekir ki.
يجب التأكيد على أن
Vurgulanmalıdır ki.
من المهم الاعتراف.
Bunu kabul etmek önemlidir.
هذا يطرح تساؤلاً حول
Bu, şu soruyu gündeme getirir.
يبقى أن نرى ما إذا
Bunun olup olmadığı henüz belli değildir.
تُظهر الدراسة.
Çalışma göstermektedir.
تشير البيانات.
Veriler göstermektedir.
تُظْهِرُ النتائج.
Sonuçlar ortaya koymaktadır.
يُظهر التحليل.
Analiz gösteriyor.
يبدو أن
Görünmektedir ki.
يبدو معقولًا أن.
Muhtemel görünmektedir ki.
هناك ما يدعو إلى الاعتقاد
İnanmak için gerekçe vardır.
يمكن تصوّر أن
Düşünülebilir ki.
إلى حدٍ ما.
Belli bir ölçüde.
في هذا السياق.
Bu bağlamda.
فيما يتعلق بـ.
İle ilgili olarak.
من حيث
Açısından.
فيما يتعلق بـ
ile ilgili olarak.
في ضوء
ışığında
بالنظر إلى أن
Göz önüne alındığında.
بشرط أن
şartıyla.
على افتراض أن
Farz edersek
مع ذلك.
Buna rağmen.
مع أنّ
Her ne kadar
حنين إلى الماضي
Nostaljik.
شَجِين
Melankolik.
منتشٍ
Euforik.
غير مبالٍ
kayıtsız
أشعر بالحنين إلى الماضي.
Nostaljik hissediyorum.
هي كئيبة.
O melankolik.
كان في نشوة.
O coşkuyla doluydu.
أشعر باللامبالاة.
Kayıtsız hissediyorum.
أنا مغلوب على أمري.
Bunalmış hissediyorum.
هي راضية.
O memnun.
هو يشعر بالرضا.
Kendini tatmin olmuş hissediyor.
أنا قلق.
Endişeliyim.
هي هادئة.
O huzurlu.
يشعر بصراع داخلي.
Kendini çelişkili hissediyor.
أنا مسرور للغاية.
Coşkuyla doluyum.
هي يائسة.
O umutsuzluğa kapılmış.
هو يشعر بمشاعر متضاربة.
O ikircikli hissediyor.
أنا في قمة الابتهاج.
Çok coşkuluyum.
هي متأملة.
O düşünceli.
هو يشعر بالضعف.
Kendini savunmasız hissediyor.
أنا قادر على الصمود.
Dayanıklıyım.
هي متعاطفة.
O empatik.
يشعر بالتمكين.
Kendini güçlü hissediyor.
أنا متأمل
İçe dönüküm.
هي شغوفة.
O tutkulu.
هو يشعر بالتحرر.
O kendini özgür hissediyor.
أنا متأمّل.
Düşünceliyim.
هي متأملة.
O düşünceli.
هو يشعر بالإلهام.
İlham dolu hissediyor.
أنا في سلام.
Huzurluyum.
أن يكون له قلب من ذهب
Altın kalpli olmak.
أن تكون في قمة السعادة.
Dört köşe olmak.
ضرب عصفورين بحجر واحد
Bir taşla iki kuş vurmak.
الكرة في ملعبك
Top artık sende.
أن تكون في مكان شخص ما
Birinin yerinde olmak.
أن يصيب في الصميم
Lafı tam yerinde söylemek.
أن تأتي متأخراً خير من ألا تأتي أبداً.
Geç olsun, güç olmasın.
لا تحكم على الكتاب من غلافه.
Bir kitabı kapağına göre yargılama.
لكل سحابةٍ جانبٌ مشرق
Her şerde bir hayır vardır.
الأفعال أبلغ من الأقوال.
Eylemler sözlerden daha etkilidir.
كسر الجليد
Buzları eritmek.
أن يكون أمراً سهلاً للغاية.
Çocuk oyuncağı olmak.
أن يكلف ثروة
Çok pahalıya mal olmak.
أن تكون منصتًا تمامًا
Kulak kesilmek.
نادراً ما يحدث
Kırk yılda bir.
يفشي السر
Baklayı ağzından çıkarmak
مشغول كالنحلة.
Arı gibi meşgul olmak.
ماهر في العناية بالنباتات
Bitki yetiştirmede usta olmak.
أن نكون في نفس القارب
Aynı gemide olmak.
يغض الطرف عن
görmezden gelmek
يبتلع الطعم المر
dişini sıkmak
يسهر حتى الفجر
Gece geç saatlere kadar çalışmak
معدل الفائدة
Faiz oranı
أن نُنهي العمل لهذا اليوم.
Bugünlük bu kadar.
يختصر الطريق.
Kolaya kaçmak.
لِبَدْءِ الأُمورِ
İşi başlatmak.
يبذل جهداً إضافياً
Elinden gelenin fazlasını yapmak
أن يذاكر بجد
Kitaplara gömülmek.
حافظ على رأسك مرفوعًا
Başını dik tutmak
يتعلم خفايا العمل
İşin inceliklerini öğrenmek.
أن يكسب ما يكفي لتغطية نفقاته
geçimini sağlamak
يمزح مع شخص ما
birisiyle dalga geçmek
أن يتفقا في الرأي
aynı fikirde olmak
أن يبقى على الحياد
iki arada bir derede kalmak
يفشي السرّ
Ağzından kaçırmak.
أن تأخذ الأمر بحبة ملح
şüpheyle karşılamak
أن يستسلم
Havlu atmak.
أن يستوعب الأمر
kafasını bir şeye yormak
يوم القيامة.
Domuzlar uçtuğunda.
الفيل في الغرفة.
Odadaki fil.
الكتاب الذي تحدثت عنه.
Bahsettiğim kitap.
الشخص الذي كتبت إليه.
Yazdığım kişi.
البيت الذي سكنّا فيه.
İçinde yaşadığımız ev.
السبب الذي من أجله غادر
Ayrıldığı sebep.
الطريقة التي حلت بها.
Onu nasıl çözdüğü.
اللحظة التي تغير فيها كل شيء.
Her şeyin değiştiği an.
البلد الذي جاؤوا منه.
geldikleri ülke
الطريقة التي نجحنا بها.
Başarmamızı sağlayan yöntem.
الفترة التي حدثت خلالها.
Onun gerçekleştiği dönem.
النقطة التي توقفنا عندها.
Durduğumuz nokta.
المدى الذي يهمّ.
önemli olduğu ölçü
الدرجة التي فهمها.
Anladığı derece
الوسائل التي نتواصل بها.
İletişim kurmamızı sağlayan araçlar.
الغرض الذي خُلِق من أجله.
Yaratıldığı amaç.
الظروف التي حدثت فيها
Gerçekleştiği koşullar.
الظروف التي عملنا فيها.
Çalıştığımız koşullar.
الوقت الذي وصلنا فيه.
Geldiğimiz zaman.
المكان الذي التقينا فيه.
Buluştuğumuz yer.
السبب الذي دفعه إلى فعل ذلك.
Bunu yapmasının nedeni.
الطريقة التي شرحت بها ذلك.
Onun bunu açıkladığı şekilde.
فن
Sanat.
الرسم
Resim
الأدب
Edebiyat
مسرح
Tiyatro.
متحف
Müze
أحب الفن.
Sanatı seviyorum.
اللوحة جميلة.
Tablo güzel.
نحن نقرأ الأدب.
Edebiyat okuruz.
أنا ذاهب إلى المسرح.
Tiyatroya gidiyorum.
زرنا المتحف.
Müzeyi ziyaret ettik.
أبدع الفنان تحفة فنية.
Sanatçı bir başyapıt yarattı.
أدرس تاريخ الفن.
Sanat tarihi okuyorum.
كان المعرض رائعًا.
Sergi etkileyiciydi.
حضرنا حفلة موسيقية.
Bir konsere katıldık.
كان العرض رائعًا.
Performans olağanüstüydü.
أنا أكتب رواية.
Bir roman yazıyorum.
نُشِرَت القصيدة.
Şiir yayımlandı.
نحن نقدّر الثقافة.
Kültüre değer veriyoruz.
المنحوتة عصرية.
Heykel modern.
أتعلم عن الحركات الفنية.
Sanat akımlarını öğreniyorum.
افتتح المعرض.
Galeri açıldı.
ناقشنا العمل الفني.
Eseri tartıştık.
الأسلوب فريد.
Tarzı benzersiz.
أنا مُلهَمٌ بالفن.
Sanattan ilham alıyorum.
كان الحدث الثقافي ناجحًا.
Kültürel etkinlik başarılı geçti.
نحافظ على التراث.
Kültürel mirası koruyoruz.
يستمر التقليد.
Gelenek devam ediyor.
أنا أستكشف ثقافات مختلفة.
Farklı kültürleri keşfediyorum.
تم الاحتفال بالمهرجان.
Festival kutlandı.
نحن نُقدّر التعبير الفني.
Sanatsal ifadeye değer veriyoruz.
شركة
Şirket
الأعمال
İşletme
اجتماع
Toplantı
عقد
Sözleşme.
الاستثمار
Yatırım
الربح
kâr
خسارة
Zarar
حساب بنكي
Banka hesabı.
قرض
Kredi
الإيثار
özgecilik
لدي اجتماع عمل.
İş toplantım var.
نحتاج إلى التوقيع على العقد.
Sözleşmeyi imzalamamız gerekiyor.
حققت الشركة ربحًا.
Şirket kâr etti.
فتحت حسابًا بنكيًا.
Banka hesabı açtım.
قدّمنا طلبًا للحصول على قرض.
Kredi için başvurduk.
سعر الفائدة مرتفع.
Faiz oranı yüksek.
نحن بحاجة إلى زيادة المبيعات.
Satışları artırmamız gerekiyor.
السوق تنافسية.
Piyasa rekabetçi.
أطلقنا منتجًا جديدًا.
Yeni bir ürün piyasaya sürdük.
تمت الموافقة على الميزانية.
Bütçe onaylandı.
أحتاج إلى التحقق من الرصيد.
Bakiyeyi kontrol etmem gerekiyor.
نحن نتفاوض على السعر.
Fiyatı müzakere ediyoruz.
تم إبرام الصفقة.
Anlaşma kapatıldı.
لدينا شراكة.
Bir ortaklığımız var.
ارتفع سعر السهم.
Hisse senedi fiyatı arttı.
نحتاج إلى خفض التكاليف.
Maliyetleri azaltmamız gerekiyor.
أُرسلت الفاتورة.
Fatura gönderildi.
لقد استلمنا الدفعة.
Ödemeyi aldık.
التقرير المالي جاهز.
Mali rapor hazır.
نحن نوسع عملنا.
İşletmeyi genişletiyoruz.
تم الإعلان عن الاندماج.
Birleşme duyuruldu.
نحتاج إلى تحليل البيانات.
Verileri analiz etmemiz gerekiyor.
تمت مناقشة الاستراتيجية.
Strateji tartışıldı.
حققنا أهدافنا.
Hedeflerimize ulaştık.
النتائج الفصلية إيجابية.
Çeyreklik sonuçlar olumlu.
نحتاج إلى تحسين الكفاءة.
Verimliliği artırmamız gerekiyor.
العميل راضٍ.
Müşteri memnun.
نحن نبحث عن مستثمرين.
Yatırımcı arıyoruz.
عُرضت خطة العمل.
İş planı sunuldu.
على الرغم من أنّه كان يمطر، خرجنا.
Yağmur yağıyor olmasına rağmen dışarı çıktık.
على الرغم من أنه متعب، يستمر.
Yorgun olmasına rağmen o devam ediyor.
مهما كان الأمر صعبًا، يجب أن نحاول.
Ne kadar zor olursa olsun, denemeliyiz.
كلما تدرس أكثر، تتعلم أكثر.
Ne kadar çok çalışırsan, o kadar çok öğrenirsin.
كلما نمت أقل، كنتَ أكثر تعبًا.
Ne kadar az uyursan, o kadar yorgun olursun.
لم يصل متأخراً فحسب، بل نسي أيضاً.
Sadece geç gelmekle kalmadı, bir de unutmuştu.
سواء أعجبك ذلك أم لا، يجب عليك أن تفعل ذلك.
İster hoşuna gitsin ister gitmesin, bunu yapmak zorundasın.
بمجرد أن وصلتُ، اتصلتُ.
Varır varmaz aradım.
طالما أنك تدرس، ستنجح.
Çalıştığın sürece başarılı olacaksın.
بشرط أن تدفع، يمكنك الدخول.
Ödeme yapmanız şartıyla girebilirsiniz.
إذا أمطرت، أحضر مظلة.
Yağmur yağarsa, bir şemsiye getir.
بما أنك هنا، فلنتحدث.
Burada olduğuna göre, konuşalım.
بما أنه متأخر، يجب أن نغادر.
Geç olduğunu göz önünde bulundurursak, gitmeliyiz.
بينما هو يفضّل القهوة، هي تفضّل الشاي.
O kahveyi tercih ederken, o çayı tercih eder.
بينما كنت أقرأ، كانت تطبخ.
Ben okurken o yemek yapıyordu.
ما إن وصلت حتى بدأ المطر.
Daha yeni gelmiştim ki yağmur yağmaya başladı.
ما إن أنهت حتى رن الهاتف.
O daha yeni bitirmişti ki telefon çaldı.
لا يكتفي بالتحدث بالفرنسية فحسب، بل يكتبها أيضًا.
Sadece Fransızca konuşmakla kalmaz, aynı zamanda Fransızca da yazar.
كانت المشكلة معقّدة إلى درجة أن لا أحد استطاع حلّها.
Sorun o kadar karmaşıktı ki hiç kimse çözemedi.
كان التأثير شديدًا لدرجة أن الجميع لاحظه.
Öyle bir etkiydi ki herkes fark etti.
نادراً ما رأيتُ مثل هذا الإخلاص.
Böylesine bir özveriyi nadiren gördüm.
لم يكن لديهم أدنى فكرة عما كان قادماً.
Başlarına gelecekleri bilmiyorlardı.
لا يمكنك أن تدرّس إلا عندما تفهم.
Sadece anladığında öğretebilirsin.
لم أفهم إلا بعد أن شرح لي.
O açıklayana kadar anlamadım.
تحت أي ظرف من الظروف، يجب عليك ألا تستسلم.
Hiçbir koşulda pes etmemelisin.
لا يجوز بأي حال أن يتكرر هذا.
Bu asla tekrarlanmamalıdır.
هذا لا يؤثر على النتيجة بأي حال من الأحوال.
Bu hiçbir şekilde sonucu etkilemez.
حتى لا يحدث التباس، دعني أوضح.
Karışıklığı önlemek için açıklayayım.
لكي يفهم الجميع، سأشرح.
Herkesin anlaması için açıklayacağım.
كنت سأذهب.
Gitmiş olurdum.
كنت ستأكل.
Yemiş olurdun.
لَكانَ قَدْ أَتَى.
Gelmiş olurdu.
كانت ستغادر.
O gitmiş olurdu.
كنا سنرى.
Görmüş olurduk
لو كنت قد علمتُ، لأتيتُ.
Eğer bilseydim, gelmiş olurdum.
لو كنت قد درستَ لنجحتَ.
Eğer çalışmış olsaydın, geçmiş olurdun.
لو كان قد اتصل بي، لكنت قد أجبتُ.
Eğer beni aramış olsaydı, cevap vermiş olurdum.
لو كنا قد غادرنا مبكرًا، لكنا قد وصلنا في الوقت المناسب.
Daha erken ayrılmış olsaydık, zamanında varmış olurduk.
لو كانت قد سألت، لَكُنتُ قد ساعدتها.
Eğer o sormuş olsaydı, yardım etmiş olurdum.
لو كان لدي مال، لاشتريته.
Param olsaydı onu almış olurdum.
لو كان لدينا وقت لزرنا فرنسا.
Eğer zamanımız olsaydı Fransa'yı ziyaret etmiş olurduk.
لو كنتُ مكانك، لرفضتُ.
Senin yerinde olsaydım, reddetmiş olurdum.
لو أمطرت، لكنا بقينا في البيت.
Eğer yağmur yağmış olsaydı, evde kalırdık.
لو كنت قد حاولتُ بجهدٍ أكبر، لَكُنتُ قد نَجَحتُ.
Daha çok çabalasaydım başarılı olurdum.
كانوا قد فهموا لو كنا قد شرحنا.
Açıklamış olsaydık, anlamış olurlardı.
لو كنت قد رأيته لأخبرته.
Eğer onu görmüş olsaydım, ona söylemiş olurdum.
كانت ستكون سعيدة لو اتصلتَ.
Eğer aramış olsaydın, o mutlu olmuş olurdu.
كنا سنفوز لو لعبنا بشكلٍ أفضل.
Daha iyi oynamış olsaydık, kazanmış olurduk.
لو كانوا قد وصلوا في الموعد، لكنا قد بدأنا.
Eğer zamanında gelmiş olsalardı, başlamış olurduk.
لو كانوا قد عرضوا أكثر لكنت قبلت.
Daha fazla teklif etmiş olsalardı kabul ederdim.
لو كان لديه وقت أكثر لكان قد أنهى.
Daha fazla zamanı olsaydı bitirmiş olurdu.
لو كنت قد علمتُ بالحقيقة، لتصرّفتُ بشكل مختلف.
Gerçeği bilmiş olsaydım, farklı davranmış olurdum.
كنت ستستمتع به لو أنك قد أتيت.
Gelseydin, bundan zevk almış olurdun.
علاوة على ذلك.
Ayrıca.
علاوة على ذلك.
Ayrıca.
بالإضافة إلى ذلك.
Ayrıca.
بالإضافة إلى ذلك.
Ayrıca.
ومع ذلك.
Buna rağmen.
مع ذلك
Yine de.
مع ذلك.
Ancak.
من ناحية أخرى.
Öte yandan.
بالمقابل.
Buna karşılık.
على النقيض.
Buna karşın.
لذلك.
Bu nedenle.
وبالتالي.
Sonuç olarak.
نتيجة لذلك.
Sonuç olarak.
لذلك
Dolayısıyla.
لذلك.
Böylece.
بناءً على ذلك.
Buna göre.
على سبيل المثال.
Örneğin.
على سبيل المثال.
Örneğin.
أي
Yani.
بمعنى آخر.
Başka bir deyişle.
بمعنى آخر.
Yani.
بعبارة أخرى.
Başka bir deyişle.
باختصار.
Özetle.
في الختام.
Sonuç olarak.
في الختام.
Sonuç olarak.
خلاصة القول.
Özetle.
في المجمل
Her şey düşünüldüğünde.
بشكل عام
Genel olarak.
في الجوهر.
Özünde.
جامعة
Üniversite
طالب
Öğrenci.
أستاذ
Profesör.
درجة علمية
Derece.
أطروحة
Tez.
بحث
Araştırma.
أنا أدرس في الجامعة.
Üniversitede okuyorum.
هي تكتب أطروحتها.
Tezini yazıyor.
نحن نجري بحثًا.
Araştırma yapıyoruz.
ألقى الأستاذ محاضرة.
Profesör bir ders verdi.
أحتاج أن أكتب مقالا.
Bir kompozisyon yazmam gerekiyor.
الامتحان الأسبوع المقبل.
Sınav gelecek hafta.
نجحت في الاختبار.
Sınavı geçtim.
حصلت على شهادتها.
O diplomasını aldı.
حضرنا الندوة.
Seminere katıldık.
المكتبة مفتوحة.
Kütüphane açık.
أنا مسجّل في مقرر.
Bir ders alıyorum.
الواجب مستحق غدًا.
Ödev yarın teslim edilecek.
ناقشنا الموضوع.
Konuyu tartıştık.
يبدأ العام الدراسي في شهر سبتمبر.
Akademik yıl Eylül ayında başlar.
أنا أتخصص في الأدب.
Edebiyat okuyorum.
هي تدرس للحصول على درجة الدكتوراه.
O doktora yapıyor.
نحتاج إلى الاستشهاد بمصادرنا.
Kaynaklarımızı belirtmemiz gerekiyor.
قائمة المراجع مطلوبة.
Kaynakça gereklidir.
أنا أستعد للامتحان الشفوي.
Sözlü sınava hazırlanıyorum.
كانت الدرجة ممتازة.
Not mükemmeldi.
درسنا معًا.
Birlikte ders çalıştık.
المنهج شامل.
Müfredat kapsamlıdır.
أنا أتعلم الفرنسية.
Fransızca öğreniyorum.
مُنحت المنحة.
Burs verildi.
مرحبًا.
Merhaba.
هاي.
Selam.
وداعاً
Hoşça kalın.
باي
Görüşürüz.
شكراً جزيلاً لكم.
Çok teşekkür ederim.
شكراً كتير.
Çok sağ ol.
أود
İsterim.
بدي.
İstiyorum.
هل يمكنك من فضلك؟
Rica eder misiniz?
تقدر؟
Yapabilir misin?
تشرفت بلقائك.
Sizinle tanıştığıma memnun oldum.
سعدت بلقائك
Memnun oldum.
أعتذر.
Özür dilerim.
آسف.
Üzgünüm.
سأكون ممتنًا لو
Eğer ... yaparsanız minnettar olurum.
هكون ممنون لو
Sevinirim
يؤسفني أن أبلغكم.
Size üzülerek bildirmek isterim.
آسف أقول لك.
Sana bunu söyleyeceğim için üzgünüm.
أتطلع إلى سماع ردكم.
Sizden haber almayı bekliyorum.
أتمنى أسمع منك.
Senden haber bekliyorum.
بينما آكل، أقرأ.
Yemek yerken okurum.
أثناء المشي، أفكر.
Yürürken düşünüyorum.
أثناء الانتظار، اتصلت.
Beklerken aradım.
بالدراسة، ستتعلم.
Çalışarak öğreneceksiniz.
من خلال العمل الجاد، نجح.
Sıkı çalışarak başardı.
دون أن تقول شيئًا، غادرت.
Hiçbir şey söylemeden ayrıldı.
بعد الانتهاء، غادرنا.
Bitirdikten sonra ayrıldık.
قبل المغادرة، قل وداعًا.
Ayrılmadan önce veda et.
أثناء حديثه، أشار.
Konuşurken jest yaptı.
من خلال قراءة المزيد، تتحسن.
Daha fazla okuyarak gelişirsiniz.
أعمل أثناء الاستماع إلى الموسيقى.
Müzik dinlerken çalışıyorum.
بدون تفكير، أجاب.
Düşünmeden cevap verdi.
بعد أن أكلنا خرجنا.
Yemek yedikten sonra dışarı çıktık.
بالممارسة اليومية، تحسنت.
Her gün pratik yaparak gelişti.
أثناء السفر تعلمت الكثير.
Seyahat ederken çok şey öğrendim.
عند وصوله اتصل بأسرته.
Vardığında, ailesini aradı.
عند سماع الأخبار، بكت.
Haberi duyunca, ağladı.
بدلاً من الشكوى، افعل شيئًا.
Şikayet etmek yerine bir şey yap.
بالإضافة إلى عمله، يدرس أيضاً.
Çalışmasının yanı sıra ders de çalışıyor.
على الرغم من كونها متعبة، واصلت.
Yorgun olmasına rağmen, o devam etti.
باتباع التعليمات، ستنجح.
Talimatları takip ederek başarılı olacaksınız.
دون أن ندرك ذلك، مرّ الوقت.
Farkına varmadan zaman geçti.
بعد أن ناقشنا الأمر، قررنا.
Bunu tartıştıktan sonra karar verdik.
قبل اتخاذ قرار، فكر بعناية.
Karar vermeden önce dikkatlice düşün.
أثناء تفكيره في الخيارات، تردّد.
Seçenekleri değerlendirirken tereddüt etti.
من خلال التركيز على التفاصيل، تحسّن الجودة.
Detaylara odaklanarak kaliteyi artırırsınız.
حاسوب
Bilgisayar
بدون معرفة الحقائق، لا نستطيع أن نحكم.
Gerçekleri bilmeden yargılayamayız.
عند رؤية النتائج، تفاجأ.
Sonuçları görünce şaşırdı.
بدلاً من الاستسلام، حاول مرة أخرى.
Pes etmek yerine, tekrar dene.
دعوى قضائية
dava
المدّعي
davacı
المدعى عليه
Davalı
محامي
avukat
محامي
Avukat
شهادة
Tanıklık.
الأدلة
Delil
شاهد
tanık
هيئة المحلفين
Jüri.
حكم
Hüküm
استئناف
Temyiz
المسؤولية
Sorumluluk
الإهمال
İhmal
خرق العقد
Sözleşme ihlali.
تسوية
uzlaşma
تعويض
Tazminat.
تعويضات.
Tazminat.
أمر قضائي بالمنع
ihtiyati tedbir
استدعاء
mahkeme celbi
إفادة خطية
Yeminli ifade
قانون.
Kanun
مرسوم
Yönetmelik